tt ads

Türk Dizilerindeki Hüzün Ekolünün Temsilcilerinden: Yeditepe İstanbul.

Hani bazı mahalle dizileri vardır, kendinizi ne zaman daha fazla evinizde hissetmek isteseniz onlara sarılırsınız zira o diziler ki sizin bütün ıssızlığınızı alır, üstelik daralan göğsünüze geniş bir esenlik bırakarak bir süreliğine dahi olsa yaralarınızı sağaltır. Romantizm yüklü dayanışma ruhu, hayatın tekil mücadelesinde insanın yalnız olmadığını bilmesinin verdiği o güven ve hüzün dolu haz hiçbirimizin kolay aşabileceği bir şey değil zaten.

Çoğumuzun gelip de yüreğine çarpan Yeditepe İstanbul dizisi de şiir, umut ve yoklukla harmanlanan aşkların bucağında bir sevda masalı. Ali Ulvi Hünkar’ın doyumsuz kalemiyle inşa ettiği leziz bir senaryoya sahip olan 2001 yapımı lirik dizi eşinin iflas etmesinin ardından intihar etmesiyle dünyada kızından başka hiçbir şeyi kalmayan bir kadının, alışık olduğu görkemli hayattan kızıyla birlikte bir kenar mahalleye taşınmasını ve hayata sil baştan tutunmasını konu ediniyor. Lakin ne var ki (Zuhal Olcay) Olcay’ın ve kızı (Özgü Namal) Duru’nun aşina oldukları yaşam sonrası yeni bir hayata adapte olmaları pek kolay olmayacaktır.

Yeditepe İstanbul: Türk Dizilerindeki Hüzün Ekolünün Temsilcilerinden
Türk Dizilerindeki Hüzün Ekolünün Temsilcilerinden: Yeditepe İstanbul.

Ancak anne kızın bu zorlu yaşam mücadelesinde onlara refakat edecek insanlar ile yollarının kesişmesi neticesinde onların hayatında yeni bir sayfa açılırken mahallede serseri bir gezegenden farksız halde -işsiz güçsüz- dolaşan mahallenin yazarı (Emre Kınay) Yusuf’un da hayatı Olcay’a rastlamasının akabinde farklı bir forma girecektir.

Üstelik Yusuf’un zihninde mahalleyi anlatan bir roman yazma fikri de bu yeni yüzlerin mahalledeki soluk ruha getirdikleri mahzun fakat sıcak etkileşimin büyüsüyle de iyice alevlenecektir. Mahalleye gelen yeni konukların efsunundan payını alan bir diğer kişiler de (Meral Okay) Havva Ana’nın oğlu (Uğur Polat) Ali ile torunu (Ruhi Sarı) Ömer olacaktır. Havva Ana, evinin üst katını yeni gelen kiracılara açan; epey anaç, oldukça da şefkatli bir kadındır. Kaldı ki Olcay’a bir ev sahibinden ziyade gerçek bir dost gibi davranan bu kadının hayat yorgunluğu, evinin avlusunda oturarak bir başına bira içmesi, bir yerleri ağrıdığında bakkaldan kasayla bira söylemesi benim yüreğime pek bir dokunur.

Bu sebeple de sanırım diziyi ne zaman izlesem kendisine sarılmak isterim. Havva Ana’nın oğlu Ali ise seksen darbesinde çok işkence görmüş ve hayattan büyük yaralar alması sonucunda içine kapanarak etrafına küsmüştür. Tabii Ali’nin de o yenik ve gücenik hallerini ve yaşam karşısındaki eylemsizliğini devinime çevirecek esrarlı kadın şüphesiz ki Olcay olacaktır. Hatta öyle ki Ali’nin uzun zaman sonra yüreğine düşen ateş onu yaşama tekrar ikna dahi edecektir. Olcay’a, ‘’Yüreğimdeki bütün yüzler sana dönüşüyor.’’ deme cesaretini bile bulacaktır sonraları kendinde.

Havva Ana’nın haylaz torunu Ömer ise Duru’yu görür görmez ona vurulacak ve hatta Duru mahalleye taşınırken icradan kurtarabildiği piyanosunu da mahalleye sokunca mahallenin kaderinin de tıpkı kendi kaderi gibi değişeceğini o an fark edecektir. Öte yandan dizi kahvehanesi, berberi, müthiş samimiyette komşuları ve onların olayları ile sürüp giderken mahallenin hisli yazarı Yusuf, Olcay’a ulaşabilmek için bir işe girmeye dahi niyetlenecektir. Hatta bir bölümde bir inşaatta çalışırken soluklanmak için oturduğu köşede yazdığı şu mektup, aşkın en büyük motivasyon kaynağı olduğunu düşünen biri olarak beni pek bir haklı çıkartır:

‘’Nişanlım… Kalbimle nişanladığım… Dilimin bağı resmine bakarken çözülüyor. Çözülürken bin kere söylüyorum. Taşıdığım ve yüklendiğim tuğlalar kadar, düşündüğüm ama yazamadığım mektuplar kadar çok, onlar kadar ağır, onlar gibi kızıl; seviyorum… Yoruldukça seviniyorum sana olan yolum kısalıyor diye. Beni sana yaklaştıran eziyeti öpüp başıma koyuyorum.’’

Yeditepe İstanbul: Türk Dizilerindeki Hüzün Ekolünün Temsilcilerinden
Türk Dizilerindeki Hüzün Ekolünün Temsilcilerinden: Yeditepe İstanbul.

Yani demem o ki artık böyle içinde şiirlerin geçtiği, kadınların güçlü duruşlarıyla öne çıktığı, toplumsal cinsiyet rollerinin elimine edildiği, şekilden ziyade anlamın önem kazandığı, gösterişten ziyade samimiyetin var olduğu, her bir repliğin de yürek dağladığı diziler kalmadı ne yazık ki. Lakin üzerinden yıllar geçmesine rağmen bu dizi hâlâ güzelliğini koruyor. Herkesin hayatının bir bölümünde bu diziye yolunun düşmesini ve insanların yüreğini bu diziyle bilemesini, arşivlerinde Yeditepe İstanbul’a yer vermelerini isterim.

Ne olur bu diziye yaslanalım.

Tavsiye İçerik

Esaretin Bedeli (The Shawshank Redemption) Film İncelemesi #imdb250

 

Dizinin ilk bölümünü izlemek için tıklayınız.

Sitemizdeki Sinema&Dizi kategorisindeki diğer yazı ve testlere ulaşmak için tıklayınız.

[instagram-feed]

Bu içerik 1115 kez okunmuştur

tt ads

4 Replies to “Yeditepe İstanbul: Türk Dizilerindeki Hüzün Ekolünün Temsilcilerinden

Bir Cevap Yazın