evdekal

Sümerlerde ve Diğer Toplumlarda Yazı


Yazının Tarihi

Tarihte yazıyı ilk olarak Sümerler icat etmiştir. Bu yazı sisteminde kullanılan semboller çiviye benzediği için çivi yazısı olarak isimlendirilir. Mezopotamya’da yaşayan Sümerler M.Ö. 3500 civarında yani günümüzden yaklaşık 5500 yıl önce çivi yazısını kullanılmaya başladılar. Şuanda Latin harflerinden oluşmuş bir metin okumaktasınız ve eğer Sümerlerin bulduğu çivi yazısı şeklinde olsaydı muhtemelen okunmayacaktı. Geçmişten günümüze ilkel ve modern yazıyı incelerken bunların günümüze aktarılmasına katkı sağlayan medeniyetlere de değineceğiz.


 Yazı; belirli bir yapısal düzeyde, dile dair görsel işaretlerin kullanıldığı bir tür iletişim aracıdır. Daha da basit tanımıyla bir dildeki sözleri görsel olarak ifade etmenin bir yoludur. Günümüz de 200 e yakın ülke var ve hepsinin birer özgün yazı sistemi yoktur. Örneğin biz Latin harfleri kullanırken İngilizler de kullanmakta fakat Rusların ve Çinlilerin daha özgün bir sistemi vardır.

Sümerlerde yazı

Ancient Sumerian Art & Architecture – Kings & Gods – Michael A ...
Gün ışığına çıkarılmış en eski yazıtlar geçtiğimiz yıllarda Uruk’taki kazılarda çıkarılmış dördüncü binyılın ikinci yarısından kalma (3500) binden fazla tablet ve parça Sümer dilinde yazılmışlardır. Yazıyı bildiğimiz kadarıyla onlar icat ettiler fakat öyle değilse bile o zamanlar da etkin bir biçim de kullandıklarından eminiz. Kullanımsal değeri, yazıyı Sümerlerden alan ve kendi dillerine uyarlayan çevre halklarca da yavaş yavaş kabul edildi. İÖ ikinci binyılda bütün Yakın Doğu’ya yayılmıştı.(İÖ: İslamiyet’ten önce = MÖ: Milattan önce)
Çivi yazısı resim-yazı gibi başladı: her işaret bir ya da daha fazla somut nesnenin resmiydi ve resimlenen nesneyle özdeş ya da yakın ilişkili bir sözcüğü temsil ediyordu. Bu tip bir dizgenin eksikleri açıktır; işaretlerin karışık biçimleri ve çok fazla sayıda işaret gerekmesi günlük kullanımını fazlasıyla güçleştirir. Ayrıca senet, sözleşme gibi önemli olayları da yazıya dökerek kullanmışlardır.

Sümerlerden sonra yazı


• M.Ö 3000 yıllarında Sümer yazısını kullanan Asurlular ve Babilliler, Sümer yazısını geliştirerek kendi yazılı dillerine kavuşmuşlardır. Hamurabi kanunları olarak bildiğimiz ünlü eser eski Babil diliyle yazılmışlardır.

• Bu dönemde Mısırlılar da Sümerlerden esinlenerek “Hiyeroglif” yazısını geliştirmişlerdir.

• Mezopotamya’nın kuzeybatısında bugünkü Lübnan’da yaşayan deniz ticaretiyle ünlü Fenikeliler M.Ö 2000’de ilk alfabeyi icat etmişlerdir.

• Mürekkep günümüzden yaklaşık 7000 yıl önce Mezopotamya’nın verimli topraklarında tarımın gelişmesiyle yazılı kayıtlar tutma zorunluluğu ile ortaya çıktı. Babiller ve Mısırlıların başlangıçta kullandıkları yazma aracı basit çakmak taşı iken bunun yerini yontulmuş çubuk aldı. M.Ö 1300’de Çinliler ve Mısırlılar kandillerini aydınlatmada oluşan ısı ve bitki zamklarıyla karıştırılarak hazırlanan mürekkebi buldular.

(Sümerlerde örnek bir tablet)

• Asurlular, Anadolu uygarlıklarından yazıyı daha önce kullanmışlardır. Fakat Asurlular’ın Anadolu medeniyetleriyle ticaret yapmaları, yazının Anadoluda’da öğrenilmesini sağlamıştır.
• Bundan sonra ise Anadolu ‘da kurulan ilk devlet olan Hititler tarafından yazı ve hiyeroglif kullanılmıştır. Aslında denilenlere göre toplum içi olaylardan dolayı artık ihtiyaç kalmıştır yazıya ve ayrıca örneğin Hititlerde resmi yazışmalarda Akad (Mezopotamya uygarlığı) çivi yazısı kullanılırdı. Kitabelerde ise Hiyeroglif kullanırlardı.
• Çivi yazısı o dönem de hitiler ve perslerin yazılarını kilden tuğlalar üzerine ucu sivri bir çubukla yazarlardı. Onun için yazıları çok ince, çivi biçiminde çizgilere benzerdi. Bu nedenle kullandıkları yazıya “çivi yazısı” adı verilmiştir.
• En eski ÇİN hiyeroglifleri MÖ 1766 yılına aittir. MS 200’lerde ise son şeklini bulmuştur. Bundan sonra bazı mahallî değişikliklere uğramıştır. Ancak, büyük bir değişiklik göstermemiştir. Çinliler bugün de hiyeroglif yazıyı kullanmaktadırlar.
• Fenikeliler, Suriye’nin sahillerine yerleşmişlerdi. Ülkeleri tarım bakımından yetersiz olduğundan denizcilik ve ticaretle uğraşmışlardı. Bu nedenle ticaret yaptıkları ülkelerin uygarlıklarını incelemişler ve yaymışlardı. Bunun sonucunda 26 harften meydana gelen bir alfabe doğdu. Bu alfabe, Yunanistan’dan İtalya’ya geçti. Oradan da bütün AVRUPA’ya yayıldı.
• Çoğu tarihçiye göre tarih çağları, yazının bulunması ile başlar. Çünkü insanların yaşadıkları olaylar yazının bulunması ile kayda alınmış ve bununla birlikte günümüze kadar korunmuştur.

Anadolu hiyeroglif örneği

yazı


Balkanlar Avrupa medeniyetinin terazisidir derler.
Bulgaristan’daki bir buluntu kadim Avrupalıların, Mısırlılar ve Sümerlerden önce yazıyı bulduğu tezini destekliyor…
Romanya’nın Tartarya bölgesinde bulunan kil tabletler, bir “Tuna yazısının” mevcudiyetinin ilk kanıtıydı. Şimdi Bulgaristan’da yeni bulunan levha, yazının Mısırlılar ve Mezopotamyalılardan önce Avrupalılar tarafında bulunduğu teorisini daha da kuvvetlendirmekte.
Uzun zamandan beri antik dönem araştırmacıları, yazının 5 bin yıl önce Mezopotamya’da bulunduğu tezinden hareket ediyorlardı. Eski Sümer yazı sistemini içeren kil tabletlerde piktografik (resim şekilleri) işaretler kullanılmış. Bu yazı daha sonra M.Ö. 3200’lerde kullanılan çivi yazısı ile karıştırılmamalı. Mısır’da ve Güney Avrupa’daki yeni keşifler ve aynı zamanda Çin yazısı hakkındaki spekülasyonlar, ilkyazının bulunması ile ilgili yeni tezleri ortaya çıkarmakta. Geçtiğimiz yıllarda Bulgaristan’da bulunan alet kaşifinin görüşüne göre mö 5000 e kadar uzanan bir mazisi var fakat bizim için bunun bir önemi yok lakin üzerin de testler yapıldıltan sonra da anlaşılıyor ki MÖ 5300 e dayanmaktaydı. Buluntular arasında bir kil plaka, bir kabın parçası ki üzerinde bazı semboller görmek mümkün bir de gamalı haç var. Sümerlerin yazı gelişiminde öncül rolü özellikle Mısır’daki buluşlarla sarsılmış bulunuyor. İmparatorluk ittifakı ve ilk firavun hanedanına ait Abudos’taki imparatorluk mezarlığında yiyecek kaplarının üzerinde yazılı kilit mühürleri bulunmuştu. Mezarlıklar M.Ö. 3320 olarak tarihlenmiş ve böylece eski Sümer yazıtlarından daha eski oldukları ispatlanmıştı.

 

Bu içerik 1523 kez okunmuştur

1 Yorum

Bir Cevap Yazın