Sümerlerde Tanrılar

Sümerlerde Tanrılar

2 Temmuz 2019 0 Yazar: Meryem Lothbrok
83 / 100 SEO Puanı

Sümerlerde Tanrılar

Sümerler insanlık tarihin de kuşkusuz en önemli payı olan medeniyetlerden bir tanesidir. Gerek yazıyı bulmaları, gerekse tekerleği icat etmeleri ve ilkel astronomik çalışmalarıyla o dönem insanlığına çağ atlatacak hareketler de bulunmuşturlar. Kendi toplumlarının yaşayış tarzları , kendinden sonraki toplumlara model olmuş yani örnek alinmıştır.Bu yazımızda Sümer toplumunun din ile arasındaki ilişkiyi inceleyip o zamanlardaki toplumun kabul ettiği en büyük tanrı kimdir bunun yanıtını arayacağız .
Hepinizin bildiği gibi Güney Mezopotamya’daki bataklık bölgeye gelen Sümerler, farklı gruplar halinde yerleşime elverişli bölgelerde Eridu, Ur, Uruk, Lagaş, Umma, Şuruppak ve Kiş gibi birçok şehir devleti kurmuşlardır. Bunların her birine site denilirdi . Eyalet sistemine benzer bir sistemle yönetilirdi Sümerler. Önceki yazılarımızda uruk ya da urak sitesinin kralı Gılgamış ile ilgili efsaneyi okumadıysanız sitemizden inceleyebilirsiniz. Her sitenin de bir yöneticisi olurdu. Siyasi açıdan daha derinlere inmeyeceğiz.

Sümerlerde Tanrılar 1

Bin Tanrılı bir toplumdur Sümerler. Böyle denmesinin sebebi bir çok Tanrılarının olmasıydı . O dönem de bu kadar Tanrı olmasının sebebi aslında “Tanrı” kavramına yükledikleri anlamdır çünkü: Tanrı her şeyin yaratıcısı olan sonsuz güce sahip varlık değildir onların gözünde. Her nesneye neredeyse bir tanrı biçmişlerdir , hal böyle olunca her şeyin Tanrısı kimdir ? Sizin de bildiğiniz gibi onlardan geriye tabletlerden başka bir şey kalmadı. Onların köken, inanış ve yaşayışları hakkındaki tüm bilgilerimizin kaynağı budur, çünkü Sümerler yazıyı bulmalarından itibaren basit bir alacak-verecek meselesinden evren ve kozmolojiye kadar bütün konularda yazılı tabletler bırakmışlardır. Sümerlere göre kurulan medeniyetin ve gelişimin tek kaynağı dini inançlardır. Bir Sümerli, ancak dini anlayışın tam merkezinde bulunan tanrıların ihtiyaçlarını giderip onlara hizmet ettiği ve Tanrıların bundan memnun kaldığı ölçüde değer bulur ve saygınlık kazanırdı yine Sümerlerin din anlayışıyla evren arasında yakın bir ilişki vardı. Onlara göre evren 2 temel ögeden oluşuyordu. Onlara göre evren 2 temel ögeden oluşuyordu…Gökyüzü ve yeryüzü fakat onlar kısaca – an- ki – diyorlardı. Burada ‘an’ gökyüzü ve ‘ki’ yeryüzü anlamına geliyordu. Ayrıca Dünya’nın düz bir disk olduğu görüşü hakimdi. Diskin üzerinde, gökyüzüne kadar uzanan, adını ‘lil’ verdikleri; hava, rüzgar ve ruh diye adlandırdıkları boşluk bulunmaktaydı. Gezegenler, yıldızlar, güneş ve ay da, lilden oluşmuş bunun yanı sıra onlara tanrılar tarafından parlaklık özelliği verilmiştir.
Sümerler bu tanrılarının her birini ‘dingir’ kelimesiyle adlandırmaktaydılar. Genel özellikleri itibariyle insana benzeyen fakat ölümsüzlük gibi çeşitli üstün güçlere sahip birçok tanrı bulunmaktaydı. Bu tanrılar yeme, içme, evlenme, çoluk çocuk sahibi olma, hastalanma, ölümcül bir şekilde yaralanma, savaşma, kızma, öfkelenme, kıskanma, nefret etme, gibi insanın temel doğasında bulunan özellik, ihtiyaç ve duygulara sahiptiler.
Her ne kadar olağanüstü güçlere sahip olsalar da Sümerlere ait mitolojik kaynaklara baktığımız zaman bu güçlerin sınırsız olmadığını, belli bir takım kanunlara ve yasalara tabi oldukları anlaşılır. Aynı zamanda her istediklerine ulaşamadıklarını, bazen amaçları uğrunda çeşitli planlar kurup hile ve kurnazlık diyebileceğimiz bir takım davranışların içerisine girebildiklerini görürüz. Sümerler, tanrıların evlenmesini ve birleşmelerini, bereket ve verim kaynağı sayıyordu. Dolayısıyla tüm Sümer topraklarında huzur ve mutluluğu sağlayacağına inanıyorlardı.

sümerler

Bazı tarihçiler Sümerlerin önemli tanrılarını iki gruba ayırarak inceler:
• Bunların ilki,.An, Enlil ve Enki’den oluşan büyük tanrılar üçlüsüdür.
• İkinci grupta ise.Nanna-Sin, Utu ve İnanna’dan oluşan gezegen tanrıları üçlüsü gelir.
Tabletler incelendiğinde tanrılar panteonunda An, Enlil ve Enki’den meydana gelen üçlü tanrı anlayışı diğerlerine göre oldukça baskındır. Evren unsurları bu üç tanrı da karakterize olmuş, diğer tanrılar daha basit unsurlarla ifade edilmiştir.

Sümerlerde Tanrılar 2

Bu 3 Tanrı arasında en büyük kabul edilen ise ENLİL’dir. Hava, su, toprak öngörüsünden hareketle ortaya çıkan bu üçleme, Sümerlerin evrenle alakalı düşünceleri ve maddenin ana unsurları fikriyatından türemiştir.
Sümerlere göre kozmosun tamamlanabilmesi için nasıl bu unsurlara ihtiyaç varsa ilahi sistemin tam olarak işlevsel bir hal alması da bu üçlemeyle ancak mümkün olabilirdi.İşin ilginç yanı ise, Sümer tanrılarının adalet önünde hesap vermesi zorunluluğu olmasıdır. Hatta bu yüzden panteon’da, Sümerlerin en büyük tanrısı kabul edilen Enlil bile yargılanmıştır. Şöyle ki, Enlil veziri ve yardımcısı Nusku’nun da yardımıyla, Ninlil’e tecavüz eder.
Bu olayı duyan tanrılar yapılan ahlaksızlığı kabul edemezler. Her ne kadar panteonun dolayısıyla da kendilerinin kralı da olsa Enlil yakalanır ve yaptığı bu kabahat nedeniyle ölüler diyarına sürülür…

Sümerlerde Tanrılar 3

Sümer toplumun da din görevlilerinin de yeri buyüktür. Hatta öyle ki Lagaş Kralı vakti zamanın da bir din görevlisiydi. Sümer kralları, tanrıların desteğini din adamlarının belirttiği şekilde almak zorundaydılar. Din adamlarının desteklerini kralların üzerinden çekmeleri büyük bir iktidar sorunuydu.
Ningirsu tapınağının baş rahibi Enetarzi’nin bir şekilde yönetimi ele geçirmesi ve Lagaş kralı unvanını kullanması Sümer rahiplerinin siyasal açıdan ne kadar büyük bir güce sahip olduğunun göstergesidir.
Ayrıca bir diğer grup ise seherbazlar,kahinler ve ihahicilerdi.
Sihirbazlar, tanrıların sevgi ve merhametini yaşanılan toplumun üzerine çekmekten sorumluydu. Bunun yanı sıra insanları, Galla gibi yer altı dünyasının kötü ifritlerinden ve cinlerinden korumak, onların zararlarını yok etmekle görevliydiler.
Kahinler yıldızların konumlarını takip ediyor, gelecekten haber verip, iyi ve kötü olabilecek şeyleri tespit ediyorlardı. Ayrıca ciğer falına bakmakta kahinlerin göreviydi. Savaş kararları alınmadan önce kahinlerin görüşüne baş vurulur, onlar onay vermeden savaşa girişilmezdi.
İlahiciler de ayin, tören ve ritüellerde diğer rahiplere yardım ediyorlar, diyakos vazifesini ifa ediyorlardı.

Din var olduğundan beri ya da icat edildiğinden beri toplumların kaderini tayin etmiştir.Kimisine göre bir coğrafya meselsi olan dinin önemini çok eski ve değerli Sümerliler’de ,bu metinle anlamış olduk.Okuduğunuz için
ÇOK TEŞEKKÜRLER 🙂

 

Bu makale 129 kez okunmuştur