Tarihin En Eski Yazılı Destanı | Gılgamış

       Destan, tarihte bilinen en eski medeniyetlerden olan Sümerlerin yaşayışları hakkında bilgi verir ve kendisi de ilk yazılı destan olma özelliğini taşır. Destana konu olan kral Gılgamış MÖ. 3000 yıllarının ilk yarısında Mezopotamya’daki Uruk kentinde hüküm sürmüştür.Zaten hikaye gılgamış’ın etrafında şekil almaktadır. Gılgamış çok güçlü , zeki ve genç bir yöneticidir.Yeryüzünde ona denk kimse yoktur.Onun böyle eşsiz yarı tanrı-yarı insan olması Uruk Halkını rahatsız etmiştir. Gılgamış’ın bu yalnızlığını paylaşacağı birisine ihtiyacı olduğunu düşünen yardımsever(!)halk  Tanrılara çok dua etmişler, çok yalvarmışlardır.

     Tanrılar bu serzenişlere kayıtsız kalmayarak ENKİDU ‘yu yaratmışlardır. Onun bir kopyasını yaratarak cevap vermiştir tanrilar.Enkidu bir şehir sakinidir ve hayvanlarla çok iyi anlaşan birisidir çünkü yabani bir ortamda dünyaya gelmiştir. Gılgamış ın bu durumdan elbette haberi olur ve şehrinden çıkması için bir avcı ve fahişe ayarlar. Planı ise çok zekicedir : Fahişe onu kandırıp onunla eğlenirken avcı onu yakalayacaktır.

    Plan aynen gerçekleşir, tabire göre altı gün yedi gece onunla beraber olur ve kendisine başından beri eşlik eden hayvanlar Enkidu’dan uzak durmaya başlarlar. Enkidu onları işitme ve konuşma duyusunu böylece  kaybeder.Fahişe ona arkadaşlığını sunar ve çevreden ayırıp Gılgamış’a getirdiğin de yumruk yumruğa dövüşürler. Dövüş’ün kazananı ise Enkidu olur ama Gılgamış böylece kendine eşit güçte birisinin olduğunu anlar. Bundan sonra aralarında dostluk bağlarının su basmanı atılır.

     Olaylar gelişir…   Ölümsüzlüğü arayan bir kralın öyküsüdür bu destan. Bunun ardından gelen serüven Gılgamış ile aşk tanrıçası İştar arasında yaşanır. İştar Gılgamış’a evlenme önerisinde bulunur. Gılgamış bunu red eder. Onuru kırılan İştar Gılgamış’ı öldürmek için yeryüzüne bir boğa gönderir. Gılgamış, Enkidu’nun da yardımıyla boğayı öldürür. Enkidu rüyasında, boğayı öldürdüğü için tanrılar tarafından ölüme mahkum edildiğini görür.Aslında bundan sonraki tabletler kayıptır sevgili okuyucum ama günümüze kadar gelen söylencelere göre ve tabletteki bilgilerden birine göre Gılgamış’ın Enkidu için yaktığı ağıtı, düzenlediği görkemli cenaze törenini, sonunda Enkidu’nun ölüler dünyasına göçtüğünü biliyoruz. Bundan sonra ise arkadaşlar Tufan olayı gerçekleşir… (bir sonraki yazımız bu olacak)Bildiğiniz gibi yeryüzünün sularla dolup taşmasının öyküsüdür tufan. Gılgamış destanında Tufan’ı tanrıça İştar ve Bel’in başlattığı anlatılır. Gılgamış, Tufan’dan kurtularak sağ kaldığını öğrendiği Utnapiştim’i bulmak üzere yola çıkar. Utnapiştim ölümsüzlüğün sırrını bilen bir bilgedir. Utnapiştim’i bulan Gılgamış, onun verdiği ölümsüzlük otuyla gençliğine yeniden dönecek ve ölümsüzlüğe kavuşacaktır. Ama, destanının insanlar için en üzücü bölümü burada başlar. Çünkü Gılgamış ölümsüzlük otunu yemeye fırsat bulamadan onu bir yılana kaptırır ve Uruk’a eli boş döner.

Bazı kaynaklar, Gılgamış’ın ölümsüzlük otunu halkıyla birlikte yemek istediğini belirtir. Destan Gılgamış’ın ölüm karşısında acı yenilgisiyle biter.

Son olarak eklemek istediğim diğer varyantlarada bakmakta fayda var . Bir başka kaynağa göre Gılgamış her ne kadar iyi nitelikli özelliklere sahip olsa da kötü bir yöneticidir ve zalim birisidir bundan dolayı halkının Tanrılara yalvarmış olabileceği de önemli bir görüştür. Kafanız allak bullak olmadıysa eğer bir diğer yoruma göre ise Enkidu hastalanıp ölür. Yeryüzündeki canlı-cansız tüm varlıkların sahibi Gılgamış bu olayla ölüme karşı çaresiz olduğunu anlar. Atası, Utnapiştim’den sonsuz yaşamın kaynağının ne olduğunu öğrenir ve onu aramak için yollara düşer. Başından geçen yedi serüvenin ardından Utnapiştim’in uzak bir adadaki evine varır. Büyük Tufan’dan geriye tek sağ kalmış insan olan Utnapiştim, Gılgamış’a yeraltındaki tatlı sularda, Apsu’da büyüyen dikenli bir bitkinin sonsuz yaşamın kaynağı olduğu açıklar. Gılgamış suya dalar ve bitkiyi kökünden koparıp alır, ancak dönüş yolculuğu sırasında bitki bir yılan tarafından yenir. Bu da yılanların sonsuz yaşama sahip oldukları inancının doğmasına neden olmuştur. Ayrıca Tufan efsanesi M.Ö.2000, M.Ö.I833-1750 ve M.Ö. 1250 tarihlerinde meydana getirilmiş değişik versiyonlara sahiptir.

      Ölümsüzlüğün ve bilginin peşindeki insanı yücelterek anlatan Gılgamış Destanı, günümüze kalabilmiş, bilinen en eski destandır.

Gılgamış Destanı, Akat ve Sümer dillerinde yazılmış tabletlerden derlenmiştir. Bunlardan günümüze 12 tablet kalabilmiştir(Tamamı 16 olduğu söylenmektedir). Ama bu tabletler eksik olduğu için destan metninin bütünü elde edilememiştir.

1855’te Ninova’da yapılan kazılarda, Asur Kralı Asurbanipal’in bulunan bu tabletlere daha sonra Türk-İran sınırında ve Irak’taki Nippur kenti kazılarında bulunan tabletler eklenmiştir. Ayrıca Türkiye’de Sultan Tepe ve Boğazköy’de yapılan kazılarda da destanını bazı bulunmuşsa da henüz tümü gün ışığına çıkarılmamıştır.

Yazar:Flightlesscow

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: