evdekal

Wolfsburg Üst Olur Mu?

WOLFSBURG ÜST OLUR MU?

 

Wolfsburg Üst Olur Mu? - wikikultur.com
Wolfsburg Üst Olur Mu?

– Yüz doksan altı Umut.

– Burada!

 

– Yüz doksan yedi Selda.

– Buradayım öğretmenim.

 

O zamanlar henüz ikinci sınıftayım. Bana göre sınıfın en güzel kızı olan Selda ile isimlerimizin yoklama alınırken de olsa, bu kadar yakın çağrılması beni heyecanlandırıyordu. Yoklama bittikten sonra, kafamın içinde bu ses tınısı dolaşmaya başlıyordu: ”Yüz doksan altı Umut, yüz doksan yedi Selda…”

Selda’ya karşı pek şansım olabileceğini düşünmediğim için hiçbir zaman ona karşı adım atma cesaretini kendimde bulamadım. Belki de tek ekstra yaklaşımım, bir defasında ona sıfır beş uç vermiş olmamdır. Selda’nın her şeyi bana aşırı zarif geliyordu. Sınıfın çoğunluğu sıfır yedi veya sıfır dokuz uç kullanırken; o sıfır beş kullanıyordu. Yoklama alınırken de bizden farklı olarak ”Buradayım öğretmenim!” diyen tek kişiydi. Galiba insan aşık olduğunda pozitif düşünme durumunu biraz abartabiliyor. Tabii bu düşünce aşık olduğun esnada pek aklına gelmiyor.

 

Şu an yirmi altı yaşındayım. Ve bu yaşıma kadar zarif kadınların, zarif erkeklerden hoşlandığına şahit olmadım. Selda da bu genellemeye giriyordu. Öyle ki hemen önümdeki sırada oturan Ahmet’ten hoşlanırdı, bilirdim. Ahmet ile ben çok farklı çocuklardık. Misal o beden eğitimi derslerinde diğer erkeklerle sıcak soğuk demeden futbol oynardı. Selda ve diğer kızların çoğu onları hayranlıkla izlerdi. Bu durum canımı sıkardı, yaz aylarında daha da canımı sıkardı. Çünkü Ahmet terleyince ‘at’ gibi kokan bir çocuktu. Ben ise beden derslerinde kızlarla voleybol oynayan, erkekler tarafından dışlanmış asosyal çocuktum.

 

Birazdan, içinde Ahmet’in de bulunduğu ilkokul arkadaşlarımla buluşmak için evden çıkacağım esnada Selda’yı yine hatırlamıştım. Ama şu an ona karşı bir şey hissetmiyorum, normal olarak tabii. Ki şöyle bir aforizmam var: zaman, duyguların törpüsüdür. Şimdi evden çıkmam lazım.

 

Bir saat sonra sözleştiğimiz yere ilk gelen bendim. Aradan 10 dakika geçti; Ahmet, Hüseyin ve Yusuf  birlikte geldiler. Samimiyetten uzak sarılma ve hal-hatır faslından sonra; herkes şu anki işlerinden, özellikle aylık kazançlarından bahsetmeye başladılar. Birbirleriyle ne kadar yakın görünseler de kendi aralarında psikolojik üstünlük kurmaya çalışıyorlardı. Ben sessizce onları dinlediğim için henüz bu soğuk savaşa dahil olmamıştım. Ama beklediğim gibi sonunda ibre bana da döndü.

 

-Ee Umut sen neler yapıyorsun? Evlilik ne zaman?

 

Yirmi beş yaşını geçtikten sonra, her erkeğin en az kendi ismi kadar duyacağı klişe soru kalıbı “Evlilik ne zaman?” olur. Bu soru şimdi de Ahmet tarafından bana yöneltilmişti. Ahmet nişanlıydı, birkaç ay sonra da düğünü olacaktı. Bu durum ona evlilik muhabbeti açma konusunda bir öz güven getiriyordu. Ama şimdi ben Ahmet’e hâlâ Pokemon’un eski bölümlerini keyifle izlediğimi, sokaktaki çocuklarla futbol oynadığımı ve bana ‘evlilik’ kelimesinin beş yaşındaki çocuğa ‘diyalektik materyalizm’ kavramı kadar yabancı ve uzak kaldığını nasıl anlatacağımı düşünüyordum.

 

Özellikle son zamanlarda bu ‘içimden konuşma’ meselesini fazla abarttım. Bu dalda her yıl düzenli olarak ‘yılın en çok içinden konuşan insanı’ ödülüne layık görülürüm. Ama henüz ödül olarak aldığım altın hayvanım vs. yok. Çünkü yarışmayı kendi ütopyamda düzenleyen bendim. İleride başka bir sponsorluk desteğiyle düzenlenirse onlarda da ödülün en büyük favorisi ben olurum.

Bayağı içimden konuşmuş olacağım ki; masada başka mevzulara geçildiğinin farkına henüz varabildim. Herkes telefonlarından bir şeylere bakıp tekrar birbirleriyle konuşuyorlardı. Çok geçmeden futbol maçları üzerine bahis hazırlıkları yaptıklarını anladım. Onları izlerken bu kez de Hüseyin ile göz teması kurduk. Hüseyin bu fırsatı kaçırmak istememiş olacak ki; bir soru da ondan geldi:

 

– Umut sence Wolfsburg üst olur mu?

Görsel Kaynakları

Bu içerik 1612 kez okunmuştur

Bir Cevap Yazın