evdekal

Odysseia Destanı XIX. Bölüm: Odysseus ve Penelope Buluşması

Bundan önce ki bölümde Athene, Odysseus ve oğlu Telemakhos başbaşa kalınca, Odysseus’u kendi kılığına sokar ve baba oğul gözyaşlarıyla birbirlerine sarılırlar, orada talipleri öldürmek için bir plan yaparlar ve Odysseus ile Penelope’nin görüştüğü XIX. bölüm başlar.

Odysseia Destanı XIX. Bölüm: Odysseus ve Penelope Buluşması

Odysseus ve Penelope Buluşması- wikikultur.com
Odysseia Destanı XIX. Bölüm: Odysseus ve Penelope Buluşması

Odysseus ile Telemakhos eve döner ve Odysseus yıllar sonra yeniden evinde olmanın vermiş olduğu his ile sofa da kalakalır. Sonrasın da hemen yaptıkları plan için Odysseus oğluna akıl verir, Telemakhos babasını dinler ve sözlerini hemen yetine getirir.Telemakhos, Eurykleia’yi yani süt ninesini çağırır ve babasının silahlarını hazne odasına yerleştirene dek, kadınları odalarında oyalamasını söyler. Eurykleia ise biraz yakınıp;

“kim ışık tutacak sana”

isteseydi hizmetçilerin ona ışık tutacağını söyler.

Telemakhos ise;

“bu dilenci tutacak”

diyerek babasını işaret eder,

“madem ekmeğimi yiyecek, hiçbir iş yapmadan bırakmam onu”der.

Odysseus ve oğlu bunun üzerine hemen işe koyulur ve bütün göbekli kalkanları, silahları taşırlar. Yanı başlarında ise Pallas Athene, elinde altın bir kandil ile en güzel ışığı saçıyordu çevrelerine. İşleri hallettikten sonra Telemakhos babasının isteği ile odasına uyumaya çıkar. Odysseus ise büyük sofa da tek başına kalır ve Athene’nin yardımıyla taliplere ölüm kurar.

Bu arada Penelope kadınlar katından çıkar, yanında iki hizmetçisiyle beraber. Hizmetçileri onun için, koltuğunu ateşin önüne koydular ve hazırladılar özenle, üzerine de en son kalın bir post attılar, oturdu Penelope. Hizmetçiler sofada ki taşkın adamların boş şarap taslarını taşıdılar sofadan dışarı. Daha sonra Melantho, ikinci kez Odysseus’a çıkışır, onu aşağılar ve kovar.

Odysseus ise ona karşılık kendini biraz da acındırarak, kaderini kısa bir şekilde, süslü kelimelerle anlatır. Penelope ise o sıra dinledi Odysseus’u, ve azarladı ağır sözlerle hizmetçisini sonra Eurynome’ye seslenip üstüne postlar serilmiş bir koltuk istedi Odysseus için. “Ona soracağım çok şey var” dedi.

Odysseus oturdu ve Penelope başladı söze

“adın ne ,nerelisin, kimlerdensin”

sorularını sordu ve Odysseus bu sorulara cevap vermedi. İlk önce Penelope’a methiyeler sayar ve der ki;

“Sor bana kendi evinde ne istersen, ama soyumu, baba toprağımı sakın sorma bana, anılarım tazelenir, dolar yüreğime acılar, inilder dururum, hiç iyi olmaz bu da, yakışık almaz, yabancı bir evde dövünmek, sonra kınar beni hizmetçilerin, ya da sen, şarapla ağırlaştı bunun yüreği, gözyaşları bundan”.

Penelope ise kendine söylenenler için karşılık verir

“Ölümsüzler yok etti boyda, posta üstünlüğümü, Argoslular İlyon’a yola çıktığında Odysseus da vardı yanlarında, benim kocam, dönseydi korusaydı canımı, kıvranır dururum şimdi acılar içinde, bir tanrı başıma öyle çok dert yağdırdı ki, ne kadar soylu kişi varsa adalar da, hepsi taliptirler bana, sömürürler varımı yoğumu, o yüzden gariplere bir yararım dokunmaz, yiyip kemiririm yüreğimi özleye özleye Odysseus’u. Düğün olsun isterler talipler bense düzen yaptım, bez dokumayı koydum aklıma, taliplere de şöyle laflar ettim“bu bez dokuma bitsin, varacağım içinizden birine” üç yıl oyaladım böyle, sonra bir hizmetçim duyurmuş onlara bunu. Geldiler ,bağırdılar, çağırdılar bitirdim dokumayı ,başka düzen bulamam artık. Neyse bu böyle, söyle şimdi soyunu, masallarda ki gibi meşeden ya da kayadan doğma değilsin elbet” der.

Odysseus ise bir hikaye uydurdu, bayağı da gerçeğe benziyordu. Odysseus başladı söze

“Söyleyeyim soyumu, ama bil ki çok acı katacaksın acılarıma, kaderi budur yurdundan uzak kalan adamın, ölümlülerin bunca kentini acılar çekerek gezen adamın kaderi”

Sonra Odysseus’u gördüğünü, onu ve arkadaşlarını konuk ettiğini, armağanlar verdiğini, Odysseus’un başına gelen talihsizlikleri anlatır ve 13. gün denize açıldıklarını söyler. Penelopeia ise ağlayarak dinler onu, karşısında duran kocasına ağlar, o olduğundan bir haber. Odysseus ise karısına bakıp, yüreği paralanıyordu ama boynuzdan ya da demirdendi gözleri, gözkapakları altında hiç titremiyordu, düzeni uğruna göz yaşlarını tutuyordu. Penelope sonra yine söze başlar ve Odysseus’u sınamak için ona kocasının üzerinde ne olduğunu, nasıl olduğunu ve arkadaşlarını sorar.

Odysseus ise;

“20 yıl geçti, söylemek zor ama aklımda kalanı anlatayım”der ve anlatır “Erguvan renginde yünlü kaftan giymişti, tokayla tutturulmuştu, ön ayaklarıyla bir köpek tutuyordu, parlak teni üzerinde gömleği ilişmişti gözüme, onları uğurlarken gemisine kadar, arkasında ondan az yaşlı haberci geliyordu, sırtı yuvarlak, teni esmer, saçları kıvırcık ,Eurybates idi adı”

Bunları duyunca daha çok ağladı Penelopeia, artık tamamen inanmıştı.

“Sana demin acırdım, şimdi dostumsun konağımda” der.

Odysseus ise karşılık verir, Odysseus’un sağ olduğunu ve yakında döneceğini, sevdiklerinden, baba toğrağından uzak kalmaycağını, ya bu ayın sonun da ya başında döneceğini söyler ve ant içer.

Penelope;“keşke gerçekleşse bu sözlerin yabancı, ama başka bir duygu var gönlümde, bir daha evine dönmeyecek gibi gelir” der.

Odysseia Destanı XIX. Bölüm: Odysseus ve Penelope Buluşması
Odysseia Destanı XIX. Bölüm: Odysseus ve Penelope Buluşması

Odysseus ile Penelopeia’nin konuşmasından sonra ise olaylar şu şekilde devam eder;

Penelopeia, hizmetçilere Odysseus’u yıkayıp, yatağını yapmalarını, sabahleyin erkenden yine yıkayıp, yağla ovmalarını söyler ve şölene Telemakhos’un yanında durup katılacağını,“ona kim kıskanç bir yürekle sataşır ise yandı!” der. Odysseus ise artık pırıl pırıl örtülerden, çarşaflardan hoşlanmadığını, her gecesini uykusuz geçirdiğini, ayaklarının yıkanmasını da canının istemediğini, “Yanında ki hizmetçilerden hiçbiri dokunmamalı ayaklarıma, ama belki yaşlı bir kadın, hizmetten anlar, benim kadar çok acılar çekmiş bir kadının ayaklarımı yıkamasına bir şey demem” der. (Odysseus’un burada Eurykleia’yin ayaklarını yıkamasını istediğini görürüz).

Penelopeia bu isteğini kabul eder ve hizmetinde çok görgülü bir nene olduğunu ve onun Odysseus’u emzirip, büyüttüğünü, Odysseus’un anasının karnından onun eline doğduğunu söyler. Penelopeia, Eurykleia Odysseus’un ayaklarını yıkamasını, Odysseus’unda ellerinin ayaklarının herhal böyle olduğunu ve yoksulluk içinde ki ölümlülerin çabuk yaşlandığını söyler. Bu sözlerin üzerine Eurykleia ağlar ve yabancıya acır, Odysseusun’da karşısında ki yabancı gibi, yaban eller de horlandığını ve Odysseus’un isteğini seve seve yerine getireceğini söyler. Daha sonra

“allak bullak oldu yüreğim, nedenini söyleyeyim sana, çok garip geldi bu kapıya ama gelmemişti Odysseus’a bu kadar benzeyen, hiç görmedim” der.

Odysseus, Eurykleia’ı doğrular şekilde konuşur ve onu gören herkesin Odysseus ile tıpatıp benzettiklerini söyler. Aralarında geçen bu konuşmalardan sonra Eurykleia suyunu hazırlar, leğenini getirir ve geldiğinde Odysseus ocaktan uzaklaşmış, sırtı dönük oturuyordu, yüreğine ise korku düşmüştü, ayaklarını yıkarken yarayı görüp, anlarsa her şeyi diye. Ve Odysseus’un korktuğu şey olmuştu, Eurykleia onu tanımıştı yarasından, zamanında bir yaban domuzu dişleriyle açmıştı o yarayı. Odysseus’un adını da Eurykleia koymuştu, anlamı ise Çileli demekti. Odysseus’un yarası ise Autolykos’un oğullarıyla ormanda ava çıktığı sırada olmuştu. Eurykleia bacağı ellerinin içine alıp, dokununca hemen tanıdı yarayı ve Odysseus’un ayağı düştü leğenin içine, sular saçıldı her yere, sevinç ve acı kapladı Eurykleia’nın gönlünü, tam bağıracakken, Odysseus’un çenesini yakaladı ve

“Sevgili yavrum benim, nasıl tanıyamadım seni” der

ve gözlerini çevirir Penelopeia’dan yana, söyleyecekti kocasının orada olduğunu ama Athene çevirmişti Penelopeia’nın gözlerini başka yöne, sonra Odysseus sağ eliyle boğazına yapıştı Eurykleia’nın, diğer eliyle de kendine çekti ve dedi ki “öldürtmek mi istersin nine beni, duymasın evin içinde bunu kimse, kıs sesini” der.

Eurykleia onu dinledi ve dışarı su almaya çıktı, Odysseus’un ayaklarını yıkadı, yağladı ve ısınması için koltuğunu ateşin yanına çekti. O sıra da Penelopeia bir soru daha soracağını söyledi ve rüyasını anlatmaya başladı;

“Yirmi kazım var, sudan çıkmış avluda tane yerler, bende onları seyrederim keyifli keyifli, dağdan eğri gagalı kocaman bir kartal iner, kazlarımın boynunu kırar, öldürür hepsini, ölü kazlar serilir avluda, kartal havalanır tanrısal gökyüzüne, ağlar dövünürüm düşümde, iki gözüm iki çeşme, bir de bakarım, kartal gelmiş yine, konmuş konağın çatısına, seslenir bana insan sesiyle, şöyle avutur beni “korkma çok ünlü İkarios’un kızı, düş değil bu, hayırlı bir işaret sana, gerçekleşecek, kazlar senin taliplerin, kanatlı kartal da ben, demin gittim ve şimdi kocan oldum geldim, korkunç bir ölüm hazırlayacağım tekmil taliplere” sonra uyandım, çıktım konaktan dışarı, kazlara baktım, hepsi yerinde tane yerler”

Odysseus ise der ki;

“Madem kocan, Odysseus’un kendisi söyledi bunu sana, elden gelmez başka türlü yormak bu düşü, taliplerinin hepsi için ölüm gözükür burada, hiçbiri kurtulamayacak ölümden ve kaderden”

Penelopeia ise inanmaz bu düşün gerçekleşeceğine ve;

“neredeyse gelip çatacak o uğursuz Şafak, Odysseus’un evinden alıp götürecek beni der” ve ekler bir yarışma düzenleyeceğini söyler, baltayla yapılan, Odysseus’un on ikisini gemi kaburgası gibi dizdiği, sonra uzağa gidip, okunu hepsinin içinden geçirdiği.

Odysseia Destanı XIX. Bölüm: Odysseus ve Penelope Buluşması
Odysseia Destanı XIX. Bölüm: Odysseus ve Penelope Buluşması

Penelopeia sözlerine şöyle devam eder;

“Talipleri az sonra bu yarışmaya sokacağım, hangisi okunu geçirirse on iki balta arasından, gideceğim arkasından, ayrılacağım bu konaktan ama asla aklımdan çıkarmayacağım bu evi” der. Odysseus yarışmayı hemen düzenlemesini söyler ve “oku baltalar arasından geçirmeye vakit bulamadan taliplerin, bakacaksın çok akıllı Odysseus çıkagelmiş buraya.

“Penelopeia çıkar odasına, yatağına, koyulur yine ağlamaya sevgili kocası için, gök gözlü Athene dökünceye dek gözkapaklarına tatlı uykuyu. Odasına çıkmadan önce ise Odysseus’a  “gitmeseydin bu odadan yabancı, hep otursaydın burada, büyüleseydin sözlerinle beni, çıkıp yukarı uzanayım yatağıma, ben orada yatayım, sende yat bu odada, ister yerde yat, istersen yatak sersinler sana da“ dedi ve Homeros’un yazdığı Odysseia destanının XIX.  bölümü böyle biter.

Etiketler

Odysseia Destanı telemakhos Odysseia Destanı Odysseia Destanı mitolojik hikayeler Odysseia Destanı Odysseia Destanı Odysseia Destanı Odysseia Destanı Odysseia Destanı Odysseia Destanı Odysseia Destanı Odysseia Destanı Odysseia Destanı Odysseia Destanı

Bu içerik 1662 kez okunmuştur

Bir Cevap Yazın