tt ads

Pozitivizm Nedir?

 

Bu yazımda pozitivizm nedir, din ile ilişkisi nasıl işler sorularına yanıt vermek istedim. Keyifli okumalar dilerim…

August Comte, Fransız Devrimi’nin ardından çıkan kargaşa ortamında, yepyeni bir düşünce sistemi geliştirmiştir. Pozitivizm adı verilen bu düşünce sistemine göre, doğru bilgi sadece deneysel bilimler tarafından sağlanabilir. Pozitivizme göre, “Doğanın mutlak ve yüce bir amacı olduğu” düşüncesi ancak bir batıl inançtır çünkü bu düşünce deney ve gözlemle ispatlanamaz. Dolayısı ile pozitivizmde deney, gözlem ve karşılaştırma yöntemleriyle ispatlanamayan her şey doğa ötesidir. İşte tam bu noktada şöyle bir soru aklımıza gelir: Bilime pozitivist yaklaştığımızda, içinde yaşadığımız dönemin teknolojik ortam ve imkanlarına hapsolmuyor muyuz ya hu?

Mesela 14. yüzyılda “kara veba” hastalığı yüzünden milyonlarca insan hayatını kaybetti. O dönem doktorlar, bu hastalığa sebep olan bakteriyi gözlemleyecek herhangi bir teknolojik imkanlara sahip değillerdi. Peki bu durum söz konusu olan bakteriyi metafizik konusu mu yapıyordu? Yani “Böyle bir bakteriden bahsedemeyiz çünkü onu gözlemleyemiyoruz!” diyerek konu öylece kapatılmalı mıydı?

August Comte tıpkı Immanuel Kant gibi, sadece olguların bilinebileceği, kendinde olan şeylerin bilinemeyeceği ve insan bilgisinin göreli olduğu görüşündedir. İşte bu nedenle pozitivist bilim, maddeyi ya da ruhu açıklayamaz; sadece betimler diyebiliriz. Başka bir deyişle, hayata pozitivist bir gözlükle bakan insanlar; maddeyi, ruhu, kısacası özle ilgili kavramları açıklamaya çalışmazlar. Çünkü “Ruh nedir?”, “Gerçek nedir?”, “Taş nedir?” gibi sorular; teolojik veya metafizik dönemde kalmıştır ve pozitivizmin ruhuna da aykrıdır. Bu sorular kulağa felsefi gelebilir, ancak pozitivizmin felsefeye ihtıyacı yoktur çünkü, Pozitivizm başlı başına bir felsefedir.

Üç Hal Kanunu

İçerik: Pozitivizm Nedir? #Felsefi Akımlar
pozitivizm nedir? | edfu2.com

Comte’a göre, bilgi, tarihsel süreçte üç aşamadan geçerek günümüze kadar gelmiştir ve buna “Üç Hal Kanunu” denir. Peki nedir bu tarihsel evrimin üç aşaması?

  • Teolojik dönem: Putperestlikten monoteizme, yani tek tanrılı dinlere uzanan ilk çağlardır.
  • Metafizik dönem: Evreni iyilik, erdem, sevap, günah, ahlak, güzellik gibi soyut kavramların yönettiğine dair Orta Çağ felsefesini kapsar.
  • Pozitivist dönem: Bilgiyi somutlaştırma çağıdır diyebiliriz. Doğanın ispatlanabilir ya da çürütülebilir yasaları olduğunu, bilginin de bu yasalara göre oluştuğunu savunur.

Bugün pek çok bilimin üç hal kanunundan geçtiğini söyleyebiliriz. Mesela astronomi; Aristoteles ile teolojik, Kepler ile metafizik, Newton ile de pozitivist olmuştur. Gel gelelim matematiğe bakarsak, ta ilk günden beri pozitivist olduğunu görürüz. Kaldı ki matematik, pozitif bilimlerin zaten ana dili sayılır.
Comte’a göre tüm bilimler, ki bunların hepsi birer pozitif bilimdir, ve hiyerarşik dizilmişlerdir. Her bilim kendinden öncekinin bilgisine muhtaçtır.

En alt katmandaki aritmetik, geometri, ve mekanik, doğanın bize sunduğu saf, işlenmemiş bilgilerdir. Ve bizler, bu saf bilgileri işleyerek matematiği, astronomiyi. fiziği, kimyayı ve biyolojiyi elde ederiz. Sosyoloji ise bunların tamamından beslenir ve en önemli bilimdir. Bu noktada “sosyoloji” sözcüğünü tarihte ilk kullanan kişinin Comte olduğunu belirtelim.

Din ve Bilim Birbirine Ters Mi Veya Düşman Mı?

Comte, pozitivist felsefeyi bir adım daha ileri götürüp, Hristiyanlığı, Müslümanlığı veya Budizm’i yok edecek yeni bir din yarattığını öne sürer. İşte bu noktada bilim ve dinin çatışmasını alevlendirdiği için hala tepki çekmektedir. Comte’un önerdiği yeni dinin adı İnsanlık Dinidir. Bu din, tanrısal değil, elbette ki pozitivisttir. Yani uhrevi bir varlığa değil, toplumun ta kendisine tapma söz konusudur. Bu dinin tanrısı “İnsanlık” illkesi ise sevgidir. Kadınlar bu dinin adeta koruyucu melekleridir, çünkü onlar erkeklere göre çok daha sevgi dolu ve cefakardır. Ayrıca her bölgede bir tapınak kurulmalıdır. Tapınaklar “otuz yaşında bir kadının” tabloları ile süslenmeli ve bu kadın da Comte’un genç yaşta kaybettiği sevgilisi Clotilde De Vaux olmalıdır.

Nasıl ki Katolikler her gün bir ermişini anıyorsa, İnsanlık Dini de her gün bir dehasını anmalıdır. Yani tapınakların duvarlarına, Aziz Sancar’ın, İlber Ortaylı’nın, Celal Şengör’ün dev fotoğrafları asılmalıdır. (Tabi bu verdiğim isimler örneklendirmek amaçlıdır.) Bu dine göre birey, tek başına hareket etmemeli, toplumun kurallarına harfiyen uymalıdır ki ancak bu şekilde özgür olabilecektir. İbadet ise, şarkılar türküler söyleyerek, kutlamalar yaparak ve kamusal tartışmalar yürüterek icra edilecektir.

Comte’un dinine inanan pek fazla kişi çıkmasa da “pozitivizm” felsefesi, insanlığın ilerlemesine büyük katkılar sunmuştur.
Kimileri pozitivizmin artık miadını doldurduğunu, kimileri böyle bir şeyin hiç var olmadığını, kimileri ise onun totaliter bir sekülarizm anlayışının silahı olduğunu söyler. Eh tabii bundan sonra karar sizin sevgili okurlar…

“Dünyada kesin olan tek şey geçmiştir. Fakat üzerinde çalışmak zorunda olduğumuz HER ŞEY GELECEKTİR.”

                                                                                              –August Comte

Bir sonraki yazımızda görüşmek dileği ile… Wikikültür ile kalın efendim…

tt ads

Bir Cevap Yazın