Bize Ulaş!

Blog

Çalışma ile Başarı

Paylaşılma Tarihi :

,

Çalışma ile Başarı

Çalışma ile Başarı’nın Birbirinden Kopuk Olduğu Ülke: TÜRKİYE

 

Okulda çok çalışan çocuklara ne denir?

Cevap: İnek!

 

Peki, bütün kurallara harfiyen uyanlara ne denir?

Cevap: Genelde “Kıl” denir

 

Tamam. Bu her iki gurupla da dalga geçilir mi?

Cevap: Tabii ki

 

O zaman elimizde şöyle bir insan profili çıkıyor; “Bütün kurallara uyan ve çok çalışan birisi”…

Kim olabilir bu?

Cevap: Bildiğiniz ALMAN!

 

Dünyanın en başarılı ülkesinin insanlarının iki temel özelliğini bu şekilde sıralamış olduk ama bu özellikler bizim topraklarımızda dalga geçilen, aşağılanan, küçük görülen, “delikanlı adamın” asla tevessül etmeyeceği davranışlar gibi duruyorlar.

 

Her ülke insanları gibi biz de sırtımızda yüzlerce yıllık tarihimizin bize yüklediği kültürel bagajları (yükleri) taşıyoruz. Şu anda geldiğimiz noktada ise “Çok çalışmak” ve “Kurallara uymak” özenilecek davranış biçimleri değiller. Türk insanı başarıya ve yükselmeye çok çalışarak, özveriyle kendini geliştirerek ve eğiterek ulaşılacağına inanmıyor. Daha da kötüsü, kendilerini geliştirmek isteyenler, bir de çevrelerinden gelen baskılara karşı yerine göre özür dilemek, yerine göre de kendilerini sürekli açıklamak, hatta gizlemek zorunda kalarak çabalarına devam etmek zorunda kalıyorlar.

Çalışma ile Başarı

Çalışma ile Başarı

Neden?

 

Benim aklıma birkaç nokta geliyor; Osmanlı döneminde Anadolu insanı, ağırlıklı olarak da Müslüman ve Türk olanları, imparatorluk içinde iki konuda; asker olarak ve çiftçi olarak kullanıldılar.

 

Asker olarak kullanılabilmek için hem ölmeyi hem de öldürmeyi iyi bilmeleri ve kültürel olarak iyi hazmetmiş olmaları gerekiyordu. Sanırım şehitlik mertebeleri, kahramanlık türküleri ve benzerleri bu konudaki kültürel alt yapının yeterince gelişkin olduğunun kanıtları.

 

Çiftçi olarak da çalışarak imparatorluğu beslemeleri gerekiyordu. Yüzyıllar boyunca çok kötü koşullarda yaşayıp emekleri kullanıldı. Anadolu halklarının bu durumdan ne kadar mutsuz olduğunu görebilmek için sanırım Celali İsyanlarını biraz incelemek ve ne kadar sık isyan çıktığına bakmak öğretici olacaktır. Üniversite yıllarımda okuduğum “A Year with Turks” adlı kitapta, İngiliz seyyah Warington, Diyarbakır yakınlarında, 1850’li yıllarda, toprağın çok verimli olduğunu ama köylülerin bir şey ekmemiş olduğunu görüyor. Köylünün birine neden toprağı kullanmadıklarını sorduğunda,

“Niye ekelim ki, nasıl olsa Bey gelip bütün hasadı alacak” cevabını alıyor (sayfa 88-89). Yazar benzer konuşmaları pek başka yerde yaptığını da ilave ediyor.

 

Böylesine bir kölelik boyunduruğu altındaki insan nasıl bir davranış sergiler? diye düşündüğümüzde şöyle bir model ortaya çıkıyor: Eğer “daha kazancını arttırma şansın yoksa, emeğini azaltmak” tek mantıklı yol olarak kalıyor. Bu insanlar için kurallar ise “Osmanlı”nın yani devletin, yani sürekli isyan edip ezildikleri hakim gücün koyduğu, zorladığı kurallar. Dolayısıyla esaretine ne kadar kızıyorsan söz konusu kurallara da o ölçüde karşı çıkman en doğru davranış gibi ortaya çıkıyor.

 

Hiçbir sosyal konu bu kadar basit olamaz, çok daha karmaşık neden sonuç ilişkileri mutlaka olmalıdır desem de, işte, günümüz Türk insanı karşıma çıkıverdi.

 

On yıldır büyük bir arkeoloji projesinde, bazı yaz sezonlarında yüzden fazla arkeoloji öğrencisi ile birlikte çalıştık. Ayrıca Türk ve yabancı arkeologlar da vardı ve araştırma merkezimizde yemekler, hep birlikte yeniyordu. Arkeoloji 2. Sınıf öğrencisinin yemekte yanında 20 yıldır Güney Doğu’da kazı yapan, Türkçeyi mükemmel konuşan, İspanyol profesör ya da dünyada Dendrokronolojiyi geliştiren en önemli bilim insanı oturabiliyordu. Ve daha başka bir dolu çok değerli hoca da sık sık aramıza katılıyorlardı. 2011 ve 2012 sezonları boyunca sordum, gözledim, araştırdım ve şu sonuca ulaştım;

 

Tek bir öğrenci,
Tek bir Hocaya,

Arkeoloji veya hocanın çalışmaları ile ilgili, “tek” bir soru

… sormamıştı.

 

Yüzlerce öğrenci, onlarca hoca, yüzlerce günlük bir çalışma sürecinden ve “tek” bir sorudan söz ediyorum…

 

Öğrenciler genellikle öğretim sisteminin yanlış olduğundan yakınırlar…

Kendi konusunda dünyanın en önemli bilim insanı hemen yanı başında makarnaya kaşık sallarken ona tek bir soru bile soramıyorsan, ondan hiçbir şey öğrenemiyorsan, daha da kötüsü bu rastlantıdan kendine bir katkı yaratmak aklına bile gelmiyorsa, senin hiç mi kabahatin olamaz?

 

İnsanlar İngilizce öğrenmeye değil, Dil Sınavını geçmek için İngilizce kurslarına gidiyorlar,

Üniversiteye kendini geliştirmeye, daha donanımlı olmaya değil, diploma almaya gidiyorlar (Hani ilk gün kapıda diploma verilse, büyük çoğunluğu alıp eve gidecek ve bir daha adımını atmayacak).

Çalışılan işlerde mücadele arkadaşlara, rakip diye tanımlananlara, müdürlere karşı veriliyor, işi daha iyi yapabilmek için canını dişine takanı ara ki bulasın!

 

Bu söylediğim kötü davranışı “ötekiler” diyeceğimiz “kötü” bir takım kişiler yapmıyor…

Hepimiz, AMA hepimiz belli ölçülerde yapıyoruz. Ben hala kendimde bu ruh halinin zararlı etkilerini ayıklamaya çalışıyorum ve gördüklerimden hayretlere düşüyorum.

 

Çalışanların iş hayatındaki en önemli yaklaşımlarından birisi de kaytarmak şeklinde kendini gösteriyor. O nedenle Türk iş yerlerindeki idareciler, başta istemeseler bile zamanla eli sopalı baş çavuşlara dönüşüyorlar. Kaytarmanın en önemli şartı ise ortalıkta birilerinin çok çalışıp “standartları” gereksiz yükseltme tehlikesi. O yüzden eğer bir ofiste, bir üniversitede, fabrikada, hatta bir dernekte hevesle çok çalışıp, herkeslerden fazla üretiyorsanız, en kötü insan siz oluyorsunuz ve sadece mesleki kıskançlıklarla boğuşmak zorunda kalmıyor, herkesin az çalıştığını ortaya çıkarttığınız için her türlü saldırılara da maruz kalıyorsunuz.

 

Peki ülkemizde “Başarı” nasıl elde ediliyor?

Ülkemizde “kim olduğumuzdan” daha çok “kimleri tanıdığımız”, “kimlerden olduğumuz” önemli. Başarı bu kriterlere göre geliyor. Birilerinden olabilmek için ise başka birilerinden olmamak gerektiğinde dolayı da toplum bir takım “kabile” yapılanmalarına bölünüyor. Kabile derken, bitirilen okul, doğduğunuz kent, dini inanç, siyasi oluşum bazında örgütlenmiş, ya da kapalı STK’lar (Rotary Club vs) ve benzeri yapılanmalardan söz ediyorum. Kimse genel toplumun bir bireyi (yurttaş) olmanın kendine bir fayda getireceğine inanmadığı için (haklı olarak), çok daha küçük, kendi içinde yardımlaşan bir kabilenin parçası olmayı seçiyor.

 

Sonuç olarak, ülkemizde başarı’ya giden yol “çalışmak”tan ne yazık ki geçmiyor.

 

Çalışmaya ve başarıya böyle yaklaşan bir toplum yükselebilir mi?

Herkesin üzerinde düşünmesi gereken bir soru!

 

Haldun Aydıngün

Konuğumuz Haldun Aydıngün’ün son yazısını okumak için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.

Bu içerik 1027 kez okunmuştur

2019 Haziran ayında Paylaşmaya Değer Bilgiler! mottosuyla faaliyetlerine başlayan “wikikultur.com”, kendisine koymuş olduğu büyük hedefler doğrultusunda ilerleyen bir kültür/sanat içerik platformudur. Amacı; üretilmiş sanatı, kültürel faaliyetleri, müzik, sinema, edebiyat vb. alanlardaki ilgili haberleri ve içerikleri tarafsız, kimi zaman eleştirel boyutlarla sizlere sunmaktır.

Okumaya Devam Et
1 yorum

1 yorum

  1. Pingback: Biz Donanımlı İnsanları Hiç Sevmedik Ki | WİKİKÜLTÜR

Bir Cevap Yazın

Deneme

Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek

Paylaşılma Tarihi :

,

Yazar :

Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek

Raziye Ayhan’ın Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek

İki kişilik bir masada yalnız başıma oturuyordum , kimi zaman bu sayı çoğalıyor, günlerin çeşitliliği artıyor ve hatta kimi kez ben de o masada olmuyordum. Anlattıklarım havada toz haline geliyor ama karşımdakine geçmiyordu. Karşımdakiler, bir melodi dinler edasıyla ara sıra senfoniye ayak uydurmak için başını sallıyor, bazen benimle nakarata katılıyor, tekrar ettiğim kimi acılarım için öğütler sıralıyordu.
Kafiyeli öğütleri benim için birer zinciri atmış bisikleti sürmek gibiydi. Sayısız kere dinlediğim muhteşem öğütlerini bir mucizeymiş gibi dinliyor, kaymak gibi ruhuna bal sürüyordum. Masadan kalktığında öyle mutlu oluyordu ki! Az önce söyledikleri bir çırpıda ruhuma iyi gelecek, beni tıpkı istediğim zamana götürecek gibi.

Edebiyat Severlere 10 Soruluk Dil Bilgisi Testi! #2

Bense masadan kalkanı yalnız ayağa kalktığından fark ediyor oluyordum. Yalnızlık, içinde büyüyüp duran yabani ot değildi. İstenmeyen bir şey de değil. Herkes görsün diye evinin bahçesine diktiğin ama kimsenin görmediğiydi.
Yalnız kalmak odalara kapanmak değildi, şen kahkahalar atarken de yalnızdım çok mutlu bir anın ortasındayken de.

Ama bugün niye bu kadar mutsuzdum!
Anladım.
Anlaşılmıyordum.
Kimseyi açılıp saçılacak, içimin, derdimin mahremine alacak kadar yakın bulmuyordum.

Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek

Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek

Afrodit Kimdir? 10 Maddede Aşk Tanrıçası Afrodit

Oysa ne kolaydı soyunmak! Ruha çıplaklık kazandırmakmış zoru!

Çekilen her acıyı tende sananlarla yaren olmakmış nefessiz bırakan. Bugün mü anlamıştım yoksa kendime bile mi bugün açılmıştım bilemiyorum. Titreyen dudaklarım, hakkımda dedikodu yapmak için fırsatçıydı. Herkese kendini belli ediyordu. Onca uzak insan bazen bu dedikoducuya kulak asıyordu ama benim beklediğim bunu görmüyor, duymuyordu.

Uykularım, yorgun halim ve yavaş adımlarım tembellik sayılıyordu. Ama değildi anlatmıyordum ve umursamıyordum tıpkı o / onlar gibi. Kendimi anlatma telaşında değildim. Kabul edilmek, onaylanmak, benzemek gibi ya da acılarımı başkalarınınkiyle kıyaslamak gibi gayelerim ve takatim yoktu. Tam da bu yüzden masada hep tek oluyordum.

Omurgamı aldın sen benim! diyen şairi her gün haklı çıkarıyordu hayat. Sen hayatı seviyordun. Bense içinde debelenip duruyordum.Bu yüzden anlamıyordun, anlaşamıyorduk.

Anladım ki biz yalnız iyi günlerde yan yana olan iki silüetiz.
Kötü bir anda yağmuru sevdiğini söyleyip saçaklardan yürüyenler gibi oluyorduk.
Anlıyordum.

Raziye Ayhan’ın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’da takip etmek için tıklayınız.

Tavsiye İçerik

Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir?

Bu içerik 9634 kez okunmuştur

Okumaya Devam Et

Blog

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Paylaşılma Tarihi :

,

Yazar :

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Salgın, virüs, maske, karantina, önlem, ellerimizle özdeşmiş dezenfektan kokusu ve nicesi… Pandemiye Özel Uzaktan Tatil isimli yazımda da bahsettiğim virüs konusunu gönül isterdi ki bir daha açmayayım bile. Lakin elden ne gelir, tüm sevimsizlikleriyle ıstarla yaşantılarımızın merkezinde kalmaya devam ediyor.

Tüm suçu 2020 senesine atmayı özellikle yeni yıla 1 ay kadar bir süre kalmış olmasından ve 2021’in daha korkutucu olma ihtimalinden dolayı doğru bulmasam da, senenin çok büyük bir kısmını Çin’den kalkıp, sokaklarımıza (hatta birçoğumuz için en iyi ihtimalle apartmanlarımıza) kadar gelmiş bu küçük yaratıkla savaşmaya çalışarak geçirdik. Zaman geçtikçe bunu yaşamımızın bir parçası haline getirmeye çalıştık. Kimilerimiz yeni hobiler edindi, kimilerimiz pasif-agrasif bir temizlik hastasına dönüştü, kimilerimizse yüksek seviye ekipmanlar kuşanıp, hayatta kalma oyunundaymış edasıyla deforme bir şekilde devam etti gündelik yaşamlarına.

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Bu durumun getirdiği yaşamsal sancıları, virüse kapılanlar, çevresinde kapılmış insanlar olanlar ve 20 yaş altı ve 65 yaş üzeri insanlardan sonra en çok çekenlerimiz de hiç şüphesiz kalabalık ortamlarda işleri olanlar, o noktalarda zorunlu bulunmak zorunda olanlar oldu. Fakat özellikle bir tavsiyem var; siz siz olun, bugün yaptığım hatayı yapmayın. Haftanın ilk günü öğle arası sonrasında yoğun banka kuyruklarına girmeyin. Bu deneyim benim için hayatımdaki en kötü tecrübelerden biri olarak tarihe adını yazdı.

Tarif etmek gerekirse; mesafeli aralıklarla ilk aradığınızda ucunun nereye uzandığı öngöremediğiniz bir sıranın parçası olmak, sizden yalnızca birkaç saat alacak bir işlemmiş gibi görünebilir ama aslında o bekleyiş Einstein’ın görelilik kuramı yüzünden sizden bir çırpıda aylarınızı alıyor. Çaresizce sırama geçip adım adım ilerlerken uzaktan kapıyı ilk gördüğümde belirli aralıklarla girip çıkan güvenlik görevlisini fark ettim. Sesini duyamadığım bir mesafedeydim ama arada bir şeyler söylüyor ve sıranın çeşitli yerlerinden insanlar görevlinin yanına gidip bankaya giriyordu. O sırada bu durumun cevabını buldum. Banka, bekleyenleri içeriye çekilişle alıyordu.

En İyi Filmler | En İyi 10 Film

Yalnızca bankanın (ya da o şubenin) instagram hesabını takip edip, çekiliş fotoğrafını beğenip, yorumlarına 3 arkadaşını etiketlemen yeterli. Aslında bankalar bu şekilde harika birer influencer isimlerine dönüşebilir. Bunun yanı sıra, sıradakiler için de bu bekleyiş eğlenceli bir hal almış olur (ya da cinnet geçirenlerle dolar, karar veremedim). Biraz daha yaklaşıp kulaklığı çıkarmamla bunun sadece bireysel bankacılık – emeklilik gibi şeylerle ilgili sıkıcı, benim için değersiz bir prosedür olduğunu anladım tabi ki.

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Küçük çekilişler olmasa da sırada ilginç anlara rastlamanız oldukça olası. Önünde ve arkasındakilerle muhabbet etmeye başlayan yaşlı grupları en sık rastlayacağınız şey olabilir. Kısa sürede torunlarının kariyerlerini fotoğraf destekli yarıştırıp, örgü tüyoları veren teyzeler ve siyaset ile gündem arasında çekişen amcalar olur genellikle bunlar. Eğer seçme şansım olsa her zaman teyzeleri tercih ederim bu pozisyonda, en azından dinlerken duymaktan ezberlediğin şeylerden farklı bilgiler edinebiliyorsun.

Stoa ve Stoacılık Nedir? | 5 Maddede Stoacılık Felsefesi ve Stoa

Bir başka rastlantı ise uzun zamandır görüşmemiş arkadaşlar / uzaktan akrabalar üzerine. Öyle önemli bir an ki, önceden sırada olan kişi ile yeni sıraya girecek olan kişinin yakınlık derecesini, sıradaki sona olan mesafesinden ölçebiliyorsun. Eğer zaten sıradaki kişi hatırı sayılır bir mesafeden sıranın başına yeni gelen kişiyle birlikte beklemek için dönüyorsa, sen de onlarla sıranın başına geçebilirsin. Çünkü teyzelerin muhabbetleri orada dönecek muhabbetler yanında tamamen değersiz kalıyor.

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Bu liste benzer örneklerle daha uzayıp gidiyor ama bankada beklemenin düşüncesi bile saç beyazlatacak bir sıkıcılıkta olduğu için devamını getirmek pek de doğru gelmiyor. O yüzden bu berbat deneyimi berbat kılan o tatlı finali ile yazımı sonlandırayım. Uzun bekleyişimin ardından sıra bana gelip vezneye geçtim, yapmak istediğim işlemi ruhunu evde bırakıp gelmiş görevli ablaya anlattım ve bana dedi ki: ‘Bu işlemi bankamızın müşteri hizmetlerini arayarak da yapabilirdiniz beyefendi.’ Hoşça kalın…

 

Bizi Twitter’da takip etmek için tıklayınız.

Tavsiye İçerik

Afrodit Kimdir? 10 Maddede Aşk Tanrıçası Afrodit

Bu içerik 11139 kez okunmuştur

Okumaya Devam Et

Deneme

24 Kasım Öğretmenler Günü

Paylaşılma Tarihi :

,

Yazar :

24 Kasım Öğretmenler Günü

24 Kasım Öğretmenler Günü’ne özel yazımız sizlerle.

Sınıfları boş tarlalara benzetiyorum. Öğretmenler birer çiftçi, öğrenciler ise tohumları. İlk önce ekiyorlar bizi topraklara, ardından suluyorlar. Her gün bir şeyler öğretme telaşıyla birinci elden büyüdüğümüzü görüyorlar. Her öğretileri, ekinleri sular gibi. Hasat zamanı kurdele takar gibi önlüklerimize.

Öğretmenlerin küçük bahçeleri olduğuna inanıyorum. Bahçelerinde çeşit çeşit tahıllar olduğumuzu düşünüyorum. Çiçek açtığımız zamanı da “çiçek ol bakayım” dediklerinde hatırlıyorum.

Öğretmenlerin, çürük mahsulleri kurtarmak için bile çabaladığını görürken en büyük çiftçiler olduğunu öğreniyorum. Zararının toprağına değil, ülkesine olacağını bildiği için.

Öğretmenler hasat zamanı olunca üzülüyor. Emek verdiği ekinler onca zaman sonra elinden gidiyor ve yenisi için zaman gerekiyor.

Öğretmenleri aşçılara benzetiyorum. Eline gelen ekinleri en iyi şekilde birbirleriyle harmanlıyor ve ortaya güzel bir yemek çıkarıyor.

Yemekler yeni ekinlerin hazırlanmasına ön ayak oluyorlar. İlham kaynağı ediniyor yeni ekinler hasat zamanlarında. Her şey başa dönüyor, güzel bir döngü hep devam ediyor.

Şansımın öğretmenlerim konusunda beni ıskalamadığını öğrendim. Öğretmenler için hem anne hem babadır onlar dedik. Onlar sadece anne-baba değil çok güzel birer arkadaş oldular. Düşüncelerimin arasında kaybolmuşken yahut çıkmaz bir sokakta yürüyorken; hedeflerimi belirlemeye çalışırken, zorlanmadan ilerleyebildiysem, ne mutlu bana. Karşıma çıkan birer arkadaşlarım sayesinde üretebiliyorum şimdi.

İnsanın hayatında ailesinin içinde gördüğü öğretmenleri varsa ne güzel. Öğretmenler, bir şeyleri başarırken çıktığımız basamakların görünmez merdivenleridir. Öğretmenlerimiz. Bizi anlayan, dinleyen, eğiten, öğreten. Sadece müfredatı değil, iyi bir birey olmayı da öğretebilen nice güzel insanlar.

Başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere kendi öğretmenlerim, bütün öğretmenlerimizin ve öğretmen adaylarının 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun.

 

 

Yazarın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’da takip etmek için tıklayınız.

Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir?

Tavsiye İçerik

Asur İmparatorluğu’nun yükselişi ve çöküşü

 

Bu içerik 11866 kez okunmuştur

Okumaya Devam Et

Yazarımız

Son Yazılar

Hasret Gültekin: Hasret Gültekin:
Müzik2 gün Önce

Hasret Gültekin: Şans Tanımanız Gereken Sanatçı #16

Hasret Gültekin Şans tanımamız gereken sanatçılar listesinde sanatçı olan Hasret Gültekin var. Geçen yazımızda Kesmeşeker yer almıştı. Bu yazımızda ise...

WK HAFTALIK GENEL KÜLTÜR TESTİ #11 WK HAFTALIK GENEL KÜLTÜR TESTİ #11
Quiz&Test3 gün Önce

WK HAFTALIK GENEL KÜLTÜR TESTİ #11

Haftalık Genel Kültür Testi ile tekrardan karşınızdayız. Her konudan genel kültür soruları için bağlantıya tıklayın ve kültür seviyenizi ölçün.   Genel kültür testi...

Steam Ödülleri 2020 Steam Ödülleri 2020
Teknoloji4 gün Önce

Steam Ödülleri 2020

Steam Ödülleri 2020 Adaylık Komitesi Steam artık bir gelenek hâline gelen ödüllerini her zaman olduğu gibi bu sefer de kullanıcılarına...

Mısır Mitolojisi: Yaratılış, Tanrılar, Tanrıçalar ve Yaratıklar Mısır Mitolojisi: Yaratılış, Tanrılar, Tanrıçalar ve Yaratıklar
Mısır Mitolojisi4 gün Önce

Mısır Mitolojisi: Yaratılış, Tanrılar, Tanrıçalar ve Yaratıklar

Mısır Mitolojisi: Yaratılış, Tanrılar, Tanrıçalar ve   Mısır Tanrıları ve Tanrıçaları Tüm eski insanlar için dünya gizemle doluydu. Çevrelerindeki dünyada deneyimlediklerinin...

İçerik: Mitolojik Hikaye: Persephone ve Hades Hikayesi İçerik: Mitolojik Hikaye: Persephone ve Hades Hikayesi
Yunan Mitolojisi4 gün Önce

Mitolojik Hikaye: Persephone ve Hades Hikayesi

Persephone ve Hades Persephone ve Hades | Persephone, Demeter ve Zeus‘un kızıydı. Persephone büyüdükçe güzelliği de arttı. Yeraltı tanrısı Hades...

İçerik: Fransız Devrimi Nedir? Fransız Devrimi Nasıl ve Ne Zaman Başlamıştır? İçerik: Fransız Devrimi Nedir? Fransız Devrimi Nasıl ve Ne Zaman Başlamıştır?
Tarih5 gün Önce

Fransız Devrimi Nedir? Fransız Devrimi Nasıl ve Ne Zaman Başlamıştır?

Fransız Devrimi Fransız Devrimi, devrimle bağdaştırdığımız neredeyse her şeye sahipti; açgözlü hayaller, hırslı aristokratlar, yüksek vergiler, başarısız hasatlar, gıda kıtlıkları,...

Mahir: Kısa Hikaye Mahir: Kısa Hikaye
Edebiyat5 gün Önce

Mahir: Kısa Hikaye

Mahir: Kısa Hikaye – Yüzüğü alınca “Evet!” der sandım. – “Hayır” mı dedi? – Hayır. Yani hayır demedi. Evet de...

Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek
Deneme5 gün Önce

Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek

Raziye Ayhan’ın Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek İki kişilik bir masada yalnız başıma oturuyordum , kimi zaman bu sayı çoğalıyor,...

Okunması Gereken Kitaplar #1 Okunması Gereken Kitaplar #1
Edebiyat6 gün Önce

Okunması Gereken Kitaplar #1

Okunması Gereken Kitaplar listemiz zamanla güncellenecektir. Bu listedeki kitaplar tamamen yazarın istediği sırayla düzenlenmiş ve herhangi bir “en iyi” sırasını...

Ülkü Tamer: Şans Tanımamız Gereken Şair #8 Ülkü Tamer: Şans Tanımamız Gereken Şair #8
Edebiyat7 gün Önce

Ülkü Tamer: Şans Tanımamız Gereken Şair #8

Ülkü Tamer: Şans Tanımamız Gereken Şair Şans Tanımamız Gerekenler listesinde artık şairlerimizde var. Biliyorsunuz ki Şans Tanımamız Gereken Şair listemizin...

yunan Tanrıları - wikikultur.com yunan Tanrıları - wikikultur.com
Yunan Mitolojisi1 hafta Önce

Yunan Tanrıları: Yunan Mitolojisinde 30 Yunan Tanrısı Listesi

Yunan Mitolojisinde Yunan Tanrıları Listesi Yunan Mitolojisi hayal gücümüzü her zaman heyecanlandırmıştır. Güçlü Yunan Tanrılarının destansı hikayeleri, yıllar boyunca sayısız...

Arkeoloji1 hafta Önce

Lirik Şiirin Kraliçesi Sappho ve Sappho’yu Bizimle Tanıştıran Cevat Çapan

Bu yazımızda Lirik Şiirin kraliçesi Sappho’yu ve onun “Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen” isimli şiir kitabının çevirmeni Cevat Çapan’ı ele...

Kesmeşeker: Şans Tanımanız Gereken Sanatçı #15 Kesmeşeker: Şans Tanımanız Gereken Sanatçı #15
Müzik1 hafta Önce

Kesmeşeker: Şans Tanımanız Gereken Sanatçı #15

Şans tanımamız gereken sanatçılar listesinde sanatçı topluluğu olan Kesmeşeker var. Geçen yazımızda Grup Seksendört yer almıştı. Bu yazımızda ise güzel...

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları
Blog1 hafta Önce

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları Salgın, virüs, maske, karantina, önlem, ellerimizle özdeşmiş dezenfektan kokusu ve nicesi… Pandemiye Özel Uzaktan Tatil isimli...

24 Kasım Öğretmenler Günü 24 Kasım Öğretmenler Günü
Deneme1 hafta Önce

24 Kasım Öğretmenler Günü

24 Kasım Öğretmenler Günü’ne özel yazımız sizlerle. Sınıfları boş tarlalara benzetiyorum. Öğretmenler birer çiftçi, öğrenciler ise tohumları. İlk önce ekiyorlar...

İçerik: Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir? İçerik: Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir?
Yunan Mitolojisi1 hafta Önce

Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir?

Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir? Perseus, Yunan Mitolojisinin en büyük kahramanlarından biridir. O, Zeus ve ölümlü Danae’nin oğluydu. Korkunç bir...