Bize Ulaş!

Arkeoloji

Tarihi Değiştiren Dünya Mirası: Göbekli Tepe

Paylaşılma Tarihi :

,

İçerik: Tarihi Değiştiren Dünya Mirası: Göbekli Tepe

Tarihi Değiştiren Dünya Mirası: Göbekli Tepe

Sonsuz evrenin mini minnacık bir gezegeninde saklı kalmış; gizemli, düşündürücü, ezber bozan, olağanüstü bir miras, arkeolojik bir deyişle de Dünya’nın ilk tapınağı Göbekli Tepe…

Mısır piramitlerinden bile binlerce yıl önce yapılmış bu çok eski tapınak Ortadoğu’da bulundu. Tarihi; Mezopotamya, Minos ve Maya gibi medeniyetlerin bile çok öncesine uzanıyor. İnsanlık henüz Taş Devrini yaşarken inşa edilmiş. Peki ana kimler tarafından ve neden? Buz devrinin sona erdiği, insanın çömlek, yazı ve tekerlekle henüz tanışmadığı zamanlara.. ‘Üç yaşındaki bir çocuğun oyuncak tuğlalarla Empire State’i inşa etmesi gibi bir şey bu.’

 

Tarihi Değiştiren Dünya Mirası: Göbekli Tepe

Tarihi Değiştiren Dünya Mirası: Göbekli Tepe

Kayıp Bir Medeniyet

İnsan milyonlarca yıl boyunca yavaş yavaş evrimleşti. Önceleri avlanıp yiyecek toplayarak yaşıyordu. Ama yaklaşık 12.000 yıl önce olağanüstü bir şeyler oldu. Evrim sürecimiz katlanarak hızlandı. Ve izafi olarak çok kısa bir zaman diliminde Taş Devrinden ay yürüyüşlerine geçtik. Peki gelişimi bu kadar hızlandıran neydi? Taş Devrinden günümüze uzanan o devasa adımın neden ve nasıl atıldığı sorusuna cevap bulmak üzere; gelin Şanlıurfa şehrine 12 km uzaklıkta arkeolojide ‘Bereketli Hilal’ olarak adlandırılan ve Fırat Nehrinin getirdiği hayatla günümüzden yaklaşık 7-8 bin yıl önce tarımın başladığı tahmin edilen bölgenin tam tepe noktasına Göbeklitepe’ye gidelim.

Anadolu’nun en önemli mistik şehirlerinden birisi olan Şanlıurfa, peygamberler şehri olarakta biliniyor. Hz.İbrahim’in Makamı, Hz. Eyyüp’ün Makamı, Sin Kültü ve Harrandaki eski şehir Urfa’nın dinler tarihindeki yerini anlamaya yetiyor. Balıklıgöl de bu mistik yerlerden biri. Burası ile ilgili olduğu düşünülen ve Kur’an’ı Kerim’deki 21 numaralı Enbiya suresinde geçen bir ayette var. “Onlar ‘Siz bunu yakın da Tanrılarınızın öcünü alın eğer bir şey yapacaksanız’ ” dediler, “Biz ‘Ey ateş İbrahim’e serin ve zararsız ol dedik.’ “

Teoriye göre tarım; yerleşik hayata geçmemize, dini öğretiler geliştirmemize ve tapınaklar inşa etmemize imkan tanıdı. Küçük yerleşimler şehirleri, şehirler ise güçlü medeniyetleri oluşturdu. Artık her öğün için avlanmak ya da yiyecek toplamak zorunda olmadığımızdan; düşünmek, icat etmek ve Taş Devrini gerilerde bırakacak ölçüde gelişmek için vaktimiz vardı. En azından bugüne dek teori böyle idi. Fakat Türkiye’de keşfedilen olağanüstü bir şey kültürel evrim tarihimizde yepyeni bir sayfa açtı.

Profesör Klaus Schmidt; alanında ünlü bir Alman arkeolog. Göbeklitepe’yi 1994’de keşfeden bir kalp krizi nedeni ile aramızdan ayrıldığı 2014 yılına kadar 20 yıl süre ile “Göbeklitepe Kazı Başkanı” görevini sürdürdü. Prof. Dr. Klaus Schmidt, Göbeklitepe kazılarına ait tecrübelerini ve görüşlerini bize bir kitap olarak bıraktı; adı “Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı Göbekli Tepe/ En Eski Tapınağı Yapanlar”

İçerik: Tarihi Değiştiren Dünya Mirası: Göbekli Tepe
Klaus Schmidt

Bakalım Schmidt “Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı Göbekli Tepe” adlı kitabında Göbekli Tepe için ne diyor?

*Dikilitaşlardaki çifte deliklerin dünyevi amaçlar dışında kullanıldığını düşünmekteyiz. Atalarımız burada daha çok dinsel özelliği ön planda olan bir yer yapmışlar. Bir kült merkezi ile karşı karşıya olduğumuz kesindir. Kalıntıların, insanlığın en eski mimari anıtlarının olduğu döneme tarihlendiğinden hiç kuşku yok. Göbekli Tepe’de gördüklerimiz, onları yapanlar ve ziyaret edenlerin birleşik bir sosyal ve tinsel ilişki ağına işaret eden resim ve işaretlerdir.

Göbeklitepe’deki işaretler, aceleyle bir kaya duvarına kazınmış ya da çay taşlarına boyanmış taşlar değildir. Onlar, görkemli T biçimli dikilitaşlar üzerinde kabartma tekniği ile yapılmış ve “kutsal” kelimesinin içeriğini kesinlikle karşılayan bir buluntu konteksinde tespit edilmiştir. Öylesi bir tarzda yan yana dizilmişlerdir ki, büyük olasılıkla bu, işaret sıralamasına ait mantıklı bir ilişkiye işaret etmektedir. Kesin olan bir şey var ki, o da buranın Taş Çağı’na ait bir oturma mekanı olmadığıdır.

Göbekli Tepe bulguları, arkeolojinin uğraş alanını aşan, tarih öncesi dönemdeki kült ve din konusuna işaret etmektedir. İnsan topluluklarının en geç Üst Paleolitik’ten beri, belki de daha önce, dini bir organizasyona sahip olduklarını kabul ediyoruz. M.Ö. 10.000’lerdeki ilk Neolitik din, hangi tekil deneyimlerle şekillendirilmiş olursa olsun, yeni bir yaratımdan çok, oldukça eski bir gelişmenin ürünüdür. Yazı öncesi toplumlarda bu konuda inandırıcı bir delil bulmak ya da içeriği anlayabilmek çok zor olsa da mitler ve mitsel motiflerin çok eskiye dayandığını kabul edebiliriz. Burada açıkça görülen ise, işçilerin muhtaç oldukları gücü, inandıkları dini bir motivasyon kaynağından almış olabilecekleridir.

Tarihi Değiştiren Dünya Mirası: Göbekli Tepe

Hayvan motifleri

Göbekli Tepe yapılarında nelerin gerçekleştirilmiş olduğunu teker teker söyleyemesekte buranın bir kült yapısı olarak yorumlanması gereği kesindir. Anıtsal dikilitaşlar ve bunların oluşturduğu yuvarlak yapılar, ama aynı zamanda heykeller ve kabartmaların tarzı, karşımızda Neolitik Çağ’a ait kutsal bir merkezin olduğu görüşünü doğrulamaktadır.

Bu insan biçimli dikilitaşlar tanrılar, atalar ya da diğer varlıkları temsil ediyor olabilir. Göbekli Tepe’de karşımızda bir ritüel merkezinin – hem de merkez kavramının vurgulandığı bir yer anlamıyla da – olduğunu haklı nedenlerle kabul edebiliriz. Çayönü, Nevali Çori, Tell Abr, Mureybet, Jerf el-Ahmar, Tell Qaramel ve hiç kuşkusuz henüz bilmediğimiz pek çok diğer yerdeki insanlar, yapıları inşa etmeye devam etmiş ve burada belli bir nedenle, hep birlikte ya da temsilcileri tarafından ritüellerini gerçekleştirmişlerdir.

T biçimli dikilitaş buluntu yerlerinin dağılımı, Urfa bölgesinde Göbekli Tepe’nin çevresinde yoğunlaşıldığını bize göstermektedir. Elimizde tekrarlanan, anıtsal betimler tarzında işaretler dizisi var. Ve bu işaretlerin, görkemli insan biçimli dikilitaşların üzerine yapılması, hiç kuşkusuz onların, o dönem insanları için anlamlarını, insanî etki alanının ötesine taşımıştır. Bu açıklamalar, karşımızda, dikilitaşlar ve işaretlerle çevrili “kutsal” kelimesine uygun, doğa üstü bir atmosferin hüküm sürdüğü bir yerin bulunduğunu kabul etmeye yetmelidir.

Tapınak kavramının bu Taş Çağı özel yapıları için uygun olduğunu düşünmekteyiz. Göbekli Tepe araştırmaları sırasında saptadığımız, bu tapınaklarda kendini gösteren kült ve dinin, Yakındoğu’daki Neolitik Çağ’ın gelişiminde güçlü dürtüler olduğu fikri giderek güçlenmektedir.

Tarihi Değiştiren Dünya Mirası: Göbekli Tepe

Göbekli Tepe Dikili Sütunlar

DİKKAT ÇEKEN HUSUSLAR: Ancak burada bazı hususları dikkatinizi çekmek isterim. Kitapta yer alan şu maddeleri de dikkatli olarak okuyup yorumlayalım. *Göbekli Tepe’deki gibi bir anıtı, Paleolitiğe kadar ulaşan bir “ön tarih” olmadan düşünmek zor. Yani Schmidt’e göre, “Göbekli Tepe’yi inşa edenlerin burada ortaya koydukları uygarlık, inşaat, sanat, toplumsal organizasyon yeteneği ve inanç gibi hususlar, daha önceden sahip oldukları bir tarihe aittir.

*Yukarı Mezopotamya’daki ilk Neolitik yerleşim tarihinin birdenbire, daha önceden hiç kimsenin bilmediği yeni yüzler ve renklere sahip olduğunu da unutmayalım. Bunu da, Göbekli Tepe’yi inşa edenler bu bölgeye ait olmadıklarını ve başka bir yerden buraya gelmiş olduklarını düşünebiliriz.

*Göbekli Tepe’de Şamanların aktif olduğunu kısmen düşünebiliriz. Şaman (veya daha doğru olarak Türkçe ifadesi ile Kam), Türklerin inançları kapsamında doğa üstü güçlere sahip olan ve toplumun veya kişilerin manevî düzenleri bozulduğunda kendilerine başvurulan ve doğa üstü yetenekleri olduğuna inanılan kişilerdir. Bu da sadece ve sadece Türklere ait bir kültürdür.

GÖBEKLİ TEPE’NİN SIRLARI

12.000 yıl önce insanoğlu henüz avcı toplayıcı olarak yaşıyordu. Kullandıkları aletler taşlara ve tahtalara şekil veren basit malzemelerdi. İlk tekerleğin bile yapımına henüz binlerce yıl var. Doğa ile müthiş bir mücadele içinde insanoğlu. Bölgede ortaya çıkarılan daire yapıların içlerinde insanı sembolize eden, üzerlerinde el ve kol şekli olan T biçiminde kayalardan ve çeşitli hayvan tasvirleri yapılmış farklı taş sütunlardan oluşuyor.

Bu sütunlar tek parça olarak taşınmıştı ve 16 ton ağırlığa sahip olanları bile mevcut. Peki niçin Taş Devri insanları böylesine gizemli bir yer yaptı? Bu konu hakkında birkaç teori mevcuttur fakat hiçbiri hala kesinlik kazanmış değil. İlk teori şöyle: Şanlıurfa çevresi ‘Bereketli Hilal’ adı verilen ve dünyanın en verimli topraklarının bir bölümüne sahip alanın içinde kalıyor. Bu topraklar ilk yerleşik yaşantıya ve tarım toplumuna geçişin de merkezi. Bu çevrede insanlığın ilk köylerinden bazıları kurulmuştu. Henüz tarım başlamasına rağmen avcı toplayıcı insanlar güvenlik için bir arada yaşayacakları birkaç köy kurmuşlardı bile.

Bunlarda bilinen en eskisi Kuzey Suriye’de bulunan Jerf El Ahmar‘dır. Göbekli Tepe ile aynı tarihlere ulaşıyor. Bu köyler arasında avcı toplayıcı halklar takas üzerine kurulu ticaret de yürütüyordu. Acaba Göbekli Tepe dönem dönem toplanılan bir ticaret merkezi olabilir miydi? Buradaki daire yapılar belki de çeşitli köy halklarının ortak çalışmaları ile bu amaca hizmet için yapılmıştı. *Göbekli Tepe 200 kilometrekarelik bir araziden görülebilecek konuma inşa edilmiş olduğu için bir yolcu yön sorunu da yaşamazdı. Belki de sütunlar üzerindeki hayvan sembolleri de her köyün ya da kabilenin kendi sembolüydü.

İkinci teori ise bir tapınak olduğu; Göbekli Tepe yaklaşık on bin yıldır toprak altında. Ancak arazi sahibi ve tarihçilerin anlatımına göre Göbekli Tepe’nin olduğu arazi Urfa halkı tarafından eskiden beri kutsal kabul edilirmiş. İnsanlar bahar ayında buraya gelir, kurban keser, çeşitli rahatsızlıkları olanlar gecelerini burada geçirir, adağı olanlar da adaklarını burada yerine getirirmiş. İlginç bir şekilde 12.000 bin yıldır hiç değişmeden kutsaliyet gösteren bir bölge burası. Arkeologlar Balıklıgöl’ün yanı başında dünyanın en eski insan boyutuna sahip heykelini çıkardılar. Urfa adamı olarak bilinen bu heykel 1.80 boylarında ve daha küçük benzerleri Göbekli Tepe’den de çıkarıldı. Bugün Şanlıurfa Arkeoloji Müzesinde sergileniyor.

Teoriyi destekleyen görüşlere göre o yıllarda henüz yeni yeni çanak çömlek yapmaya başlamış antik insanları böyle bir organizasyonla birleştirebilecek önemli unsurlardan birinin inanç olduğu konusu çoğu uzmanın hem fikir görüşü. Çünkü burada bilmemiz gereken önemli bir nokta var. Henüz göçebe yaşantıdan köy hayatına geçmeye başlayan avcı toplayıcı halkların liderlik ya da askerlik gibi kavramları yok. İşçilik, kölelik, işverenlik de yok.

Yani kendilerine emir vererek onları bu inşaata yönlendirecek bir otoriteye sahip değiller. Ortak yaşam, ortak proje, eşit mal bölüşümü, eşit yiyecek kısacası tam anlamıyla komünü bir yaşantıya sahipler. Hatta Göbekli Tepe ile aynı tarihlere denk gelen köylerde bütün köyün kullandığı mutfak bile ortak. Eğer Göbekli Tepe bir tapınak ise buraya muhtemelen yılın belli zamanlarında çeşitli kabileler toplanıp ritüellerini gerçekleştiriyordu. İlk keşiflere göre sütunların üzerindeki oyuklar sunak olarak düşünülmüştü. Fakat şu anda bu ihtimal ortadan kalktı ve yapıların üstüne yerleştirilen ahşap için oyulduğu anlaşıldı.

Son yapılan keşiflere göre Göbekli Tepe tek değil. Urfa civarında Göbekli Tepe benzeri yapı silsilelerinden 12 tane daha olduğu Ardahan Üniversitesinden Bahattin Çelik’in çalışmaları ile ortaya çıkarıldı. Ancak şuanda sadece Göbekli Tepe’de kazılar mevcut. Bu alan tamamlandıktan sonra diğer yerlere geçilecek. Belki de diğer 12 yapıdan bazıları çok ama çok daha eskiye dayanıyor olabilir. Radar teknolojisi sayesinde diğer yapıların da Göbeklitepe ile benzer şekilde çeşitli daireler ve sütunlardan oluştuğunu biliyoruz. Neler sakladıklarını zamanla göreceğiz.  

Tavsiye İçerik

Arkeoloji Nedir?

 

[instagram-feed]

Bu içerik 1010 kez okunmuştur

WİKİKÜLTÜR.COM'DA EDİTÖRLÜK YAPIYORUM VE SOSYAL MEDYA İÇERİKLERİ ÜRETİYORUM. EĞİTİM HAYATIMDA VE ŞU AN'A KADAR Kİ EDİNDİĞİM TECRÜBELER DOĞRULTUSUNDA TAKIM ÇALIŞMASINA VE BİRLİKTE ÜRETEBİLMEYİ ÖĞRENME FIRSATINA WİKİKÜLTÜRDE ULAŞTIM.

Okumaya Devam Et
Yorum İçin Tıkla

Bir Cevap Yazın

Arkeoloji

Lirik Şiirin Kraliçesi Sappho ve Sappho’yu Bizimle Tanıştıran Cevat Çapan

Paylaşılma Tarihi :

,

Yazar :

Bu yazımızda Lirik Şiirin kraliçesi Sappho’yu ve onun “Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen” isimli şiir kitabının çevirmeni Cevat Çapan’ı ele aldık.

Yazımız çeşitli akademik kaynaklar üzerinden hazırlanmıştır. Yazımızın sonunda kaynaklar belirtilmektedir. Antik Çağ Kaynakları dersi için hazırlanan bu yazı, ödevi hazırlayanın izni olmadan kopyalanamaz. Çünkü bu yazı dersin ödevidir ve öğreticisinin izni ile paylaşılmaktadır. Eğer daha fazla bilgiye ulaşmak isterseniz lütfen şu makaleleri okuyunuz;

Kitap Hakkında

Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen kitabı 2008 yılında Cevat Çapan çevirisiyle Can Yayınları tarafından basılmış bir şiir kitabıdır. Cevat Çapan, çeşitli çeviriler arasından şair ve klasik filolog olan Mary Barnard’ın kitabından Türkçeye çeviri yapmıştır. Bu kitap 128 sayfadan oluşmaktadır. Kitap Eylül 2020’de 3. Baskısını 500 kitap olarak yapmıştır. 12.5×19.5 boyutlarında, 2. Hamur tipindedir.

Sappho Kimdir? | Cevat Çapan Kimdir? | Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen

Sappho Kimdir? | Cevat Çapan Kimdir? | Lirik Şiir

Cevat Çapan

Kitabın çevirmeni Cevat Çapan 1933 Kocaeli/Darıca doğumludur. Robert Koleji ve Cambridge Üniversitesi İngiliz Edebiyatı Bölümü mezunudur. 1960 yılından itibaren İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde uzun yıllar öğretim üyesi olarak görev almıştır. 1968’de doçent, 1975’te profesör olmuştur. Güzel Sanatlar Akademisi, Boğaziçi, Anadolu ve Marmara Üniversitelerinde dersler vermiştir. 1960 yılından itibaren dünya edebiyatındaki önemli şairleri dilimize kazandırmıştır.

Sappho Kimdir? | Cevat Çapan Kimdir? | Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen

Sappho Kimdir? | Cevat Çapan Kimdir? | Lirik Şiir

1996 yılında Yeditepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nde kurucu dekanlık yapmış ve İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kurmuştur. Burada 16 yıl boyunca İngiliz Edebiyatı ve Dünya Tiyatrosundan dersleri vermiştir. Bu bölümden emekli olmuştur. Kendisi şair, çevirmen, akademisyen ve oyuncudur. Çapan’ın ayrıca;

  • Doğal Tarih (1989)
  • Sevda Yaratan (1994)
  • L’hiver est fini (1996)
  • Ne Güzel Yolculuktu Aklımdan Çıkmaz (2001)
  • Bana Düşlerini Anlat ( 2007 )
  • Şiir Çevir Denize At ( 2008)
  • Ara Sıcak ( 2009 )
  • Su Sesi ( 2013 )
  • Son Duraktan Bir Önce (2017)
  • Başka Bir Coğrafyadan (2020)

İsimlerinde toplam 10 kitabı vardır.

  • 1986 Behçet Necatigil Şiir Ödülü (Dön Güvercin Dön ile)
  • 2008 Altın Portakal Şiir Ödülü (Bana Düşlerini Anlat)
  • 2015 Mersin Kenti Edebiyat Ödülü
  • 2016 Afife Jale Tiyatro Ödülleri Onur Ödülü
  • 2017 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü
  • 2017 Erdal Öz Edebiyat Ödülü
  • 2018’de Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü ve Metin Altıok Şiir Ödülü’nü aldı.

Toplam 7 adet ödülü vardır.

Eşkıya ve Av Mevsimi gibi filmlerde konuk oyunculuk yapmıştır.

Cumhuriyet Gazetesi’nin kitap ekinde “Şiir Atlası” adlı köşesinde hâlâ Dünya Edebiyatı’ndan şiirleri çevirmeye devam ediyor.

Sappho Hayatı

Sappho MÖ 7. Yüzyıllarda Brooklyn Müzesinin verdiği tarihe bakarsak MÖ 625-570 yaşamış Lesbos doğumlu kadın şairdir. Lesbos Adası günümüz adıyla Midilli Adası olarak geçmektedir. Lesbos Adası’nda aristokrat bir aileden geldiği düşünülmektedir. Sappho hakkında bilinenler sınırlıdır.

Sappho Kimdir? | Cevat Çapan Kimdir? | Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen

Sappho Kimdir? | Cevat Çapan Kimdir? | Lirik Şiir

Eresos Kenti’nde doğmuş olan Sappho’nun üç erkek kardeşi olduğu bilinmektedir (Edmons, 1928; Kivilo, 2010). Sappho’nun şiirlerinde de adı geçen Kharaksos adlı kardeşinin Mısır’da Naukratis’e deniz yoluyla ünlü Lesbos şaraplarını ihraç ettiği Strabon tarafından da bildirilir (Str., Geog., 17.1.33).

Sappho’nun çocukluğu ya da daha sonra Platon tarafından onuncu Mousa olarak anılmasına neden olacak şairliğine ilişkin aldığı eğitime dair bilinen herhangi bir şey yoktur. Ancak aristokrat ya da en azından zengin bir ailenin kızı olması, üç erkek kardeşinin olması ve Aiol kültür bölgesinin önemli bir adası olan Lesbos’ta doğması gibi nedenlerle birtakım çıkarımlarda bulunmak olasıdır. (E. İşbilen, D. Dikyol 2020: 150)

Özel hayatına ilişkin bilgilerin oldukça tartışmalı ve kesinlikten uzak olduğu görülen Sappho’nun Andros Adası’ndan Kerkylas adında zengin bir adamla evlendiği düşünülmektedir (Johnson, 2007: 23). Sappho’nun kendi şiirlerinden de bildiğimiz kadarıyla Kleis adında bir kızı vardır.

Hayatının çoğunu evlenmemiş genç kadınlar için kurduğu okulun bulunduğu Lesbos’ta geçirdiği, kendisine ilişkin rivayetler arasındadır. Tabii kendisi için Aphrodit’in rahibesi de deniyor. Hatta bazı yazarlar onu sadece şair bazıları ise bakire bir öğretmen olarak tanımlıyor.

Thiasos adı verilen ve genç kızlara seçkin bir kadın olmanın inceliklerinin öğretildiği bu okullarda, Sappho’nun çağdaşı olan diğer şair kadınların da eğitmenlik yaptığı bilinmektedir. Tüm bunların ışığında, Sappho’nun bir ‘Thiasos’da genç kızlara eğitim vermekte olduğu fikri bizce de en akla yakını görünmektedir. (E. İşbilen, D. Dikyol 2020: 157)

Sappho’un, muhtemelen MÖ 604-591 yılları arasında Lesbos’tan ayrılmak zorunda bırakıldığı (Marmor Parium, FGrHist 239 A 36; Kirk, 2008: 404; Kivilo, 2010), Sicilya’ya sürgüne gönderildiği ve Sicilya’da yerel halkın onun gelişi şerefine bir heykelini yaptırdığı da hayatı hakkında bilinenler içerisindedir (Cic., Verr., II 4; 126-127; Dubois, 1995:15).

Özellikle Yunan komedya yazarlarında rastlanan söylenceye göre Sappho, Phaon adındaki bir kayıkçıya olan aşkından dolayı, Epeiros kıyısı açıklarında, Yunan anakarasının batı sahillerinde yer alan Leukadia kayalıklarından atlayarak intihar etmiştir (Menan., Leu., fr. 1; Plin., NH, XXII, 20) Kanıtlarda nerede öldüğü yazılmasa da zamanının çoğunu geçirdiği Lesbos Adası’nda öldüğü düşünülmektedir.

Sappho’nun ölümünün tasvir edildiği ikinci görsel yazarımız Fatih Aras‘ın çizimidir.

Sappho Kimdir? | Cevat Çapan Kimdir? | Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen

Sappho Kimdir? | Cevat Çapan Kimdir? | Lirik Şiir

Sappho öldükten sonra da her dönem adı anılmaya devam etmiştir. M.S. 2. ve 3. yüzyıllarda Roma eyaletlerindeki kentler, yerel kahraman ve o kentin geçmişteki önemli yurttaşlarını sikkeleri üzerinde betimlemekteydiler. Mytilene de sikkeleri üzerinde Pittakos, Alkaios ve liri ile birlikte Sappho’yu betimlemiştir (Wroth, 1894: 70; Richter, 1965: fig. 262).

Sappho Kimdir? | Cevat Çapan Kimdir? | Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen

Sappho Kimdir? | Cevat Çapan Kimdir? | Lirik Şiir

Sappho ve Şiirleri

Sappho’nun şiir dünyasındaki yerine bakmak gerekirse o aslında günümüzdeki Lirik şiirin yani Lirizmin temellerini atan bir şairdir. Lirik şiir tanımı; aşk, sevgi, ölüm, ayrılık konuları, ezberden ve düz okuma, nesnel yazılan, daktilo ölçekte, geçmişi, efsane-destan konularını işleyen şiir türüdür.

Sappho’nun şiirlerine Lirik şiir denmesinin asıl nedeniyse onun şiirlerini Lir adlı müzik aletiyle okumasından kaynaklanıyor. Zamanla Lirik şiir adını alan bir tür hâline geliyor. Lirik şiir müzik üzerine yerleştirilmiş, insanın kişisel duygu ve düşüncelerini yansıtır.

Onu dönemin diğer şairlerinden ayıran en önemli özelliği onun toplumsallıktan sıyrılmış ve bireyselliğe ulaşmış olmasıdır. O dönemde yaşayan insanlar kendi yaşamlarına büyük değerler biçmezlermiş. Kendini bütünden ayrı görmek bireyciliğin adımları olmuş.

“…Sappho kendi benliğinde yaşadığı duyumları dile getirmek gereksinimi duyan, bunu gerçekleştiren, insan duyumlarını özgürce açığa vurmak yoluna adımını atan kişidir.”(Azra Erhat)

Sappho Kimdir? | Cevat Çapan Kimdir? | Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen

Sappho Kimdir? | Cevat Çapan Kimdir? | Lirik Şiir

Şiirler dingin, duygusal, ışık dolu bir havaya sahiptir ve insanlara olduğu kadar doğaya karşı da duygularını dile getirir. Onun şiirinde doğa her yerdedir. Yıldızlı gece manzarası, rüzgârda sallanan bir dalın görünüşü onun ruhunda bambaşka yankılar uyandırmıştır (Bonnard, 2004: 121).

Sappho’un şiirlerinde aşk ve doğa konularına sıkça rastlarız. Ayrıca kişisel temaları, öğrencilerinden esinlenip onlara düğün türküleri, kendisini unutanlara sitem ettiği şiirler ve başka kız öğrenci gruplarına önderlik edip şiir yazan rakiplerine de şiir yazdığı bilinmektedir. Şiirlerini aiol lehçesiyle yazmıştır.

Bana göre onun şiirlerinin günümüze kadar tam ulaşmamasının 2 ana nedeni vardır. Birincisi;

Roma Dönemi’nde artık kullanılmayan bir dildir ve Bizans Dönemi’nde de şiirleri üzerine çalışılmamış olmasının nedenlerinden birinin bu olduğu düşünülmektedir.

Şiirlerinin akademik dünyadan kaybolması, katipler tarafından daha az üretilmesiyle sonuçlanmıştır ve bu da elimize ulaşan eserlerinin bu denli az olmasını açıklamaktadır. Günümüzde Sappho’nun şiirlerinin fragmanları okunabilmekte ve eksik kalan kısımları tahminler yoluyla tamamlanabilmektedir (E. İşbilen, D. Dikyol 2020: 155).

Aşağıdaki görsel “Sappho Lirini Öpüyor”, 19. yüzyıl Fransız ressamı Jules-Élie Delaunay’ın yağlı boya tablosudur.

Sappho Kimdir? | Cevat Çapan Kimdir? | Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen

Sappho Kimdir? | Cevat Çapan Kimdir? | Lirik Şiir

İkincisi ise Hristiyan kiliselerinin erotik öğeleri onaylamamaları yüzünden günümüze tam olarak gelememiştir. 1898’den sonra bulunan papirüs yazmaları şiirleriyle elimizdeki şiirleri daha da artmıştır. Ne var ki 28 dizelik “Aphrodite’ye Yakarış” şiiri dışında hiçbir şiir tam olarak günümüze ulaşmış değildir. (Cevat Çapan 2008: 14)

Sappho’nun günümüz eserlerine erişebiliyorsak bu paydanın en büyük kısmını oluşturan başka yazar ve şairlerin yaptığı alıntılardır diyebiliriz.

Sappho Öldükten Sonra

Sappho’nun elinde liri ile solo performanslar sergilediği tasvirler MÖ 5. yüzyıl Attika ikonografisinde karşımıza çıkan örneklerdir ki bunlar Lesboslu’nun sadece solo liriğinde eserler verdiğini destekler (Boardman 1975: fig. 311).

“…kadınlara sosyal hayatta pek de yaşam hakkı tanımayan, Atina gibi katı kentlerde, Anadolu’ya hem coğrafi hem kültürel olarak yakın olan Lesbos’tan çıkmış ünlü bir kadın şairin varlığına rastlanması yetmezmiş gibi şarkılar söyleyip, danslar ederek kent halkı içinde performans sergileyen genç kız korolarına dair bir bilginin bulunması, kolay kabul edilebilir olmasa gerektir. Ancak politika bazı durumlarda bazı şeyleri değiştirerek de olsa kabul etmeyi gerektirir (E. İşbilen, D. Dikyol 2020: 153).

Atina, kökleri çok daha eskilere dayanan Panathenaia şenliklerini MÖ 5. yüzyıl itibari ile Attika-Delos Deniz Birliği’ni de yüceltmek amacıyla kutlamaya başlar (Howatson, 1989/2015: 685-686). Bu bağlamda Yunan dünyasında zaten sevilen ünlü şair Sappho’nun eserlerinin kullanılması, bu Panhellenik politikaya hizmet etmede önemli görülmüş olmalıdır.

Ancak, bu durumun kadını erkekten aşağı ve sosyal hayatta yeri olmayan bir varlık olarak gören anlayışı rahatsız etmesi uzun sürmemiş olmalıdır ki Sappho komedyalar yoluyla çirkinleştirilmekle kalmamış (Parker, 1993: 311; Kivilo, 2010), o dönem Yunan toplumunda hor görülen kadın eşcinselliği ile -ki bunun doğruluğu kanıtlanabilmiş değildir- aşağılanmaya çalışılmıştır.

İşte bu noktada, Sappho’nun cinsel tercihleri üzerinden yapılan hicivler Eski Komedya (MÖ 5. yüzyıl) örneklerinden başlayarak kullanılmış (Aristoph., Hipp., 1-25; Johnston, 2017) ve böylece toplum bilincinde Sappho hetaira gibi tanımlamalarla sapkın bir karakter olarak yer etmiştir.

Sappho Kimdir? | Cevat Çapan Kimdir? | Lirik Şiir

Sappho Kimdir? | Cevat Çapan Kimdir? | Lirik Şiir

Aristophanes bununla da kalmamış Lysistrata, Thesmophoriazousai ve Ekklesiazousai adlı oyunlarında kadınların ayaklanmasını eleştirmek için bu cinsel yönelimler temasını kullanmıştır (Zimmermann, 2006/2017). Esasen Sappho’nun öğrencilerine ilişkin yazdıkları araştırmacıların ve okurların yüzyıllardır ilgisini çekmektedir. Aslında Sappho’nun günümüzde en çok bilinen (fakat kanıtlanmayan) tarafı da işte bu biseksüel kimliğidir.

Hayatıyla ilgili bilinenlerin azlığına rağmen, araştırmacılar arasında, şiirlerinde konu edindiği kadınlar ve aşk teması nedeniyle (Sowerby, 2012: 109), ya da bir önceki paragrafta belirtilen, Klasik Dönem Atina’sında komedyalar yoluyla yaratılan algının günümüze etkisi dolayısıyla, Sappho’nun muhtemelen biseksüel olduğu ortak görüşü vardır.

Hellenistik dönemde bile sanat eserleri üzerinde Sappho’nun karşımıza çıkması, kadın olmasına rağmen uzun süre etkili olduğunu gösterir; ayrıca bir kadın olarak yazdığı şiirlerinin beğenilmesi kadının, eğitim aldığında -yani kadına fırsat eşitliği sağlandığında- bir erkek kadar belki de ondan daha başarılı olabileceğini gösterir.

Sappho’nun asi ve mücadeleci kişiliği onu diğer kadınlardan farklı kılmış, bir kadın olarak eril bir toplumda ayakta kalmayı başarmış ve hak ettiği sanatsal zirveye oturmuştur. Birçok eser üreterek günümüze kadar gelebilen nadir insanlardan biri olan Sappho, kendinden sonraki birçok kadına ilham kaynağı olmuştur.  (Laleş Uslu 2018: 264)

Kaynakça

  • Evren Şar İşbilen ve Derya Çığır Dikyol, Antik Yunan Dünyasında Bir Kadın Olarak Sappho’nun Yeri, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 66, 147-161; 2020.
  • Edmons, J. M. (1928). Lyra Graeca (Vol. I). Harvard: Loeb Classical Library; Aktaran: Evren Şar İşbilen ve Derya Çığır Dikyol, Antik Yunan Dünyasında Bir Kadın Olarak Sappho’nun Yeri, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 66, 147-161; 2020, s. 150.
  • Str., Geog. Strabon.  Geographika. Antik Anadolu Coğrafyası, XII-XIII-XIV. (A. Pekman. Çev.). İstanbul, 1993. Aktaran: Evren Şar İşbilen ve Derya Çığır Dikyol, Antik Yunan Dünyasında Bir Kadın Olarak Sappho’nun Yeri, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 66, 147-161; 2020, s. 150.
  • Johnson, M. (2007). Sappho. London: A&C Black. Aktaran: Evren Şar İşbilen ve Derya Çığır Dikyol, Antik Yunan Dünyasında Bir Kadın Olarak Sappho’nun Yeri, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 66, 147-161; 2020, s. 151.
  • Menan., Leuk.  Menandros. Leukadia. The girl from Leucas. (W. G. Arnott, Çev.). 219-245. Loeb Classical Library. London: Harvard University Press, 1996. Aktaran: Evren Şar İşbilen ve Derya Çığır Dikyol, Antik Yunan Dünyasında Bir Kadın Olarak Sappho’nun Yeri, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 66, 147-161; 2020, s. 151.
  • Wroth, W. (1894). A Catalogue of the Greek coins in the British Museum. Greek coins of Troas, Aeolis and Lesbos. London: British Museum. Aktaran: Evren Şar İşbilen ve Derya Çığır Dikyol, Antik Yunan Dünyasında Bir Kadın Olarak Sappho’nun Yeri, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 66, 147-161; 2020, s. 152.
  • Cic., Verr. Cicero. In Verrem. The Orations of M. Tullius Cicero. against Verres. (George Bell&Sons, Çev.) in C. D. Yonge. (Ed.), Londra, 1903.  Retrieved from https://web.archive.org/web/20060221001939/http://www.uah.edu/student_life/organizati ons/SAL/texts/latin/classical/cicero/inverrems.html; Dubois, P. (1995). Sappho is burning. London: The University of Chicago Press. Aktaran: Evren Şar İşbilen ve Derya Çığır Dikyol, Antik Yunan Dünyasında Bir Kadın Olarak Sappho’nun Yeri, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 66, 147-161; 2020, s. 151.
  • Erhat, Azra-Bektaş Cengiz Sappho Üzerine Konuşmalar ve Şiir Çevirileri, Cem Yayınevi 1978. Aktaran: Özge Özkan, Antik Yunan Dönemi Lirik Şiir Öncüsü; Sappho (MÖ 610-580?) ve Fragmanlar Kitabı Üzerinden Döneme Bir Bakış, Mersin Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Alman Mütercim Tercümanlık
  • Bonnard, A. (2004). Antik Yunan uygarlığı I. (K. Kurtgözü, Çev.). İstanbul: Evrensel basım yayın. (Orijinal eserin basım yılı 1959). Aktaran: Evren Şar İşbilen ve Derya Çığır Dikyol, Antik Yunan Dünyasında Bir Kadın Olarak Sappho’nun Yeri, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 66, 147-161; 2020, s. 155.
  • Parker, H. N. (1993). Sappho schoolmistress. Transactions of the American Philological Association (1974-), 124, 309-351.; Kivilo, M. (2010). Early Greek poets lives. Leiden: Brill. Aktaran: Evren Şar İşbilen ve Derya Çığır Dikyol, Antik Yunan Dünyasında Bir Kadın Olarak Sappho’nun Yeri, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 66, 147-161; 2020, s. 153.
  • Aristoph., Hipp. Aristophanes. Hippeis. Atlılar. (D. Kundakçı. Çev.). İstanbul: Hiperlink Yayınları, 2020.; Johnston, P. (2017). Sappho, Cleon and Eros in Aristophanes’ Knights., Classics@16. Washington, DC: Center for Hellenic Studies.  Aktaran: Evren Şar İşbilen ve Derya Çığır Dikyol, Antik Yunan Dünyasında Bir Kadın Olarak Sappho’nun Yeri, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 66, 147-161; 2020, s. 153.
  • Zimmermann, B. (2017). Antik Yunan komedyaları. (A. Selen, Çev. ). İstanbul: Mitos-Boyut. (Orijinal eserin basım yılı 2006). Aktaran: Evren Şar İşbilen ve Derya Çığır Dikyol, Antik Yunan Dünyasında Bir Kadın Olarak Sappho’nun Yeri, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 66, 147-161; 2020, s. 153.
  • Sowerby, R. (2012). Yunan kültür tarihi. (Ö. U. Hoşafcı, Çev.). İstanbul: İnkılap kitabevi. Aktaran: Evren Şar İşbilen ve Derya Çığır Dikyol, Antik Yunan Dünyasında Bir Kadın Olarak Sappho’nun Yeri, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 66, 147-161; 2020, s. 153.
  • Laleş Uslu, Antik Yunan’da Kadın Betimlemeleri ve Kadının Sosyal Statüsü, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü. Aktaran: Dicle   Üniversitesi      Sosyal   Bilimler Enstitüsü   Dergisi, ISSN: 1308-6219, Ekim 2018, YIL-10, Sayı 21
  • Boardman, J. (1975). Athenian red-figure vases.The Archaic period. A handbook. London. Aktaran: Evren Şar İşbilen ve Derya Çığır Dikyol, Antik Yunan Dünyasında Bir Kadın Olarak Sappho’nun Yeri, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 66, 147-161; 2020, s. 153.
  • Howatson, M. C. (2015). Oxford Antikçağ sözlüğü (F. Ersöz, Çev.). İstanbul: Alfa. (Orijinal eserin yayın tarihi 1989). Aktaran: Evren Şar İşbilen ve Derya Çığır Dikyol, Antik Yunan Dünyasında Bir Kadın Olarak Sappho’nun Yeri, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 66, 147-161; 2020, s. 153.
  • Sappho, Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen, Çeviri: Cevat Çapan, 2008.

Görsel Kaynakçası

  • Harita görseline ulaşmak için tıklayınız. Erişilme Tarihi: 10.11.2020 10.00
  • Sappho’nun ölümünün tasvir edildiği ikinci görsel yazarımız Fatih Aras’ın çizimidir. Profiline ulaşmak için tıklayınız.
  • Sikkelerin olduğu 3. görsele ulaşmak için tıklayınız. Erişilme Tarihi: 08.11.2020 00.33
  • Sappho ve Alcaeus’un olduğu 4. görsele ulaşmak için tıklayınız. Erişilme Tarihi: 08.11.2020 00.23
  • Sappho’nun Lirini öperken tasvir edilen yağlı boya tablosu görseline ulaşmak için tıklayınız. Erişilme Tarihi 08.11.2020 00.20
  • Sappho’nun öğrencilerine Lir ile şiir okuduğu düşünülen görsele ulaşma için tıklayınız. Erişilme Tarihi: 08.11.2020 00.18

Bu içerik 8859 kez okunmuştur

Okumaya Devam Et

Arkeoloji

Milet Antik Kenti

Paylaşılma Tarihi :

,

Yazar :

Milet Antik Kenti

Bu araştırmada Milet Antik kentinin; coğrafyası, bulunduğu bölgesi, kazı tarihçesi, tarihi ve günümüze kadar kalmış olan önemli yapıları incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda Milet Antik Kentinin tarihteki önemini gösteren detaylar vurgulanmıştır.

Milet Antik Kenti

Milet Antik Kenti

  1. Coğrafyası ve Bulunduğu Bölge

Milet Antik kenti Ege bölgesinde bulunan Aydın ilinin Didim İlçesine bağlı Akköy’ün 5 km uzaklığında bulunan Balat köyünün yakınlarında bulunur. Denizden içeri bir mevkide olması bazı kaynaklara göre limanın Büyük Menderes tarafından doldurulmasına, bazı kaynaklara göre ise Ege denizinin yükselmesi nedeniyle toprakların alüvüyonlarla dolması sonucu oluşmuştur.

  1. Kazı Tarihçesi

Milet Antik kentinin ilk kazıları 1873 yılında O. Rayet tarafından yapılmıştır. Ardından T. Wiegand 1899 yılında Milet Antik kentinin sistemli kazılarını gerçekleştirmiştir. 1950-1970 yılları arasında kazılar G. Kleiner tarafından gerçekleştirilmiştir. 1985-1994 yılları arasında W. Müller-Wiener, V. Von Graeve ve R. Senff tarafından yönetilen kazılar gerçekleştirilmiştir. 1994 yılından itibaren W.D. Niemeier tarafından yönetilen kazılarda Minos kültürüne ait çok fazla kanıt bulunmuş ve değerlendirme sonucu kentin Minos yerleşmesi olduğunu sonucuna varılmıştır. 2012 yılında kazılar V. Von Graeve tarafından sürdürülmüştür. 2013-2016 yılları arasında P. Niewöhner tarafından gerçekleştirilen kazı çalışmları 2017 yılından itibaren C. Berns başkanlığında sürdürülmektedir. Kültür ve Turizm bakanlığı tarafından tescilli arkeolojik sit alanları listesinde yer almaktadır.

  1. Tarihi
    • Kentin Tarihi

Milet tarihi MÖ 2000’lere kadar dayanan eski bir şehirdir. Eski kaynaklara göre ilk kurucuları için en eski yerleşimin Giritliler tarafından yapıldığı net bir bilgi olmasa da söylenmektedir. MÖ 1800 yılı Hitit kaynaklarında şehrin ismi tapınağa giden yol anlamına gelen Miletuwa olarak geçmektedir.

MÖ 600’lerde Milet Antik Kenti çok büyük bir ticaret merkezine dönüşür. O dönem de Miletoslular Karadeniz, Marmara ve Çanakkale sahillerine kadar koloni kurmaya başlarlar. Kaynaklara göre farklılık gösteren koloni sayısı ortalama 90 civarındadır. Bunların arasında Sinop, Trabzon ve Giresun gibi şehirler de vardır. Milet Antik kentinin yaşadığı altın çağ MÖ 494 yıllarında Lade Deniz Savaşı’nın ardından son buluyor. Bu savaşa Milet halkı 80 gemi ile katılmış ve tüm donanmasını yitirmişir. Savaşın kazananı Persler olmuştur.

Bu bozgun Yunan dünyasında büyük bir hüsran olduğu için bunu tasvir etmek amaçlı Atinalı bir oyun yazarı “Milet’in Düşüşü” adlı dram sahnelediği zaman Atina halkı büyük bir yasa boğuluyor. Yönetim ise halkın bu hâlini gördüğünde yazara yüklü bir para cezası uyguluyor.

Pers istilası sonrasında terk edilen Hellenistik Kent; Aslanlı Liman ve tiyatro çevresinde şekillenmeye başlar. Roma döneminde Hellenistik dönem kentinin büyüklüğü korunur. Ancak inşaa faaliyetlerinde artış yaşanır. Fauistina Hamamı, Liman Anıtı, Kuzey Agroa ve Güney Agora gibi yapılar Roma Dönemine tarihlenen önemli binalardır.

MÖ 38 yıllarındaysa Roma impatorluğunun özel ilgisiyle özerkliğini elde eden ve 12 İon şehir arasında kendine yer bulan Miletos metropol düzeyine ulaşmış ve çok geniş bir alana inşaa edilmiştir. Su taşkınları nedeniyle kente 4 adet liman yapılmıştır. İlk ikisi 2 aslan heykeli arasına bağlanan ve zincir ile kapatılabilen Aslanlı limandır. Üçüncü limanı Athena tapınağına yakınlığından dolayı Athena liman olarak anılır. Sonuncusu ise kentin doğusundaki kumsal kıyıda bulunur.

  • Kentin Felsefe, Bilim ve Sanat Tarihi

Antik Yunan için bilimde ilerlemek Miletos okuluyla başlamıştır. Anaksimenes varoluşu açıklama çalışmış ve tanrolara dayanmayan evrensel kanunları taşlara kazımıştır. Hekataios ise coğrafyada üstünlük sağlamış ve dünya haritasını ilk çizen kişi olarak adını tarihe yazdırmıştır. Tarihte bilinen ilk felsefeci olan ve aynı zamanda felsefenin babası sayılan Thales astronomi ile ilgili bilgiler öğrenmiştir.

Thales ve öğrencilerinin “Fizikçiler Okulu” diye anılan ve pozitif bilimin temellerinin atılması kaynaklara şöyle geçmiştir:

Aristoteles’e göre felsefenin ilerlemesi için iki ön koşul vardır. Felsefeyi yapan kişinin maddiyat kaygısına düşmeden kendini düşünmeye verebilecek “tuzu kuru” olması ve doğal görünen gerçekleri bile sorgulayabilecek bir merak duygusuna sahip olmasıdır.

Thales’in ise bazı kaynaklara göre “tuzu kuru” olmak ile ilgili şöyle bir anısı vardır. Bilginin her zaman para getirdiğine inanan Thales, yaptığı astronomi çalışmalarıyla kaç yılın kurak geçeceğini öğrenir ve kuraklık döneminde şehirde bulunan tüm zeytinyağı atölyelerini uygun fiyata satın alır. Onunla dalga geçen insanlara aldırmayan Thales sabırla bekler. Kuraklık sona erdiğinde bolluk yaşanır ve zeytin hasadı verimli geçer. Thales’in atölyelerini kullanmak zorunda kalan halk sayesinde Thales bir yıl içinde zenginleşir ve halk tarafından saygı görmeye başlar.

 

  1. Önemli Yapılar

Tiyatro: Milet Antik Kenti’nin en büyük ve en iyi korunmuş anıtıdır. Orjnalinin sonradan inşaa edilen çok daha gösterişsiz olduğu düşünülmektedir. Helenistik zamanlarda tiyatro dört defa yeniden inşaa edilmesine rağmen yalnızca 3500 seyircilik kapasitesi vardır. Kaynaklara göre Tiyatro MÖ 4. Yüzyılda inşaa edilmiş ve daha sonra 15000 kişi sığabilecek şekilde genişletilmiştir.

Milet Antik Kenti

Milet Antik Kenti

Liman Anıtı: Yuvarlak kaide üzerine bir kısmı yerleştirilen kabartmalarda deniz canlısı görülmektedir. Aslanlı limanın güneybatı köşesinde bulunan bu anıtın, deniz de kazanılan bir zafer anısına dikildiği düşünülmektedir.

Faustina Hamamı: Marcus Aurelius’un teyzesi ve Antoninus Pius’un karısı olan Faustina adına yaptırılmıştır. Anadolu’daki en büyük Roma hamamlarından biri olan hamam; soğuk, sıcak ve ılık kısımları, soyunma odaları ve havuzlu alandan oluşmaktadır. Hvuz kenarında uzanmış negir tanrısı Meandros heykelı ve aslan figürlerinin birer koptası bulunmaktadır. Heykelin aslı Milet Müzesi’nde sergilenmektedir.

Apollon Delphinion Kutsal Alanı: Kazılar ve yazıtlar Milet’in ana kent kültü olan Apollon Delphinios Yunuslu-Apollon kültü hakkında M.Ö. 7. yüzyıldan Geç Antik Dönem’e kadar bilgi verir. Her yeni yılın başlangıcında, ilkbahar ayı olan Taureon’da (Nisan/ Mayıs) kentin en önemli festivali olan Apollon Delphinios Festivali, yöneticilerin yemin töreni, vatandaşlığa kabul töreni ritüelleri bu alanda düzenlenmiştir.

Milet Antik Kenti

Milet Antik Kenti

Kuzey Agora Bölgesi: Milet’in merkezi, Aslan Limanı’nın hemen güneyinde yer almaktadır. Bu limana gemilerle gelenler, L şeklinde bir Dor stoasıyla karşılanmaktadır. Bu stoa Helenistik dönemde sahile inşa edilmiş, dükkân ve depoları barındırır. Stoa, Milet’in ana agorası olan Kuzey Agora’ya, MS 1. yüzyılda inşa edilmiş olan anıtsal kapıdan, Aslan Limanı’nın güneydoğu köşesine kadar ilerlemektedir. Ancak bu görkemli yapının sadece temelleri günümüze kadar korunmuştur.

Güney Agora Bölgesi: Milet’in ikinci agorası Kuzey Agoranın güneyinde yer almaktadır, Pazar Kapısının anıtsal cephesi, kuzey Agora’dan gelen girişi işaretlemiştir. Kapı, 2. yüzyılda, daha mütevazı bir Dorik propylonun yerine inşaa edilmiştir. Kapı mermerden inşa edilmiştir ve yaklaşık 30 metre genişliğinde, 16 metre yüksekliğinde ve 5 metre derinliğindedir. Üç giriş kapısı ve çok sayıda çıkıntı ve niş bulunan iki katlı bir yapıdır. Milet’te bulunduğu dönemde bu kapının ikinci katındaki nişlerde, barbarlara karşı savaşan imparator heykelleri sergilenmekteydi.

Sonuç

Milet Antik kenti için felsefe, bilim ve sanatın başkenti dersek hiç de yanlış konuşmuş olmayız. Günümüze kadar kalan yapılarından yola çıktığımızda sadece döneminin değil aynı zamanda bu zamanın da önemli bir antik kentidir.

 

KAYNAKÇA

http://www.tayproject.org/TAYages.fm$Retrieve?CagNo=9006&html=ages_detail_t.html&layout=web#:~:text=Ara%C5%9Ft%C4%B1rma%20ve%20Kaz%C4%B1%3A%20Milet’teki,%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fmalar%C4%B1na%20Athena%20Tap%C4%B1na%C4%9F%C4%B1’nda%20ba%C5%9Flam%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r.

https://muze.gov.tr/muze-detay?SectionId=MLT01&DistId=MLT

https://www.didim.bel.tr/sehir-d-81-filozoflarin-sehri-milet

https://www.arkeogezgin.com/miletos-milet-antik-kenti/

https://muzeler.org/milet-antik-kenti

https://aydin.ktb.gov.tr/Eklenti/64489,aydin-milet-antik-kentipdf.pdf?0

Gazi Göksu, Ege Üniversitesi Turizm Rehberliği Bölümü, TUREB 2016 KIŞ BATI TURU DOSYASI
https://www.academia.edu/21999877/priene_and_milet_and_kehanet

Fotoğraflar: https://www.arkeogezgin.com/miletos-milet-antik-kenti/ sitesinden alınmıştır.

Bir sonraki Antik Kent için öneri ve görüşlerinizi yoruma bekliyoruz.

Bu içerik 873 kez okunmuştur

Okumaya Devam Et

Arkeoloji

Arkeoloji Nedir? Arkeoloji nasıl başladı?

Paylaşılma Tarihi :

,

Yazar :

İçerik: Arkeoloji Nedir? Arkeoloji nasıl başladı?

En kısa tanımıyla Arkeoloji, insanlık ve insanlığın geçmişidir. 

Arkeologlar insanlar tarafından yapılan, kullanılan veya değiştirilen şeyleri inceleyip geçmişteki insanların hayatları ve yaşantıları konusunda bizleri bilgilendirir. Bunu, kalıntıları inceleyerek yaparlar.

Bunlar; araçlar, basit bir kulübe, altın mücevherlerle kaplı bir iskelet ya da çöl zeminden yükselen bir piramit gibi geride bıraktığımız her şey olabilir. Bu yüzdendir ki, arkeologlar çağdaş toplumlara ışık tutabilmek için geçmişi inceler.

Arkeoloji, dünyanın her yerinde, kim olduğumuz ve nereden geldiğimizle ilgili soruları cevaplamaya yardımcı olmak için çok çeşitli disiplinlerden insanlarla çalışan arkeologlar tarafından uygulanmaktadır. Bunu yaparken, arkeologlar geleceğimizin ne getireceğine ışık tuttuğuna dair kanıt bulurlar.

Arkeoloji nasıl başladı?

Bazı yönlerden, arkeoloji çok eski bir disiplindir. Eski toplumların eski materyalleri tutmaları ve önemli gördükleri yerleri ve anıtları korumak için adımlar atmaları olağandışı değildi tabi ki.

Modern çağın başlarında, Aydınlanma başlangıcı ve daha sonraki bilimsel devrim ile birlikte, arkeoloji kademeli olarak “bilimsel” olarak kabul edeceğimiz hale geldi, çünkü daha ayrıntılı olarak kayıt yerlerinde ve eserlerin yaşını belirleyen yöntemler geliştirildi. (örneğin çökeltileri inceleyerek çökelti içinde buldukları eserlerin zaman içinde nasıl değiştiğini analizi gibi, ya da karbon testiyle eski yapıların yaşının öğrenilmesi gibi).

Arkeologlar kimlerdir?

arkeoloji nedir? wikikultur.com

Göbeklitepe’yi dünyaya duyuran Arkeolog | Prof.Dr. Klaus Schmidt

Arkeologlar kurgusal Indiana Jones gibi boğa güreşi veya revolver kullanmasalar da geçmişin gizemlerini çözmeye yardımcı olmak için çok sayıda teknoloji ve teknik kullanırlar. Eski Mısır Antikalar Bakanı Arkeolog Zahi Hawass, ‘’insanların dikkatlice not almaları ve laboratuvar çalışmaları ile gerçek hayattaki arkeolojinin Indiana Jones’un filmleri kadar heyecan vericidir’’ sözü Arkeolojinin ne kadar eğlenceli ve heyecanlı bir meslek olduğunu açıklar niteliktedir.

arkeoloji nedir? wikikultur.com

arkeoloji nedir?

“Arkeolog” terimi giderek daha geniş bir terim olmaktadır. Profesyonel arkeologların tümü genel saha çalışması ve laboratuar becerilerini kolaylıkla yapabilse de, belirli eserlerin veya alanların çalışılmasında uzmanlaşmaları gerekir.

Arkeologlar, arkeoloji yani kazı bilimi alanında en az 4 yıllık lisans eğitimi almış kazı bilimcilere verilen addır. Arkeoloji bilimi, adından da anlaşılacağı üzere kazı yaparak, arkeolojik araştırma yapılan coğrafyanın tarihine, o bölgenin kültürünü, insanlarla etkileşimini, etnolojisini ortaya koyarak ışık tutarlar.

Tarih öncesinden günümüze kadar olan sürede yaşamış toplumları, toplumların kültürlerini, yaşayış şekillerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini, dillerini, kökenlerini ve gelişimlerini incelerler. Arkeoloji, tarihten mimarlığa, coğrafyadan felsefeye ve psikolojiye kadar pek çok bilim dalıyla yakından ilişkilidir. Fakat bunlardan ayrı olarak arkeologlar daha çok insanların geride bıraktıkları eserler ve insan yapımı nesneler ile ilgilenirler. Bu bakımdan iyi bir arkeolog, çok çeşitli alanlarda bilgi sahibi olmalıdır. Sürekli araştırmak ve öğrenmek, çeşitli bilim alanları hakkında bilgi sahibi olmak ve entelektüel bir birikim iyi bir arkeoloğun olmazsa olmazlarıdır.

Sualtı arkeolojisi, tekstil analizi ve bitki ve hayvan kalıntılarının incelenmesi gibi alt dalları ile arkeoloji çok geniş bir bilim dalıdır. Bazı arkeologlar, arkeolojik alanlarda bulunan metinleri kaydetmelerini ve çevirmelerini sağlayan dil becerileri geliştirirler. Bu dil uzmanları kendilerini arkeolog olarak adlandırmayabilir, bunun yerine kendilerine epigraf ya da çalıştıkları dille ilgili başka bir isim kullanabilirler. Benzer şekilde, insan kalıntıları konusunda uzmanlaşmış kişiler genellikle arkeologlardan ziyade kendilerini “fiziksel” veya “biyolojik” antropologlar olarak adlandırmaktadır.

arkeoloji nedir? wikikultur.com

Görsel: Fosil

Yeni teknolojiler ve disiplinler ortaya çıktıkça, arkeologların geliştirdikleri beceriler artmaya devam edecek… 

Arkeologlar, çalışmalarını dünyanın belli bir yerine veya Mısır, Çin veya Mezopotamya veya Orta Amerika’daki Maya uygarlığı gibi belirli bir kültür üzerinde yoğunlaştırma eğiliminde olabilirler. Ayrıca belirli zaman dilimlerine de odaklanabilirler. Örneğin, bir Mısırbilimci , Giza’daki piramitlerin inşa edildiği zaman dönemi olan Eski Krallık dönemine (M.Ö. 2649-2150) odaklanıp sadece o dönem için çalışmalarda bulunabilir .

Arkeoloji, hayvanlarla ve bitkilerle ancak insanlığı anlamamıza yardımcı olacak kadar ilgilenir. Örneğin, bir dinozor fosili, bir dinozor bir insan tarafından kazınıp inceleme altındaki arkeolojik alanın bir parçası olmadıkça (bu durumda arkeolog onu araştırmak için bir paleontologla çalışacaktır), bir arkeolog tarafından incelenmeyecektir.

Profesyonel bir arkeolog olmak

Kuzey Amerika ve Avrupa’da, profesyonel arkeologlar yüksek lisans veya doktora derecesine sahip olma eğilimindedir. Bu her zaman böyle değildi tabi zira 1922’de Tutankhamun’un mezarını keşfeden ekibi yöneten arkeolog Howard Carter, çok az örgün eğitim aldı buna karşın pratik olarak çok fazla arkeolojik teknik biliyordu. Her zaman söyleriz teorik eğitimden ziyade pratik eğitim şarttır.

arkeoloji nedir? wikikultur.com

Howard Carter

Çok sayıda üniversite arkeoloji programları sunmaktadır. Tabi , öğrencilerine aktaracakları uzmanlık, öğretmeye müsait öğretim üyelerine ve personele bağlıdır.

Arkeologlar çok çeşitli mekanlarda çalışabilirler. Bunlara müzeler, sanat galerileri, üniversiteler, araştırma enstitüleri, devlet kurumları (örneğin, Ulusal Park Servisi), kültürel kaynak yönetimi firmaları (genellikle özel şirketler ve hükümetle birlikte gelişmeden önce sahaları araştırmak ve hükümetlerle birlikte çalışmak için), turizm şirketleri (örnek olarak yüksek eğitimli rehberler olarak,) ve medya şirketleri (belgesel çekmeye yardımcı olmak ve kitapların, ve dergilerin yayınlanmasına yardımcı olmak) gibi yerler örnektir. Görüldüğü gibi çok geniş bir çalışma sahası vardır.

Amatörler için fırsatlar

Arkeolojiye amatörlerin katılması için de birçok fırsat vardır. Yerel arkeoloji toplulukları, gönüllülere kazı ve laboratuar çalışmalarına katılma şansı sunuyor.

Arkeologların maaşı

Bir arkeolog için tam bir maaş aralığı vermek zordur. Aslında her meslek için bu böyledir.

İçerik: Arkeoloji Nedir? Arkeoloji nasıl başladı?

Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da, küçük bir kültürel kaynak yönetim firmasıyla çalışan genç bir alan arkeoloğu (bazen “teknisyen” olarak adlandırılır), asgari ücretten çok fazla olmamakla birlikte, azda kazanmaz.

Yüksek uçta, büyük bir araştırma üniversitesinde görevli bir profesör, yıllık 100.000 ABD dolarına ulaşan bir maaş kazanabilir, bu sayı Türkiye de 60.000 ila 70.000 Tl arasındadır tabi bu üniversiteye göre değişiklik gösterebilir. Bir üniversite, devlet kurumu büyük kültürel kaynak yönetim şirketi veya büyük müzede üst düzey yönetici pozisyonuna sahip bir arkeolog, altı rakama ulaşan bir maaş da alabilir. Bir arkeolog, iyi satan bir kitabı yayınlamayı başarırsa (yapılması zor olan bir şey) gelirlerini daha da artırabilir.

Tarihi Eserler Ve Satışları

Günümüzde arkeologlar genellikle kazdıkları eserleri satmazlar. Geçmişte, bu her zaman böyle değildi. Bir asır kadar önce, Arkeologlar (bazen yağmacılardan biraz daha fazla), eserler kazıp onları satarlardı. Geçmişte müzeler, üniversiteler, galeriler ve özel şahıslar bazen bilimsel bir arkeolojik kazı masrafını karşılamaya yardımcı olur ve karşılığında eserlerden pay alırlardı. 

Bu gibi uygulamaların hala yasal olarak gerçekleştiği arkeolojinin az sayıdaki alanlarından biri, su altı gemi enkazlarının kurtarılmasıdır. Sualtı kazıları için ödenecek paraya sahip olmayan bazı yargı bölgeleri, bir kurtarma şirketinin profesyonel arkeologlar ve bilimsel teknikler kullanarak bir alanı kazmasına izin verirler. Kurtarma şirketi de, bazı eserler satarak maliyetlerini telafi eder (ve bazen iyi bir kazanç sağlar). Bu uygulama arkeologlar arasında derinlemesine tartışmalı ve milletvekilleri arasında ise halen bir tartışma kaynağı.

Dikkat çeken başka bir istisna ise, metal dedektörlerini kullanan amatörlerin (definecilerin) eserler aramasına ve zaman zaman bulgularına sahip olmalarına izin verdiği Birleşik Krallık’ta meydana gelir. Yine, metal dedektörlerinin amatörler tarafından kullanımı, arkeolojik alanlara zarar verdikleri ve bilimsel araştırmaları engellediklerini gerekçesiyle birçok arkeolog tarafından karşı çıkılır. Bizce olması gereken de budur.

 

Arkeoloji nereye gidiyor?

Teknoloji geliştikçe, geçmişi incelemek için yeni yöntemler de buna oranla gelişecektir. Örneğin Google Earth, yüksek çözünürlüklü görüntüleri  kullanıma sunulduğundan beri , arkeologlara (ve amatörlere), bazen zor olan alanlarda geniş arazilerde araştırma yapmalarına çok kolaylık sağlamıştır.

Arkeolojinin gelecekte nereye gideceği, gelecekteki teknolojik gelişmelere ve insanların gelecekte nereye seyahat edeceğine bağlıdır. Gökbilimcilerin Dünya boyutundaki gezegenleri tespit etmelerini sağlayan tekniklerin gelişmesiyle birlikte, arkeologların insan dışı uygarlıkların kalıntılarını aramak için gökbilimciler, fizikçiler, biyologlar ve diğer bilim insanlarıyla giderek daha fazla çalışacakları bile iddia edilmektedir.

Bilemeyiz hiç belli olmaz. Şu an bize imkansız gelen çoğu şey bir bakmışız ki oluvermiş.

Bilimin ve sanatın daha fazla gelişmesi temennisiyle…

Sağlıcakla…

Bu içerik 2216 kez okunmuştur

Okumaya Devam Et

Yazarımız

Ekibimize Katıl!

yazar

Son Yazılar

Hasret Gültekin: Hasret Gültekin:
Müzik2 gün Önce

Hasret Gültekin: Şans Tanımanız Gereken Sanatçı #16

Hasret Gültekin Şans tanımamız gereken sanatçılar listesinde sanatçı olan Hasret Gültekin var. Geçen yazımızda Kesmeşeker yer almıştı. Bu yazımızda ise...

WK HAFTALIK GENEL KÜLTÜR TESTİ #11 WK HAFTALIK GENEL KÜLTÜR TESTİ #11
Quiz&Test3 gün Önce

WK HAFTALIK GENEL KÜLTÜR TESTİ #11

Haftalık Genel Kültür Testi ile tekrardan karşınızdayız. Her konudan genel kültür soruları için bağlantıya tıklayın ve kültür seviyenizi ölçün.   Genel kültür testi...

Steam Ödülleri 2020 Steam Ödülleri 2020
Teknoloji4 gün Önce

Steam Ödülleri 2020

Steam Ödülleri 2020 Adaylık Komitesi Steam artık bir gelenek hâline gelen ödüllerini her zaman olduğu gibi bu sefer de kullanıcılarına...

Mısır Mitolojisi: Yaratılış, Tanrılar, Tanrıçalar ve Yaratıklar Mısır Mitolojisi: Yaratılış, Tanrılar, Tanrıçalar ve Yaratıklar
Mısır Mitolojisi5 gün Önce

Mısır Mitolojisi: Yaratılış, Tanrılar, Tanrıçalar ve Yaratıklar

Mısır Mitolojisi: Yaratılış, Tanrılar, Tanrıçalar ve   Mısır Tanrıları ve Tanrıçaları Tüm eski insanlar için dünya gizemle doluydu. Çevrelerindeki dünyada deneyimlediklerinin...

İçerik: Mitolojik Hikaye: Persephone ve Hades Hikayesi İçerik: Mitolojik Hikaye: Persephone ve Hades Hikayesi
Yunan Mitolojisi5 gün Önce

Mitolojik Hikaye: Persephone ve Hades Hikayesi

Persephone ve Hades Persephone ve Hades | Persephone, Demeter ve Zeus‘un kızıydı. Persephone büyüdükçe güzelliği de arttı. Yeraltı tanrısı Hades...

İçerik: Fransız Devrimi Nedir? Fransız Devrimi Nasıl ve Ne Zaman Başlamıştır? İçerik: Fransız Devrimi Nedir? Fransız Devrimi Nasıl ve Ne Zaman Başlamıştır?
Tarih6 gün Önce

Fransız Devrimi Nedir? Fransız Devrimi Nasıl ve Ne Zaman Başlamıştır?

Fransız Devrimi Fransız Devrimi, devrimle bağdaştırdığımız neredeyse her şeye sahipti; açgözlü hayaller, hırslı aristokratlar, yüksek vergiler, başarısız hasatlar, gıda kıtlıkları,...

Mahir: Kısa Hikaye Mahir: Kısa Hikaye
Edebiyat6 gün Önce

Mahir: Kısa Hikaye

Mahir: Kısa Hikaye – Yüzüğü alınca “Evet!” der sandım. – “Hayır” mı dedi? – Hayır. Yani hayır demedi. Evet de...

Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek
Deneme6 gün Önce

Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek

Raziye Ayhan’ın Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek İki kişilik bir masada yalnız başıma oturuyordum , kimi zaman bu sayı çoğalıyor,...

Okunması Gereken Kitaplar #1 Okunması Gereken Kitaplar #1
Edebiyat1 hafta Önce

Okunması Gereken Kitaplar #1

Okunması Gereken Kitaplar listemiz zamanla güncellenecektir. Bu listedeki kitaplar tamamen yazarın istediği sırayla düzenlenmiş ve herhangi bir “en iyi” sırasını...

Ülkü Tamer: Şans Tanımamız Gereken Şair #8 Ülkü Tamer: Şans Tanımamız Gereken Şair #8
Edebiyat1 hafta Önce

Ülkü Tamer: Şans Tanımamız Gereken Şair #8

Ülkü Tamer: Şans Tanımamız Gereken Şair Şans Tanımamız Gerekenler listesinde artık şairlerimizde var. Biliyorsunuz ki Şans Tanımamız Gereken Şair listemizin...

yunan Tanrıları - wikikultur.com yunan Tanrıları - wikikultur.com
Yunan Mitolojisi1 hafta Önce

Yunan Tanrıları: Yunan Mitolojisinde 30 Yunan Tanrısı Listesi

Yunan Mitolojisinde Yunan Tanrıları Listesi Yunan Mitolojisi hayal gücümüzü her zaman heyecanlandırmıştır. Güçlü Yunan Tanrılarının destansı hikayeleri, yıllar boyunca sayısız...

Arkeoloji1 hafta Önce

Lirik Şiirin Kraliçesi Sappho ve Sappho’yu Bizimle Tanıştıran Cevat Çapan

Bu yazımızda Lirik Şiirin kraliçesi Sappho’yu ve onun “Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen” isimli şiir kitabının çevirmeni Cevat Çapan’ı ele...

Kesmeşeker: Şans Tanımanız Gereken Sanatçı #15 Kesmeşeker: Şans Tanımanız Gereken Sanatçı #15
Müzik1 hafta Önce

Kesmeşeker: Şans Tanımanız Gereken Sanatçı #15

Şans tanımamız gereken sanatçılar listesinde sanatçı topluluğu olan Kesmeşeker var. Geçen yazımızda Grup Seksendört yer almıştı. Bu yazımızda ise güzel...

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları
Blog1 hafta Önce

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları Salgın, virüs, maske, karantina, önlem, ellerimizle özdeşmiş dezenfektan kokusu ve nicesi… Pandemiye Özel Uzaktan Tatil isimli...

24 Kasım Öğretmenler Günü 24 Kasım Öğretmenler Günü
Deneme1 hafta Önce

24 Kasım Öğretmenler Günü

24 Kasım Öğretmenler Günü’ne özel yazımız sizlerle. Sınıfları boş tarlalara benzetiyorum. Öğretmenler birer çiftçi, öğrenciler ise tohumları. İlk önce ekiyorlar...

İçerik: Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir? İçerik: Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir?
Yunan Mitolojisi1 hafta Önce

Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir?

Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir? Perseus, Yunan Mitolojisinin en büyük kahramanlarından biridir. O, Zeus ve ölümlü Danae’nin oğluydu. Korkunç bir...