tt ads

Simurg Nedir?

Daha yüksek metafizik olaylardan fiziksel bedene ve ilahi şifa enerjisine, bütünsel şifa sürecinin metafiziksel yorumuna inanmanın, tarihte sembolik birçok karşılığı vardır. İnsan, tarih boyunca karşılaştığı zorluklara karşı çaresiz hisseden ve Yaradan’a ulaşamadığı için, ister Tanrı, ister insan, ister hayvan olsun, doğaüstü yaratıklardan hayali yardım ummuştur. Hayvanların farklı organları ile tasarlanan bu hayali ve tuhaf yaratıklar, sosyal inanç ve fikirler çerçevesinde ortaya çıkmış, doğaüstü olanı betimlemek için edebiyat ve sanat eserlerinde kullanılmıştır.

Kaderini yöneten fantastik yaratıklara atıfta bulunan insan, bunlardan bazılarına ölümsüzlük, mucizevi tedavi, canlanma ve yeniden doğuş gibi tıp sembolleri olarak anlam vermiştir. Kocaman bir yırtıcı kuş olduğu düşünülen, var olmayan ancak henüz bir adı olan Simurg . Bu kuşun tüyünü elde edenlerin evrenin en büyük sırrına ve ölümsüzlüğe ulaşabileceğine inanılıyordu. Simurg Nedir sorusuna ise şöyle bir cevap verebiliriz. 

Simurgh, Orta Doğu’da farklı kültürlerde farklılık gösterir. Simurgh kavramının köken olarak genellikle Farsça olduğu bilinmesine rağmen, onunla ilgili mitoloji tarihin çok eskilere dayanır. Pers mitolojisine göre Simurg , Elburz Dağı’nın hayali Kafinde, ölümsüzlük iksirinin tohumlarını içeren Gaokerena ağacının tepesinde yaşıyordu. Bu ,Hint mitolojisindeki Garuda kuşuna benziyor. Simurgh kavramıyla ilgili diğer bazı benzer mitler eski Çin, Mısır ve Yunan mitolojilerinde de sıkça karşımıza çıkar.

Simurg Efsanesi

İslam öncesi Türk kültürü döneminden var olan mitolojik kuşlar, sembolik ifadesini koruyarak, Türk edebiyatında ve sanatında tekrar tekrar ortaya çıkarak toplumun hafızasında yaşadılar. Orta Asya ve Orta Doğu mitolojilerinde kara kuş veya kartal motifi ve üzerinde tünediği hayat ağacı, Hint mitolojisi Garuda’nın Budizm ve Maniheizm üzerinden etkisi ve Zümrüt-u Anka denilen simurgh ile ilgili semboller Araplar ve Müslüman Türkler tarafından doğaüstü ile kurulan ilişkiyi sürdürmüş, Selçuklu ve Osmanlı Türk kültürlerinde totemik  olarak varlığını sürdürmüştür.

Simurg Efsanesi: Simurg Nedir? Simurg Kuşu ve Simurg Destanı
Simurg Efsanesi: Simurg Nedir? Simurg Kuşu ve Simurg Destanı

Sanat ve edebiyatta önemli bir sembol olarak karşımıza çıkan simurg efsanesi, Türk-İslam kültüründe iki şekilde anlatılmış ve örneklenmiştir. Biri iyiliğin sembolüdür ve İslam öncesi Türk inancındaki iyi ruh fikrine eşdeğerdir ve bu da anlatacağımız efsaneye karşılık gelmektedir. Diğeri ise kötülüğün sembolüdür. Çin ve Hint sanatının hayvan resimlemesinden etkilenen İslam öncesi Türk sanatı, Anadolu Türklerinin sunduğu efsaneyle benzer bir şekilde birleştirilerek kullanılmaya başlanmıştır.

Ortadoğu ve Türk Mitolojisinde Simurg Kuşu

Kutsal kayın ağacının tepesine konan kartal ya da yırtıcı kuşlar, İslam öncesi Türk kültüründe Cennetin Tanrısının sembolleriydi. Örneğin, iki başlı kuş Semruk. Ya da konumuz olan ve Kaf dağının zirvesinde yaşadığına inanılan Simurg gibi. 

Eski ve İslami dönemlerin bazı ünlü şahsiyetleri simurg kuşu ile bağlantılı olarak Osmanlı Türk sanatına ve edebiyatına da yansımıştır. Örneğin, on yedinci yüzyıldan kalma Falname adlı büyük bir fal kitabında falcıların kullanımı için Türkçe yazılmış bir illüstrasyonda, Hipokrat çağdaş bir Osmanlı kostümü giymiş, Kaf dağına giderken tasvir edilmiştir.

Bir başka ilginç örnek ise Kaf dağına giderken simurg kuşu üzerinde resmedilen Peygamberin amcası Hazret-i Hamza’dır . Osmanlı döneminde Türk hikâyeciler tarafından anlatılan çok popüler bir hikâye olduğu için bu illüstrasyon hikâyenin okunmasında kullanılmıştır. Hamza’nın hayatı ve İslam’ı ilerletme mücadelesi hakkındaki hikayeler, tarih boyunca mucizevi olaylarla dolu fantastik bir macera özelliği kazandırılmıştır.

Selçuklu ve Osmanlı Türk sanatında, İslam’dan önceki diğer figürler gibi, simurgh da soyut düşünceyi temsil etmeye devam etti, ancak İslam tasavvufu bağlamında Müslüman bireyin aradığı inanç gücünü temsil edecek. Müslüman sanatçı, İslam öncesi dönemin figürlerini çizmekten yavaş yavaş uzaklaşırken, zamanla simurg, yıllar içinde değişen bir figür olarak stilize bitki illüstrasyonları arasında kalmaya devam etti.

 

Fazla uzatmadan efsaneye geçelim.

Simurg Destanı

Avesta’daki Saêna kuşu, kuşların sultanı Siimurg; Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşayan ve her şeyi bilen bir bilgeymiş. Gözyaşlarıyla şifa dağıtan Simurg ölümünün yaklaştığını anladığında, ona meydan okuyup kendini yakarak kül olduktan sonra kendi küllerinden yeniden dirilirmiş.

Kalın tüylü ve büyük kanatları, oldukça uzun ömürlü, kartaldan biraz büyük Simurg’a, Ortadoğu halkları Zümrüdü Anka, Yunan ve batı Phoenix diyerek onun varlığına inanırlarmış. Herkesin göremeyeceği onu görenlerin ise mutluluğa uzanacağı söylentileri alıp başını gitmiş.
Kuşlar da Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittiğinde onlar da Symurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

 

Simurg Efsanesi: Simurg Nedir? Simurg Kuşu ve Simurg Destanı
Simurg Efsanesi: Simurg Nedir? Simurg Kuşu ve Simurg Destanı


Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Siimurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Siimurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Siimurg’u görmeye karar vermişler.
Ancak Siimurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Oraya varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, hepsi birbirinden çetin yedi vadi… İstek, aşk, marifet, istisna, tevhid, şaşkınlık ve yokluk vadileri…


Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş. “Aşk denizi”nden geçmişler önce…”. “Ayrılık vadisi”nden uçmuşlar…”. “Hırs ovası”nı aşıp, “kıskançlık gölü”ne sapmışlar… Kuşların kimi “Aşk denizi”ne dalmış, kimi “Ayrılık vadisi”nde kopmuş sürüden… Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle…


Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;
Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);
Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
Baykuş yıkıntılarını özlemiş;
Balıkçıl kuşu bataklığını…


Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi “şaşkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi “yokoluş”ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş. Kaf Dağı’na vardıklarında geriye, uçmayı ısrarla sürdüren otuz kuş kalmış.
Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş: Mezopotamya halklarında “si”, “otuz” demektir. Murg” ise “kuş”.
Simurgh’un yuvasını bulunca ögrenmişler ki; “Siimurg – otuz kuş” demekmiş. Onların hepsi birer Siimurg’muş. 30 kuş, anlar ki aradıkları sultan kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.

 

Sağlıcakla…

 

Görsel Kaynakları: 

1.görsel için tıklayınız.

2. görsel için tıklayınız.

 

Mehmet Toprak’ın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Twitter hesabımız için tıklayınız.

tt ads

Bir Cevap Yazın