Bize Ulaş!

Astronomi

Astronomi nedir? Geçmişten Günümüze Astronomi

Paylaşılma Tarihi :

,

İçerik: Astronomi nedir? Geçmişten Günümüze Astronomi

Astronomi nedir?

Astronomi (gök bilimi ya da gökbilim), kökenleri, evrimleri, fiziksel ve kimyasal özellikleri ile gök cisimlerini açıklamaya çalışmak üzere gözleyen bilim dalıdır. Astronominin sınırlı ve özel bir alanı olan gök mekaniği ile karıştırılmaması gerekir. Astronomi daha açık bir deyişle, yörüngesel cisimleri ve Dünya atmosferinin dışında gerçekleşen, yıldızlar, gezegenler, kuyruklu yıldızlar, kutup ışıkları, galaksiler (gökadalar) ve Kozmik mikrodalga arka plan ışıması gibi gözlemlenebilir tüm olay ve olguları inceleyen bilim dalıdır. Evrende bulunan her çeşit maddenin dağılımını, hareketini, kimyasal bileşimini, evrimini, fiziksel özelliklerini ve birbirleriyle etkileşimlerini inceler.

Astronomi terimi eski Yunanca’daki astron ve nomos (άστρον et νόμος) sözcüklerinden türetilmiş olup, «yıldızların yasası» anlamına gelir. Asteroitlerin ve kuyruklu yıldızların keşfindeki katkıları göz önüne alınırsa, astronomi amatörlerin de halen etkin bir rol oynayabildikleri nadir bilim dallarından biridir.

İçerik: Astronomi nedir? Geçmişten Günümüze Astronomi

Gök bilimi yeryüzündeki en eski bilimlerden biri olarak kabul edilir. Arkeolojik bulgular en eski çağlarda bile insanların gök biliminin konuları hakkında bilgileri olduğunu ortaya koymaktadır. Neolitik çağda insanlar ekinoksların periyodik karakterini, mevsimlerle ilişkisini ve bazı takımyıldızları bilmekteydiler. Modern gök bilimi gelişimini, özellikle antik çağdaki ve onları izleyen matematikçilere ve Ortaçağ’ın sonunda keşfedilmiş gözlem aletlerine borçludur. Başlangıçta ayrılmaz bir ikili sayılan ve paralel olarak ilerleyen astroloji ve gök bilimi zamanla yollarını birbirlerinden ayırmak zorunda kalmışlardır.


Antik Çağ’da astronomi

 

İçerik: Astronomi nedir? Geçmişten Günümüze Astronomi
Tarantula nebulası

Antik Çağ’da gök biliminin gelişimindeki önemli hususlar olarak şunlar söylenebilir :
Astronomi önceleri yalnızca, çıplak gözle görülen gök cisimlerinin gözlemi ve hareketleri hakkındaki öngörülerden oluşuyordu. Eski zamanlarda gözlemler çıplak gözle yapılıyorsa da o zamanlar günümüzdeki gibi sanayi ve ışık kirliğinin bulunmayışı insanlara büyük bir avantaj sağlıyordu. Bu yüzden antik çağda yapılan gözlemlerin günümüzde yapılması neredeyse olanaksız derecesinde zordur.


Eski insanların dairesel tarzda dikmiş oldukları 6.500 yıllık megalitlerin (Nabta Playa, Stonehenge) astronomik gözlem amacıyla kullanıldıkları sanılmaktadır.
Eski çağlarda astronomide ilerlemiş uygarlıklardan bazıları, Çin, Hint, Sümer, Kalde, Mısır, Toltek, Zapotek ve Maya uygarlıklarıdır.
Rig-Veda’da Güneş’in hareketine bağlanan 27 takımyıldızdan ve 13 bölümlü zodyaktan söz edilir.


Mayalar ise teleskopları olmadıkları halde Venüs’ün evrelerini ve tutulmalarını tam olarak saptayabilmişlerdi.
Antik Yunanlar’ın gök bilimine yaptıkları en önemli katkı, yıldızları kadir derecelerine göre sınıflandırmaya çalışmış olmalarıdır.

Orta Çağ’da astronomi


Ortaçağ’da astronomi bilgilerinin İslam bilginlerince geliştirildiği ve bu bilgilerin sonradan Batı’ya aktarıldığı görülür[kaynak belirtilmeli]. Astronomiyi geliştiren bu İslam bilginlerinden başlıcaları şöyle sıralanır:


Fergani (805–880), Gök cisimlerinin hareketleri üzerine yazılar yazdı, ekliptiğin eğikliğini hesaplamasını sağladığı gözlemlerde bulundu.
Kindi (801–873), filozof ve ansiklopedici bilgin, astronomi üzerine 16 eser yazdı.
Battani (855–923), astronom ve matematikçi
Hasib El-Mısri (850–930), Mısırlı matematikçi
Harezmi (780-850): Türkistanlı matematikçi.
Ebubekir Er-Razi (864–930), İranlı bilgin
Farabi (872–950) büyük filozof ve bilgin.
Khujandi 10. yüzyılın sonunda Tahran yakınında bir gözlemevi inşa etti.
Ömer Hayyam (1048–1131), cetveller hazırladı, takvimi geliştirdi.
İbn-i El-Haytham (965–1039), matematikçi ve fizikçi.
Biruni, (973–1048), matematikçi, astronom ve ansiklopedici.
Tusi (1201–1274), filozof, matematikçi, astronom ve ilahiyatçı; trigonometrinin kurucularından biri olarak kabul edilir.
Gıyaseddin Cemşid (1380–1429), (Özbekistan)
Uluğ Bey (1393 – 1449) Timur İmparatorluğu’nun 4. hükümdarı. Matematikçi ve astronom.
Ali Kuşçu (1403 – 1474) Türk astronom, matematikçi ve dilbilimci

İçerik: Astronomi nedir? Geçmişten Günümüze Astronomi

Gök bilimin gelişmesinde devlet adamlarının yapmış olduğu kişisel girişimler de önemli bir yer tutmaktadır. Selçuklular döneminde yaşamış olan Kırşehir emiri Caca Bey burada kendi adıyla kurmuş olduğu medresede gök bilimin gelişmesine imkân sağlayacak ortamı oluşturmuştur.

Rönesans’ta astronomi

Kopernik Güneş merkezli güneş sistemi modelini fikir olarak ortaya attı.
Kopernik’in fikri Galileo ve Kepler tarafından savunuldu, geliştirildi ve düzeltildi.
Kepler Güneş’in çevresindeki gezegenlerin hareketini belirleyen bir yasalar sistemi olduğunu düşünen ilk kişi oldu.
Çekimi hareket yasalarıyla tanımlayan Newton oldu. Böylece gezegenlerin hareketine makul bir açıklama getiren ilk kişi de o oldu. Aynı zamanda yansıtıcı teleskobu icat etti.

İçerik: Astronomi nedir? Geçmişten Günümüze Astronomi
Kopernik Güneş merkezli güneş sistemi modeli

Günümüzde astronomi

Astronomi 19. ve özellikle 20. yüzyılda baş döndürücü bir hızla ilerlemiştir. Yakın zamanlardaki keşif ve gelişmelerle ilgili olarak şunlar söylenebilir:
Teleskopların geliştirilmiş olmasının yanı sıra, diğer bilim dallarındaki ilerlemelerin de gök bilimine yardımcı olmaları sayesinde, evrenin gizleri bir bir açığa çıkmaktadır.
Astronomideki en önemli gelişmelerden biri, tayf ölçümü de denilen spektroskopinin (maddelerin ışıkla olan etkileşimlerini anlamaya çalışma, maddelerin soğurduğu ve yaydığı ışığı, yani elektromanyetik dalgaları saptayarak maddenin yapısı hakkında sonuçlara varma tekniği) yani yıldız ışığının elektromanyetik spektral analizine başlanmış olmasıdır.
Diğer yıldızların ışıklarının analizi, bu yıldızların ışığının temelde Güneş’in ışığından farksız olduğunu, fakat yıldızlar arasında sıcaklık, kütle ve boyut bakımından son derece büyük farklılıklar bulunduğunu göstermiştir.


Evrenin genişlemesi, galaksiler giderek birbirinden uzaklaşmaktadır.20. yüzyılın başında diğer galaksilerden ayrı bir birim olarak galaksimizin varlığı kanıtlanabilmiştir.
Ardından Hubble yasası ile evrenin bir genişleme içinde olduğu saptanmıştır; galaksiler giderek birbirinden uzaklaşmaktadır.


Kozmolojik termik ışıma (fosil ışıması) ve kimyasal elementler ve izotoplarının maddeden ayrılmasını açıklayan farklı nükleosentez teorileriyle büyük ölçüde astronomi ve fiziğe dayalı olan Büyük Patlama kuramı yoluyla kozmoloji özellikle 20. yüzyılda büyük gelişmeler göstermiştir.


20. yüzyılın bu alandaki son gelişmeleri olarak, radyoteleskopların, radyoastronominin, modern bildirişim araçlarının ortaya çıkması sayılabilir. Bunlar sayesinde, elektromanyetik dalgalarla uzayı aşan parçacıkların spektroskopik analizi yapılabilmiş ve böylece uzak gök cisimleri üzerinde yeni deney türleri olanaklı hale gelmiştir.

Astronominin dalları, alanları, konuları

Antikçağdaki başlangıç döneminde gök bilimi yalnızca astrometriden, yani yıldız ve gezegenlerin gökyüzündeki konumlarının ölçümünden ibaretti. Daha sonra Kepler ve Newton’un çalışmaları gök cisimlerinin kütle çekimi etkisi altındaki hareketlerinin matematik yoluyla öngörülmesini sağlayan gök mekaniğini doğurdu. Bu iki alandaki (astrometri ve gök mekaniği) çalışmaların çoğu, önceleri, elle yapılan işlemlerden oluşuyordu.

Günümüzde ise bu çalışmalar bilgisayarlar ve fotoğraf aygıtları ile yapılabilmektedir ki; bu da gök cisimlerinin konum ve hareketlerinin çok büyük bir hızla saptanabilmesini sağlamaktadır. Bu yüzden modern astronomi daha ziyade gök cisimlerinin fiziksel doğasını gözlemlemeye ve anlamaya yönelmiştir.

İçerik: Astronomi nedir? Geçmişten Günümüze Astronomi

20. yüzyıldan itibaren profesyonel gök bilimi iki alana ayrılma eğilimi göstermiştir : gözlemsel astronomi ve teorik astrofizik. Gök bilimcilerin çoğunun her iki alanda da çalışıyor olmasıyla birlikte, profesyonel astronomlar giderek bu iki alandan birinde uzmanlaşma eğilimi göstermektedirler. Gözlem gök bilimi esas olarak verilerin elde edilmesiyle ilgilenir. Teorik astrofizik ise esas olarak gözlemlenen fenomenleri anlamaya ve öngörülerde bulunmaya çalışır. Teorik astrofizik gözlem astronomisine bir tamamlayıcı etken olarak astronomik oluşumları açıklamaya çalışır da denilebilir.

İçerik: Astronomi nedir? Geçmişten Günümüze Astronomi

Gök biliminin bir dalı olan astrofizik, yıldızların gözlemiyle sınıflandırılan fiziksel fenomenleri tanımlar, belirler. Günümüzde gök bilimcilerin hepsi de belirli bir astrofizik bilgisine sahiptirler ve gözlemleri de hemen hemen her zaman, yine astrofizik bağlamında incelenir.

Bununla birlikte, kendilerini yalnızca astrofiziği incelemeye vermiş araştırmacılar da yok değildir. Astrofizikçilerin çalışması astronomik gözlem verilerini analiz etmek ve onları fiziksel olgulara indirgemektir.

Astrofiziğin bir dalı olan kozmoloji, evreni fiziksel bir sistem olarak inceler; yani evrenin doğuşu ve büyümesi, evrimi, gökcisimlerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri ve konumlarının hesaplanması ile ilişkilidir. Astronomi gözlemleri salt astronomi ile ilişkili değildir; aynı zamanda genel görelilik kuramı gibi fizikte çok önemli yeri olan kuramların sınanması için de gözlemsel veri sağlar.

İçerik: Astronomi nedir? Geçmişten Günümüze Astronomi
Modern Astrofizikçi Neil de Grasse Tyson

Kullanılan inceleme yöntemi, amaç ve konuya göre birbiriyle iç içe olan, genel gök bilimi, astrofizik ve uzay bilimleri gibi birçok dala ayrılır. Gök biliminde inceleme alanları aynı zamanda şu iki kategoride ele alınır:
Konuya göre astronomi. Genellikle uzayın bölgelerine göre (örneğin galaktik gök bilimi) ve ilgili meselenin tiplerine göre dallara ayrılır (yıldızların oluşumu, kozmoloji).
Gözlem tarzına göre astronomi. Saptanan partiküllerin tipine (ışık, nötrino) veya dalga genişliğine (radyo dalgaları, gözle görünen ışık, kızılötesi ışınlar) göre dallara ayrılır.

Kaynak: Wikipedia Özgür Ansiklopedi

Çn: Gerçi ne kadar özgür olduğu tartışılır bir konu 🙂

Sağlıcakla…

Bu içerik 3694 kez okunmuştur

Kuruculuğunu ve genel yayın yönetmenliğini üstlendiği wikikultur.com'da makaleler ve içerikler üretiyor.

Okumaya Devam Et
Yorum İçin Tıkla

Bir Cevap Yazın

Astronomi

Beyaz Cüce ve Kara Cüce | Bir Yıldızın Sonu

Paylaşılma Tarihi :

,

Yazar :

Beyaz Cüce ve Kara Cüce | Bir Yıldızın Sonu

Beyaz Cüce ve Kara Cüce Kısaca Nedir?

Bir Beyaz Cüce ve Kara Cüce İllüstrasyonu

Beyaz cüceler küçük kütleli yıldızların (cücelerin) yakıtı bittikten sonra ölmesiyle ortaya çıkarlar. Kara cüceler ise beyaz cücelerin tamamen soğumuş halleridir. Bunun olması çok uzun sürdüğünden evrenimizde bu duruma gelmiş hiçbir yıldız yoktur. Not: Kara cücelerle kara delikleri karıştırmayınız lütfen. 😊

 Bir Yıldızın Sonu

Bir önceki yazımda yıldızların da bizler gibi doğup büyüdükten sonra öldüğünden bahsetmiştim ve henüz daha doğmadan ölen yıldızları yani kahverengi cüceleri ele almıştım. Yıldızların, bulutsu denilen gaz ve toz yığınlarında bir araya toplanan atomların yüksek basınç ve sıcaklık altında kaynaşarak füzyonu başlatmasıyla oluştuğunu söylemiştik. Bu toplanan kütle Jüpiter’in 90 katına (diğer bir deyişle 0.08 Güneş kütlesi) ulaşırsa füzyon dengeli şekilde devam edebiliyordu.

 

Bir yıldızın kütlesi onun kaderini belirler. 0.08 Güneş kütlesini aşmayı başarmış ama 8 Güneş kütlesinin altında kalmış yıldızlar kırmızı, turuncu, sarı cüceler ve ana kol üzerindeki diğer cüceleri oluşturur. Bizim yıldızımız Güneş ise G2V tipinde bir cücedir. Evet, 1.4 milyon kilometrelik devasa boyutuna rağmen Güneş bir cüce yıldızdır. Başka yıldızların ne kadar büyük olduğunu siz düşünün artık.

 

Bu yıldızların ana yakıtı hidrojendir. Çekirdekteki hidrojeni füzyona uğratarak enerji açığa çıkartırlar. Bu durumdayken yıldızın kütle çekimi ile radyasyon basıncı nedeniyle olan dışa doğru etkiyen kuvvet dengededir ancak bu denge zamanla bozulur. Hidrojenin füzyonu daha ağır element olan helyumu çıkartır. Helyumu füzyona uğratamadığı için, çekirdekteki hidrojeni biten yıldız çökmeye başlar ve sıcaklığı artar. Basıncın ve sıcaklığın artmasıyla yüzeye yakın olan hidrojen atomları da kaynaşmaya başlar ve sıcaklık gittikçe yükselir. Yıldızın kütle çekimine üstün gelen sıcaklık nedeniyle yıldızın yüzeyi genişler. Cüce dediğimiz yıldız kocaman kırmızı bir deve dönüşür ve kütlesine bağlı olarak birkaç milyon yıl öyle kalır. Bir gün bizim yıldızımız Güneş de bu evreye geldiğinde genişleyip bizi yutacaktır. Neyse ki bunun olmasına daha 5 milyon yıl var…

Beyaz Cücenin ve Kara Cücenin Oluşumu

Sızaklığı artan çekirdek artık helyumu füzyona uğratabilmektedir. Kısa bir süre daha helyumla beslendikten sonra artık helyum da biter ve çekirdeğin beslenebileceği yakıt kalmaz. Bu durunda yıldızın dış katmanları genişleyerek uzaya saçılır ve çekirdek de çökerek beyaz cüce haline gelir. Beyaz cüce haline gelen yıldızımızda artık füzyon yoktur, önceki halinden kalan sıcaklıkla ışık yaymaya devam ederler. Çökmeden ötürü boyutları küçülmüştür ancak yoğunlukları büyük ölçüde artmıştır. Örneğin beyaz cüce olan Sirius B yıldızının kütlesi bizim yıldızımız Güneş’in kütlesine eşit olduğu halde çapı yalnızca 5800 km’dir. Yoğunluğu hayal etmek için Güneş’i alıp kütlesini hiç kaybetmeden Dünya’nın yarı boyutuna kadar sıkıştırdığınızı düşünebilirsiniz.

İçerik: Beyaz Cüce ve Kara Cüce | Bir Yıldızın Sonu

Kırmızı devden artakalanlar, ortada ise bir beyaz cüce.

Beyaz cüceler yaklaşık 10 trilyon yıl daha bu şekilde ışık saçmaya devam ettikten sonra artık tamamen sönecek ve kara cüceye dönüşecekler. Ancak evrenimiz henüz 13.8 milyon yaşında olduğu için kara cüceye dönüşen olmadı henüz.

 

Kaynakça:

http://zebu.uoregon.edu/textbook/se.html

http://www.astronomy.ohio-state.edu/~jaj/Ast162/lectures/notesWL22.html

Safahan Başara’nın diğer yazıları için tıklayınız.

 

Bu içerik 1177 kez okunmuştur

Okumaya Devam Et

Astronomi

Uzay Çağrışımları

Paylaşılma Tarihi :

,

Yazar :

İçerik: Uzay Çağrışımları

Uzay Çağrışımları

Güne başlarken mutlaka duş alınması gerektiği kanısındayım. Fiziksel temizlik ve daha kolay uyanmak gibi çok güzel faydaları var ama bugün üzerinde duracağım nokta bunlar değil. Uyandığında duşa girmelisin çünkü banyodayken düşünür insan en yaratıcı fikirleri. Ayrıca bu faydanın yalnızca kültürel değil, evrensel olduğuna; İsviçreli bilim insanlarının bile sabah ilk işlerinin duş almak olduğuna neredeyse eminim.

Mesela bu yazıya da duştayken karar verdim, aceleyle (ayrıca küçük bir coşkuyla) çıktım ve ekranın başına oturup yazmaya başladım. Banyoların böyle üstün bir özelliğinin olmasının şüphesiz birçok sebebi vardır ama bunlardan en önemlilerinden bazıları; günlük hayatımız aksine vücudumuzla aramızda engel bulunmadan üryan bir şekilde temas halinde bulunabilmenin getirdiği özgürlük, gözlerini kapattığında hissettiğin boşluktaki sonsuzluk hissi ve suyun bilinçaltımızda uyandırdığı yaşama, üretme ve devam etme arzusudur. Bütün bunlar birlikte kafamızın içinde dönen koca bir nebula misali, fikirlerin yerli yersiz çağrışımlarla daha parlak bir hal alması ve git gide parlayarak göz alıcı bir hal almasıyla düşünceye dönüşür. İşte bu yüzden Ilık su saçlarından omuzlarına akarken sen kuru fasulyeyi atıştırmalık paketlerde fastfood olarak satma planları yaparsın.

İçerik: Uzay Çağrışımları

Aslında günlük hayatta da her şey farkında olmaksızın bu yerli yersiz çağrışımlarla ilgilidir. Kırmızı ışıkta durmuş yeşile dönmesini beklerken o kırmızılar ve yeşiller aniden elmaya dönüşebilir. (Ve aç bir yazar, yazmadan önce bir şeyler yemeyi tercih edebilir) Herkesin birbirinden bağımsız bir şeyleri bir şeylere çağrıştırdığı bu gezegende ise en yüce çağrışımlar, bizi uzaya çıkaracak büyüleyici seviyedeki teknolojik adımların temeli olanlardır. (Büyüleyici kelimesini seçmem, Arthur Charles Clarke’ın Clarke Kanunlarında bahsettiği ‘’Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.’’ sözünden alıntı olmasından mütevellit.) Aslında şu başta bahsettiğim duştaki düşüncelerim de, duş başlığını uzay gemisine benzetmemden dolayı zihnimde gelişen Otostopçunun Galaksi Rehberi maceraları tadında bir yolculuğa çıkmamla başladı.

Önce banyoya düşen bu banyo boyu kadar gemiye binip aceleyle uzaya çıkıyorum ve ben gezegeni terk ederken tüm gezegen de üzerinde bulunan bütün dolar ve Euro kurlarıyla birlikte yok oluyor. Ardından tamamen sütlaçtan oluşmuş bir gezegene gidip öğle sıcağı gören tarafında kahvaltı yerine bu sütlaçtan yiyorum. Ardından kendimi yaşadığım karın ağrısını unutturacak bir uzay savaşında buluyorum. Lazerlerin arasından sıyrılmaya çalışırken arkada bir grup insanın (ya da humanoid demem daha doğru olur) Stargate halayına durduğunu fark edip can havliyle aralarına katılıyorum. Sadece dakikalar içerisinde kendimi evrenle bir olmuş, bütün varoluşsal sancılarımdan kurtulmuş bir sonsuzlukta buluyorum.

(Stargate Halayı, ayrıca Kalt bir bütün olarak üzerimde mentordan çok daha fazlası bir etkiye sahip olan kuruluş. Kendisinden ayrı bir yazıda uzun uzadıya bahsetme niyetindeyim.)

Tüm bu meditasyon tadındaki sonsuz evrenler ise sadece gözlerimi açmamla son buldu ne yazık ki. Neyse, yeni yolculuklar için bir sonraki sabah duşunu şimdiden iple çekmeye başladım.

 

Nebula fotoğrafı kaynak: https://tr.pinterest.com/pin/214202526001504346/

Kalt’ın kanalı: https://www.youtube.com/channel/UCB12vt2obajvkegtlpb_F8Q

Bu içerik 1514 kez okunmuştur

Okumaya Devam Et

Astronomi

Evrenin Soğuk Yıldızları | Kahverengi Cüceler

Soğuk yıldız nedir? | Yıldızlar, gece gökyüzümüzü süsleyen muazzam gök cisimleridirler. Bu yazımızda soğuk yıldızlardan bahsedeceğiz.

Paylaşılma Tarihi :

,

Yazar :

İçerik: Evrenin Soğuk Yıldızları | Kahverengi Cüceler

Kahverengi Cüce Nedir?

Yıldızlar, gece gökyüzümüzü süsleyen muazzam gök cisimleri. İçlerinde gerçekleştirdikleri reaksiyonlarla milyonlarca yıl boyunca ışık saçmaktadırlar. Yıldızlar da tıpkı bir insan gibi doğar, yaşlanır ve ölür. Aralarında bazıları vardır ki henüz yaşamına başlamadan ölür. Bu yazımızda da bu yıldızlardan, kahverengi cücelerden bahsedeceğiz.

soğuk yıldız nedir | wikikultur.com

 

Bir yıldızın hayatı gaz ve tozlardan oluşan bulutsularda başlar. Bulutsulardaki gaz toplaşır, basınç ve sıcaklık o kadar yükselir ki atomların çekirdekleri birbiriyle kaynaşır. Buna füzyon reaksiyonu denir. Bu aşama çok önemlidir çünkü yıldızın kaderi bu esnada belirlenir. Füzyonun başlaması ve devamının sürdürülmesi için gereken değer yaklaşık 90 Jüpiter kütlesidir. Toplaşan gaz kütlesi bu değerin altında olursa hayatına normal bir yıldız olarak devam edemez, bu yüzden kahverengi cücelere başarısız yıldız da denir. Kütlesi Jüpiter’in 60 ila 90 katı arasında olanlarda ise ilk birkaç milyon yıl döteryum füzyonu görülebilir ancak çekirdek yoğunluğu yüzünden füzyonun devamlılığı sağlanamaz ve durur. Peki bir kahverengi cüce ile gaz gezegeni arasındaki fark nedir? Cevap basit, aralarındaki devasa kütle farkı (alt sınır 10 Jüpiter kütlesi).

 

Astronomiyle uzaktan yakından ilgilenen herkes yıldız sınıflarını mutlaka duymuştur. O, B, A, F, G, K, M; bunlar hepinizin bildiği sıradan yıldız sınıfları. Genç kahverengi cüceler M sınıfında olmakla beraber diğerleri ise bunların devamı niteliğinde olan L, T ve Y sınıflarına ait. Fazla detaya girmeden bunlara bir göz atalım.

 

M sınıfındakiler 3500 ile 2100 kelvin yüzey sıcaklığına sahip manyetiksel olarak aktif genç kahverengi cücelerdir. L sınıfında molekülce zengin atmosferi olan kahverengi cüceler bulunur. Sıcaklıkları 2100 ile 1300 kelvin arasındadır. T sınıfına geldiğimizde daha soğuklarıyla karşılaşıyoruz, 1300 ile 600 kelvin arası. Spektrumları ise gaz gezegenlerinkiyle daha benzer. Y sınıfındakiler ise 600 kelvinden daha düşük bir sıcaklığa sahip. Daha küçük dedim ama ne kadar daha küçük? Bebekken ölmüş bu yıldızlar en fazla ne kadar daha soğuk olabilir? İşte şimdiye kadar keşfedilmiş, evrenin en soğuk yıldızları:

 

CFBDSIR 1458-10b isimli, bizden 75 milyon ışık yılı uzaklıkta çift yıldız sisteminde bulunan bu yıldızın yüzey sıcaklığı ne kadar mı? Sabahları kahvaltınızın yanında içtiğiniz bir fincan kahvenin sıcaklığı kadar, 97 celsius derece.

soğuk yıldız nedir | wikikultur.com

[2] CFBDSIR 1458-10b yıldızının örneklendirmesi (sağdaki)  / soğuk yıldız nedir

 

WISE 1828+2650 olarak adlandırılan başka bir yıldız ise 23 celsius sıcaklığında. Bu yıldız da diğer kahverengi cüceler gibi zamanla solmuş ve şu an zayıf kızılötesi ışıma yapıyor.

 

Güneş sistemimizin komşularından biri olan WISE J085510.83-071442.5 ise aşırı derecede soğuk. -48 ile -13 celsius derece arasında bir sıcaklığa sahip. Bize olan 7.2 milyon ışık yılı uzaklığıyla en yakın 4. sistem olma özelliğine sahip aynı zamanda.

soğuk yıldız nedir | wikikultur.com

[3] J085510.83-071442.5 yıldızının konumunu gösteren bir çizim. /soğuk yıldız nedir

 

Kaynakça:

 

Görsel Kaynakları:

 

Bu içerik 1488 kez okunmuştur

Okumaya Devam Et

Yazarımız

Ekibimize Katıl!

yazar

Son Yazılar

Hasret Gültekin: Hasret Gültekin:
Müzik2 gün Önce

Hasret Gültekin: Şans Tanımanız Gereken Sanatçı #16

Hasret Gültekin Şans tanımamız gereken sanatçılar listesinde sanatçı olan Hasret Gültekin var. Geçen yazımızda Kesmeşeker yer almıştı. Bu yazımızda ise...

WK HAFTALIK GENEL KÜLTÜR TESTİ #11 WK HAFTALIK GENEL KÜLTÜR TESTİ #11
Quiz&Test3 gün Önce

WK HAFTALIK GENEL KÜLTÜR TESTİ #11

Haftalık Genel Kültür Testi ile tekrardan karşınızdayız. Her konudan genel kültür soruları için bağlantıya tıklayın ve kültür seviyenizi ölçün.   Genel kültür testi...

Steam Ödülleri 2020 Steam Ödülleri 2020
Teknoloji4 gün Önce

Steam Ödülleri 2020

Steam Ödülleri 2020 Adaylık Komitesi Steam artık bir gelenek hâline gelen ödüllerini her zaman olduğu gibi bu sefer de kullanıcılarına...

Mısır Mitolojisi: Yaratılış, Tanrılar, Tanrıçalar ve Yaratıklar Mısır Mitolojisi: Yaratılış, Tanrılar, Tanrıçalar ve Yaratıklar
Mısır Mitolojisi4 gün Önce

Mısır Mitolojisi: Yaratılış, Tanrılar, Tanrıçalar ve Yaratıklar

Mısır Mitolojisi: Yaratılış, Tanrılar, Tanrıçalar ve   Mısır Tanrıları ve Tanrıçaları Tüm eski insanlar için dünya gizemle doluydu. Çevrelerindeki dünyada deneyimlediklerinin...

İçerik: Mitolojik Hikaye: Persephone ve Hades Hikayesi İçerik: Mitolojik Hikaye: Persephone ve Hades Hikayesi
Yunan Mitolojisi5 gün Önce

Mitolojik Hikaye: Persephone ve Hades Hikayesi

Persephone ve Hades Persephone ve Hades | Persephone, Demeter ve Zeus‘un kızıydı. Persephone büyüdükçe güzelliği de arttı. Yeraltı tanrısı Hades...

İçerik: Fransız Devrimi Nedir? Fransız Devrimi Nasıl ve Ne Zaman Başlamıştır? İçerik: Fransız Devrimi Nedir? Fransız Devrimi Nasıl ve Ne Zaman Başlamıştır?
Tarih5 gün Önce

Fransız Devrimi Nedir? Fransız Devrimi Nasıl ve Ne Zaman Başlamıştır?

Fransız Devrimi Fransız Devrimi, devrimle bağdaştırdığımız neredeyse her şeye sahipti; açgözlü hayaller, hırslı aristokratlar, yüksek vergiler, başarısız hasatlar, gıda kıtlıkları,...

Mahir: Kısa Hikaye Mahir: Kısa Hikaye
Edebiyat5 gün Önce

Mahir: Kısa Hikaye

Mahir: Kısa Hikaye – Yüzüğü alınca “Evet!” der sandım. – “Hayır” mı dedi? – Hayır. Yani hayır demedi. Evet de...

Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek
Deneme6 gün Önce

Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek

Raziye Ayhan’ın Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek İki kişilik bir masada yalnız başıma oturuyordum , kimi zaman bu sayı çoğalıyor,...

Okunması Gereken Kitaplar #1 Okunması Gereken Kitaplar #1
Edebiyat7 gün Önce

Okunması Gereken Kitaplar #1

Okunması Gereken Kitaplar listemiz zamanla güncellenecektir. Bu listedeki kitaplar tamamen yazarın istediği sırayla düzenlenmiş ve herhangi bir “en iyi” sırasını...

Ülkü Tamer: Şans Tanımamız Gereken Şair #8 Ülkü Tamer: Şans Tanımamız Gereken Şair #8
Edebiyat1 hafta Önce

Ülkü Tamer: Şans Tanımamız Gereken Şair #8

Ülkü Tamer: Şans Tanımamız Gereken Şair Şans Tanımamız Gerekenler listesinde artık şairlerimizde var. Biliyorsunuz ki Şans Tanımamız Gereken Şair listemizin...

yunan Tanrıları - wikikultur.com yunan Tanrıları - wikikultur.com
Yunan Mitolojisi1 hafta Önce

Yunan Tanrıları: Yunan Mitolojisinde 30 Yunan Tanrısı Listesi

Yunan Mitolojisinde Yunan Tanrıları Listesi Yunan Mitolojisi hayal gücümüzü her zaman heyecanlandırmıştır. Güçlü Yunan Tanrılarının destansı hikayeleri, yıllar boyunca sayısız...

Arkeoloji1 hafta Önce

Lirik Şiirin Kraliçesi Sappho ve Sappho’yu Bizimle Tanıştıran Cevat Çapan

Bu yazımızda Lirik Şiirin kraliçesi Sappho’yu ve onun “Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen” isimli şiir kitabının çevirmeni Cevat Çapan’ı ele...

Kesmeşeker: Şans Tanımanız Gereken Sanatçı #15 Kesmeşeker: Şans Tanımanız Gereken Sanatçı #15
Müzik1 hafta Önce

Kesmeşeker: Şans Tanımanız Gereken Sanatçı #15

Şans tanımamız gereken sanatçılar listesinde sanatçı topluluğu olan Kesmeşeker var. Geçen yazımızda Grup Seksendört yer almıştı. Bu yazımızda ise güzel...

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları
Blog1 hafta Önce

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları Salgın, virüs, maske, karantina, önlem, ellerimizle özdeşmiş dezenfektan kokusu ve nicesi… Pandemiye Özel Uzaktan Tatil isimli...

24 Kasım Öğretmenler Günü 24 Kasım Öğretmenler Günü
Deneme1 hafta Önce

24 Kasım Öğretmenler Günü

24 Kasım Öğretmenler Günü’ne özel yazımız sizlerle. Sınıfları boş tarlalara benzetiyorum. Öğretmenler birer çiftçi, öğrenciler ise tohumları. İlk önce ekiyorlar...

İçerik: Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir? İçerik: Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir?
Yunan Mitolojisi1 hafta Önce

Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir?

Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir? Perseus, Yunan Mitolojisinin en büyük kahramanlarından biridir. O, Zeus ve ölümlü Danae’nin oğluydu. Korkunç bir...