Odysseus’la İros’un Güreşi

Odysseus’la İros’un Güreşi

10 Nisan 2020 0 Yazar: İlker Has
88 / 100 SEO Score

Homeros’un kaleme aldığı Odysseus’la İros’un Güreşi

Gerçek adı Arnaios olan obur ama güçsüz bir dilenci varmış. Fakat gönderildiği yere haberci İris gibi koştuğundan ona İros derlermiş. Genç İros içeri girip yaşlı Odysseus’un dışarı çıkmasını ister. Onu döverek de dışarı atabileceğinden bahseder ama bir yaşlıya bunu yapmayı kendisine yakıştıramaz. Odysseus sebepsiz yere çıkan bu tartışmaya soğukkanlı cevap verir. İstemez kavga, eşit ikimize de bu yer, der. İros çok içerler bu sözlere, meydan okur yaşlı Odysseus’a ve ekler:

-Genç biriyle savaşa kalkmak neymiş göstereyim sana.

Bu sözlü kavgayı gören Antinoos’un kutsal gücü tatlı tatlı gülerek konuşur:

-Bu zamana kadar buraya böyle bir şey görülmedi. Tanrı eşsiz bir eğlence getirdi buraya, İros bu yabancıyla kavga edecek neredeyse, bizde ortamı
kızıştıralım.

Ve ortaya bir ödül koyar. Eupeithes’in oğlu Antinoos der ki kim bu kavgayı kazanırsa akşam yemeğine ayırdıkları yağ ve kanla doldurdukları keçi kursaklarını alsın ve şölenlerimizde o yer bulsun, bundan sonra aramızda dilenciye yer olmasın. Çok akıllı Odysseus da der ki bir yaşlının genç bir adamla savaşması görülmüş
bir şey değil. Hepsinden güçlü bir antla söz ister, İros’a yardım için hiçbirinin ağır eli kalkmayacak. Hepsi ant içer. Aralarından Tanrısal güçlü Telemakhos söz alır ve konuşur:

-Sen bu hâlinle bu adamla savaşacaksan sana karşı kalkacak el, il bana karşı
kalkacaktır. Sonra da beni destekleyen iki krala karşı kalkacaktır.

Hepsi Telemakhos’u onaylar. Sonra yaşlı Odysseus kalktı ayağa çıkardı iri bacaklarını ortaya, güçlü ve geniş omuzlarıyla. Göz dağı verdi herkese ve aralarından fısıldaştılar, İros bitti, aradığı belayı buldu. Uşaklar soyup meydana getirdiler İros’u. Bacakları korkudan titriyordu. Antinoos böyle görünce tehdit etti İros’u:

-Madem yaşlı bir adamın önünde titreyecektin, neden doğurdu anan seni, niye
yaşadın bu kadar yıl? Bu adam seni yenerse, kara gemiyle karşı yakaya
göndereceğim, tekmil ölümlülerin en kötüsü Kral Ekhetos’a; burnunu,
kulaklarını ve erkekliğini kesip yem eder köpeklere.

İros bu tehditten sonra daha da korktu. Attılar onu ortaya, kaldırdı iki de kollarını, o sırada çok çekmiş Tanrısal Odysseus düşündü. Eğer bir vuruşta onun canını alırsa kim olduğunu anlarlardı. Bu yüzden daha az vurup onu yere sermekle yetindi. Kırdı kemiklerini İros’un, kızıl kan fışkırdı ağzından, kenetledi dişlerini, yerde tepindi durdu. Talipler katıla katıla güldüler İros’un bu hâline. Odysseus tuttu ayağından sürükledi onu dış kapıların önündeki avluya, dayadı başını duvara, verdi eline değneğini ve yükseltip kanatlı sözler söyledi:

-Bir daha sataşma yabancılara, buyruk olma dilencilere yoksa bundan daha
kötüsü gelir başına.

Sonra oturdu Odysseus konuldu yemekler önüne, kutladılar onu şu sözlerle:

-Ey yabancı getirsinler yerine ne dilersen, ne isterse gönlün, kurtardın sen bizi
bu doymak bilmez heriften, dolaşamaz halkın arasında, boylar karşı yakayı,
gider tekmil ölümlülerin en kötüsü Kral Ekhetos’un oraya.

 

Tanrısal Odysseus sevindi bu dileğe, Antinoos bir kocaman kursak koydu önüne, Amphinomos da iki ekmek seçti getirdi sepetten ve altın tası kaldırıp teşekkür etti. Çok akıllı Odysseus ona karşılık verdi, dedi ki:

-Gerçekten çok akıllı görünürsün sen bana, Amphinomos, Dulikhionlu Nisos’un
oğlu olduğun nasıl da belli. Ününü, varlıklı bir adam olduğunu duymuştum
onun.

Oturdu Oydsseus yerine, öbürleri de geldi kutladılar şu sözlerle:

-İster Zeus ister bütün ölümlüler ne istersen yapsınlar. Çünkü sen bizi doymak
bilmeyen dilenciden kurtardın.

Çok akıllı Odysseus ona karşılık verdi:

-Çok akıllı gözükürsün, Amphinomos Dulikhionlu Nisos’un oğlu olduğun belli.
Madem ondan doğdun, beni iyi dinle; Yeryüzünde birçok şey yaşanır, akıllara
Tanrıların babası Zeus her gün ne koyarsa odur. Tanrıdan ne görüyorsak
şükretmeli, doğruluktan ayrılmamalıyız. Oysa şu taliplere bak, yaptıkları kötü
şeyler var. Keşke tanrı evinize götürse de karşılaşmasanız baba toprağına
döndüğü zaman o adam. Bu konağın içine girerse kan dökmeden kimseyle koz
paylaşmaz.

Der ve şarabını içer. Amphinomos yerine dönerken kaygılıydı. Athene onu Telemakhos’un kargısına bağlamıştı çoktan. Athene o sıra İkarios’un akıllı Penelopeia’sından taliplere görünüp onların gönüllerini alevlendirmesini ister. Böylece kocası ve oğlu ona saygı besleyecekti. Penelopeia ve Eurynome aralarında konuşmaya başladılar. Penelopeia dedi:

-Onlardan hep tiksinmişimdir ama karşılarına çıkıp gülmek istedi canım, oğluma
da bir şeyler söylemek isterdim ki uzak dursun bu adamlardan.
Eurynome cevap verdi:
Konuş oğlunla ama önce yüzünü yıka, yanağına allık sür görünsün güzelliğin.
Penelopeia cevap verir:
Benim güzelliğimi, tanrılar, kocam gemilere bindiğinde aldılar. Şimdi sen
Autonoe ve Hippodameia’yı gönder, benimle erkekler arasına gelsinler Çünkü
utanırım erkeklerin arasına tek girmekten.

Eurynome çağırır iki hizmetçiyi, o sırada Tanrıça Athene Penelopeia’yı uyutur ve verir ona ölümsüz armağanlar. Daha boylu, teni daha ak olur Kıbrıs Tanrıçasının kullandığı öz suyunu sürdüğünde Athene, Penelopei’ya. Uyanır uykusundan, kocasının özleminden ölüm ister Artemis’ten, Akhalar arasında kocası gibi güçlü ve erdemli birinin olabileceğini düşünmez. Yanında hizmetçileriyle beraber iner taliplerin arasına. Onu gören herkesin içi erir ve onunla yatmak için can atar. Sonra oğlu

ODYSSEUS’LA İROS GÜREŞİ | Wİkikültür

ODYSSEUS’LA İROS’UN GÜREŞİ | iros | Görsel: wikimedia commons

Telemakhos’a seslendi:

-Sen eskiden daha akıllıydın, herkes boyuna posuna bakar mutlu bir adamın oğlu
olduğunu anlardı. Oysa duyduğuma göre horlanmış bir yabancı sen ise bir ses
çıkarmamışsın. Böyle olursa sonumuz neye varır?

Telemakhos ona karşılık verdi:

-Beni azarlaman sorun değil, büyüdüm. İyiyi kötüyü ayırabilirim ama her
düşündüğümü gerçekleştiremem, kimse de desteklemez beni ama aklımı
çelerler. Yabancı adam İros’a karşı üstün geldi. Keşke evimize yerleşen bu
talipler de dayak yeseler İros gibi başlarını kaldıramaz hâlde olsalar.

Ana-oğul konuştuktan sonra sora Eurymakhos seslenir Penelopeia’ya:

-Sen üstünsün bütün kadınlardan, aklın ve güzelliğinle. Eğer Akhalar seni
görseydi, evinize birçok talip daha gelip yerleşirdi.

Penelopeia cevap verdi:

Ölümsüzler benim güzelliğğimi sefere çıkarken yok ettiler. O seferde benim
kocam Odysseus da vardı. Ah keşke şimdi yanımda olsaydı da korusaydı beni,
dindirseydi acılarımı. Gitmeden önce söylemişti. Akhaların hepsinin birden
dönebileceğini sanmıyordu. Troyalılar sağlam adamlarmış, iyi savaşırlarmış.
Yayı iyi gerer, tez giden azgın atları kazandırırmış eşit giden savaşı. Geri dönüp
dönemeyeceğim belli değil. Bütün yük sana emanet oğlumuzun sakalları çıkana
kadar ona iyi bak sonra istediğin biriyle evlen. Böyle diyen bir deliydi. Şimdiyse
gerçek oluyor ama bu talipler ilk önce birbirleriyle yarışır, konağa sığır
getirirler, Şölenler ve armağanlar getirirlerdi. Odysseus sevindi bu tatlı
konuşmaya ama aklından başka şeyler geçmekteydi.

Buna karşılık Antinoos’da dedi ki:

-Getirilen armağanlar olacak geri çevirme onları ve aramızdan bir Akhalı’yı
seçmeden gitmeyeceğiz bu topraklardan.

Taliplerin hoşuna gitti bu sözler, herkes ulağını gönderdi, armağanlar getirsinler diye. Antinoos’a pırıl pırıl işlenmiş 12 tane altından kopçası vardı.

Eurymakhos’a altından işlenmiş, kehribarlarla bezenmiş gerdanlık geldi. Eurydamos’a 3 inciyle bezenmiş dut tanesi kadar pırıl pırı küpeler getirdi iki uşağı. Birde Kral Polyktor’un oğlu Peisandros’a gerdanlık geldi. Penelopeia çıktı yine üst kata, hediyeleri de hizmetçileri taşıdı. Talipler oyunlara ve büyüleyici ezgilere döndüler, Keyifle akşamı beklemeye koyuldular. Böyle eğlenirken gece oldu, sofralar kuruldu. Ossat diktiler sofraya, çevrelerini çam dalları, kupkuru ve sakızlı dallar. Sonra Odysseus hizmetçilerine seslendi:

Kraliçenin yanına çıkıp onu oyalayın, orada tarayın yünlerinizi. Çırağıların
ışığına ben bakarım, beni yenemezler ben dayanıklıyımdır.

Hizmetçiler gülüştüler, Penelopeia’nın büyüttüğü ve tek derdi Eurymakhos’la sevişip yatmak olan Melantho çıkıtı ona:

Korkun yok mu senin? Yoksa bu cesaretin İros’u yendin diye mi? Ya daha
güçlüsü karşına çıkıp seni kapı dıarı ederse?

Çok akıllı Odysseus ise cevap verdi:

-Dediklerinizi Telekhamos’a anlatırım, kıtır kıtır keser sizi.

Hizmetçiler bu konuşmadan sonra evin içinde korkup kaçmaya başladı. Odysseus çırağıların yanında durup bir şey tasarlıyordu. Ama Athene azgın talipleri durmadan kışkırtıyordu, vazgeçmesinler istiyordu. Eurymakhos söz aldı, dalga geçti Odysseus’la ve talipleri gülme tuttu:

Talipler dinleyin beni, bu yabancının buraya gelmesinde bir iş var, parıldıyor
damdazlak kafası. Yabancı sen gel benim tarlamda çalış, iyi gündelikle taş
toplarsın. Bütün bir yıl ekmeğini, giyimini sağlarım, ayakkabılar veririm sana.

Çok akıllı Odysseus karşılık verdi:

Seninle bir yarışa çıkalım ikimizde de orak olsun, sürelim toprakları. Birde
kalkanım, iki de kargım, şakaklarıma oturan tolgam olsun. O zaman benimle
dalga geçemezdin. Bir avuç cılız insan arasında güçlü ve büyük görürsün
kendini, oysa Odysseus gelse geniş kapılar sana dar olurdu. 

ODYSSEUS’LA İROS GÜREŞİ | wikikultur.com

ODYSSEUS’LA İROS’UN GÜREŞİ | Görsel: wikimedia commons

Bu sözlere çok içerleyen Eurymakhos Odysseus’a bir tokmak fırlatır. Odysseus eğilince tokmak şarap dağıtanın sağ eline gider ve şarap yere dökülür. Adam da yere düşer. Ampinomos konuşma yapar, Odysseus’u suçlar. Telemakhos ise güçlü bir konuşma yapar, şaşırtır talipleri. Amphinomos kabullenir Telemakhos’u. Ne bu doğruya karşı gelineceğini ne yabancıya ne bir başkasına ne de Tanrısal Odysseus’un evinden birinin dövülmeyeceğini söyler taliplere. Herkesin hoşuna gider bu sözler. Ampinomos’un hizmetindeki yiğit haberci Mulios sırayla herkese şarap dağıtır. Sunularını yaptıktan sora şaraplarını kana kana içerler ve evlerine yatmaya giderler.

 

Kaynakça: Homeros’un Odysseia Kitabı, On Sekizinci Bölüm
Görsel Kaynakçası: https://www.odysseus-unbound.org/ sitesinden 10.04.2020 14.33 tarihinde alınmıştır.

Bu makale 63 kez okunmuştur

Reklamlar