Sümer Mitolojisi Nedir?

SÜMER MİTOLOJİSİ NEDİR?
Sümerliler mö. 2k ile 4k arasında Irak’ın güneyindeki ,medeniyetler beşiği olarakta bilinen, mezapotamyada yaşamış , dönemin şartlarına göre en gelişmiş medeniyettir.Dünyadaki en eski uygarlık olarak kabul edilir. Sümer Devleti, Sami olmayan izole bir topluluk tarafından kurulmuştur. Mezopotamya’da yaşayan birçok farklı kavimden ilk öne çıkan ve daha sonraki medeni oluşumların temelini atan Sümerlerdir. Gerek yazı, dil, tıp, astronomi, matematik, gerekse din, fal, büyü ve mitoloji gibi alanlarda ilk öne çıkan ve bilinen toplum Sümerlerdir. Yaratılış(sitemizde detaylıca anlatılmıştır), tufan(islamiyetteki nuf tufanin hemen hemen aynisi) ,emeş ve enten gibi günümüze kadar gelmiş bir çok destanları vardır. Yılbaşı ağacı süsleme, evlilik yüzüğü, nazar boncuğu da Sümerlerde görülmüştür.
Sümer mitolojisi diğer uygarlıkların mitolojisinin gelişmesine etkisi olmuştur. Sümerlerde hissedilen her nesnenin bir Tanrısı vardı ve insan görünümündeydiler, fakat insanüstü güçleri olan ölümsüz varlıklardı. Tanrılar, insanlara ne istediklerini bildirmez, ancak insanlar onlara, kendilerinden istenileni sorarak öğrenebilirdi. Hal böyle olunca  çok Tanrilı bir toplum olması kaçinilmazdı. Bu tanrilardan en popülerleri şunlardır ;
• Anu veya An: Gök tanrısı, önceleri baş tanrıyken sonra yerini hava tanrısı Enlil almıştır.• Enlil: Hava tanrısı, tanrıların babası, tapınağı Ekur Nippur kentindeydi.
• Enki: Bilgelik tanrısı
• Nimmah (Ninhursag): Ulu hanım, ana-tanrıça
• Nanna (Sin (mitoloji)): Ay tanrısı
• Utu (Şamaş): Güneş tanrısı, ay tanrısı Nanna’nın oğlu.
• Ninti: Sümer hayat tanrıçasıdır ayrıca bu konuHakkında şunlarıda ifade etmeliyim Ninhursag tarafından Enki’nin vücudunu iyileştirmek için yaratılan sekiz tanrıçadan biridir. Ti kaburga anlamına gelir ve O’nun özel tedavi alanı kaburgalardır. Enki yasak çiçeklerden yemiş ve bu Ninhursag tarafından lanetlenmişti. Ninhursag O’nu iyileştirmek için diğer tanrılar tarafından lanetlenmişti. Ninhursag O’nu iyileştirmek için diğer tanrılar tarafından ikna edilir. Bu hikâye daha sonra Tevrat’ın Genesis (yaratılış) bölümünde anlatılan Adem ile Havva’nın yaratılış hikâyesinin kaynağı olarak değerlendirilmiştir.
• Ecem (Kueen) : Kraliçe Soylular tanrıçası.
• İnanna (İştar): Aşk ve Bereket Tanrıçası. Sümerlilerin tarihini incelediğimiz zaman günümüzden gerçektende çok farkli olmadığını görebiliriz. Zamanlarına göre birçok konuda gelişmişlerdir kendi bilimlerinde ve tıpda çok gelişmişlerdir.yazıyı bulmuşlardır ve bütün halkına yaymaya çalışmışlardır.onlarında kendilerine göre birçok tanrıları bulunmaktaydı yanlız sümerde geçen iki tanrı aynen mısırın ilk firavununu ve kraliçesini oluşturur.bunlardan biri osirisdir sümer tarhinde o sadece daha genç bir tanrıdır onun gemçlik döneminde bildiğimiz buzul çağı başlamaktadır her tanrı bir yer için görevlendirilir o ve inanna(aşk tanrıçası)mısıra gitmek için görevlendirilir mısırda inanna isis olarak eçmektedir ancak osiris yine aynı isimde kalır. Sümer tarihi incelendiğinde türklerin geçmişleriyle ve birçok olayla hatta günümüzle ilgili bir çok olay ve benzerlikler bulunmaktadır.

Efendim sümer mitolojisi tartışmasız dünya üzerindeki en karmaşık, en sorunlu ve bilinmesi en zor mitler bütünüdür. hala çözülememiş bir çok problem, cevaplanamamış çok sayıda soru mevcuttur. mitlerin gerçekten karmaşık olması, konunun uzmanı olmayan okuyucu için okumaktan vazgeçmesine bile sebep olacak bir sonuç doğurur. bunun en temel sebebi, `olayları kronolojik olarak takip etmenin zorluğudur`. ayrıca bir diğer büyük sorun da, şimdiye kadar evrenin, dünyaların, tanrıların, kavramların, insanların ve daha başka şeylerin yaratılışlarına dair kaynaklara mahkum olmamızdır.


Mitoloji de uygarlıkların inanış biçimleri; din, bilim, sosyal hayat ve gelenekleriyle ilişkilendirilen bir kültürel öge olarak bu bilim dalları arasında yerini almıştır. Fakat bu kadar önemli bir konumda olan mitoloji eski çağlarda, dönemsel farkların getirdiği sorunlarla karşılaşmış ve uzun bir dönem çözülmeyi bekleyen bir bulmaca gibi kalmıştır. Ne yazık ki insanların bu bulmacayı çömesi, kalıntılar oluşturulduktan asırlar sonra gerçekleştirilmiştir. 19. yüzyıl gibi, bakıldığında çok da uzak gözükmeyen bir tarihte, Mezopotamya uygarlıklarına ait tablet ve yazıtlar insanlar tarafından yeni yeni anlaşılmaya başlanmış, bu da “mitoloji” kavramının insan hayatına gerçek anlamda 1800lü yıllarda girmesini sağlamıştır.
Özellikle Mısır hiyerogliflerinin ve Babil eserlerindeki çivi yazısının anlaşılması, Eski Ahit’te anlatılan mitolojik ögelerine anlamlar yüklenmesi ve tarihsel çalışmaların sadece Hint Avrupa’da ile ilgili olmaktan çıkıp, aynı zamanda Sami ve Mısırlıları da kapsayacak boyuta gelmesine neden olmuştur. Sonrasında ise antropolojinin gelişmesi, yazıtlardaki mitolojik ögelerin somut olarak önümüze serilmesine ve aktarılan bilgiyi başta uzmanlar olmak üzere tüm insanlığa ispat etmesine yol açmıştır.
Okuduğunuz için teşekkürler 🙂
Yazar:Flightlesscow

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: