Sisifos | Ölümü Yenen Bir Ölümlünün Hikayesi

Sisifos | Ölümü Yenen Bir Ölümlünün Hikayesi

17 Mart 2020 0 Yazar: MEHMET TOPRAK
83 / 100 SEO Score

Yunan mitolojisi,  tanrıları kızdıran ölümlülerin başına gelen dehşet verici olaylarla doludur. Fakat bunlardan bir tanesi korkunçluğuyla değil, rahatsız edici benzerliğiyle hatırlanıyor. Lakin bu rahatsız edicilik, hikaye  dikkatle dinlendiğinde çok önemli ve ders verici niteliğinde olabiliyor.


 

Bugün sizlerle, Albert Camus’un anlamsızlığın sembolü olarak nitelendirdiği Sisifos hakkında konuşacağız.

Keyifli okumalar dileriz.

Zeki Bir Kral

Ölümü Yenen Bir Ölümlünün Hikayesi | Sisifos (Sisyphus) wikikultur.com

Ölümü Yenen Bir Ölümlünün Hikayesi | Sisifos (Sisyphus) / https://www.ancientgreecereloaded.com/

Sisifos, bugün Korint olarak bilinen Efira’nın ilk kralıydı. Şehrine refah getiren zeki bir yöneticiydi ama aynı zamanda yeğenini baştan çıkaran ve güç gösterisinde bulunmak için ziyaretçileri öldüren hilekâr bir tirandı. Kutsal misafirperverlik geleneğini ihlal etmesi tanrıları çok öfkelendirdi.

Ama Sisifos umursamaz bir şekilde kendine güvenmeseydi belki de cezalandırılmaktan
kurtulabilirdi.

Her şey Zeus’un  kocaman bir kartal şeklini alarak su perisi Aegina’yı kaçırmasıyla başladı. Aegina’nın babası nehir tanrısı Asopos, Efira’ya kadar onların izini sürdü. Ve orada Sisifos’la karşılaştı. Sisifos, şehrinin içine bir pınar yapması karşılığında nehir tanrısına Zeus’un kızı hangi yöne götürdüğünü söyledi.

Zeus buna o kadar çok öfkelendi ki daha fazla sorun çıkarmaması için ölüm tanrısı Thanatos’a Sisifos’u  yeraltı dünyasına zincirlemesini söyledi. Fakat Sisifos ün salmış kurnazlığı sayesinde bunu da aştı. Zincirlenmek üzereyken, Thanatos’a zincirleri nasıl tutması gerektiğini sordu, hızlıca onu zincirledikten sonra ise canlıların dünyasına geri döndü. Thanatos bağlıyken kimse ölemiyordu ve her şey kaosa dönüşmüştü.

Artık savaşların eğlenceli olmamasından yakınan savaş tanrısı Ares’in Thanatos’un zincirlerini çözmesiyle her şey normale döndü. Sisifos ise hesaplaşma zamanının geldiğini biliyordu.

Ama aklında başka bir hile daha vardı. Ölmeden önce, karısı Merope’ye vücudunu şehir meydanına atmasını söyledi. Böylece sonunda Styks Nehri’nin kıyısına vurdu.

Ölüler dünyasına geri döndükten sonra yeraltı kraliçesi Persephone’ye yaklaştı ve karısının onu  uygun bir şekilde gömmeyerek ona büyük bir saygısızlık etmiş olduğundan yakındı. Bunun üzerine Persephone,  geri dönmesi koşuluyla, canlıların dünyasına gitmesi ve karısı Merope’yi cezalandırması için izin verdi. Elbette, Sisifos sözünü tutmayı reddetti.

Böylece, tanrıları kandırarak ikinci kez ölümden kaçmış oluyordu. Fakat üçüncü bir sefer olmayacaktı. Haber tanrısı Hermes  onu Hades’e geri götürdü. Sisifos tanrılardan daha  zeki olduğunu düşünmüştü. Ama son gülen Zeus olacaktı.

 

Sisifos’un Cezası

Ölümü Yenen Bir Ölümlünün Hikayesi | Sisifos (Sisyphus) wikikultur.com

Ölümü Yenen Bir Ölümlünün Hikayesi | Sisifos (Sisyphus) / wikileaks

Sisifos’un cezası basit bir görevdi:

İri bir kayayı bir tepenin doruğuna yuvarlayarak çıkarmak. Ama tam doruğa ulaştığında,
kaya aşağı yuvarlanıyordu ve Sisifos yeniden başlamak  zorunda kalıyordu.

Ve yeniden, yeniden, sonsuza dek.

Tarihçiler Sisifos efsanesinin güneşin doğuşu ve batışıyla ve diğer doğal döngülerle ilgili antik mitlerden  gelmiş olabileceğini düşünüyor. Fakat boş bir çabayı sonsuza dek
sürdürmeye mahkûm edilen birinin canlı imgesi, insanın durumuyla ilgili
bir alegori oluşturmuştur.

 

Sisifos ve Albert Camus

Sisifos'un hikayesi ve insanın yolculuğu wikikultur.com

Sisifos’un hikayesi ve insanın yolculuğu

Klasik deneme kitabı Sisifos Söyleni’nde varoluşçu filozof Albert Camus,
bu cezayı insanlığın anlamsız ve kayıtsız bir evrende anlam ve gerçeği beyhude arayışıyla karşılaştırmıştır.

Camus, kayayı yeniden yuvarlamak için  tepeden aşağı inen Sisifos’u, umutsuzluğa düşmek yerine  kaderine meydan okuyan biri olarak görür.

 

Çıkarılması Gerekilen Ders

Günlük hayatımızdaki zorluklar da bazen aynı şekilde  yineleyici ve saçma görünse de onları kendimizin olarak benimseyerek önem ve değer veriyoruz.

Bunları yapmakta ne kadar haklıyız? Yapmaya alışkın olduğumuz o kadar şey gerekli mi? Bunları eleştirel boyutta değerlendirmek gerekir.

Ted Ed

Bu makale 247 kez okunmuştur

Reklamlar