Bize Ulaş!

Deneme

Türk’ün Yalanla İmtihanı

Paylaşılma Tarihi :

,

Türk’ün Yalanla İmtihanı

Türk’ün Yalanla İmtihanı (Ve Feci Şekilde Sınıfta Kalması)

Şu anda toplumca çektiğimiz sıkıntıların önemli bir ölçüde kendi kültürel “tasarımımızdaki” hatalardan, açıklamak gerekirse yüzyıllar içinde kültürümüzde oluşan ve şu anda hareketlerimizi yönlendiren “doğru” ve “yanlış” algılarından kaynaklandığına inanıyorum. Bunlardan bir tanesi (ama sadece bir tanesi) “yalan” konusu. Daha doğrusu hepimizin kültüründeki yalanın yeri ve kullanılışı konusu. Günlük yaşantımıza ilmik ilmik işlemiş, içimize iyice sinmiş, adeta en yakın dostumuz olmuş “yalan” konusu. Bu nedenle yalan konusu bizim kültürümüzdeki en ölümcül “tasarım” hatalarından birisi. Onu halletmeden daha ileri gitmemizin olanağı yok. O zaman aşağıdaki olay analizlerimize biraz bakalım.

Olay-1

Evimize uzak bir kentten gelmiş genç dostum bütün günü bizle geçirip akşam da İstanbul’daki eski bir arkadaşına gidecek. Bizdeki sohbet, muhabbet on numara, hiç gidesi yok. Akşamın bir saati arkadaşı “nerde kaldın la?” diye arıyor. Ben de yan odada tüm konuşmaya kulak misafiri oluyorum. Genç dostum başlıyor anlatmaya “Ahır yandı, öküz kaçtı, yer yarıldı ben içine düştüm” benzeri bir dolu hikaye. Yahu! Bütün gün birlikteydik. Dediklerinin hiçbiri olmadı! Konuşma bitiyor. Kafamı uzatıp,

“Oğlum, arkadaşına neden yalan söyledin?” diyorum.

Genç çok şaşırıyor. Önce gerçekten neden söz ettiğimi anlamıyor, sonra ben açıklayınca “Abi, üzmek istemedim” diyor, dünyanın en normal cevabını veren bir insanın yüz ifadesi ve iç huzuru ile. Ben ise başlıyorum saymaya;

“Yan odadan, senin en yakın arkadaşına nasıl yalan söylediğini duydum. Yarın, öbür gün benzer bir durumda bana da nasıl yalan söyleyeceğini kolayca tahmin edebiliyorum.”

Uzun bir sohbetten sonra, “Evet, abi haklısın, yalan söylememem gerekirdi” deyip benden özür diliyor, ama bunu beni üzmemek için mi söylüyor bir türlü emin olamıyorum.

Olay-2

Kelli felli bir profesör. Tıp Fakültesinden değil. Üniversiteye hız limitinin üzerinde gaza basmış gelirken yerleşke girişinden bir km uzaktaki radara ve radarın başındaki polislere yakalanıyor. Hemen profesör kimliğini çıkarıp memura uzatıyor ve

“Memur Bey, çok acil bir ameliyata girmem gerekiyor, hemen gitmeliyim.” Diyor.

(memurun tıp profesörü ile fizik bölümü profesörünü kimliğe bakıp anlayamayacağını düşünüyor – haklı olarak) Memur gerçekten de telaşlanıp diğer memura sesleniyor;

“Hocamın cezasını hemen kesin, acil ameliyatı varmış.”

Tabii ben orada değildim ve olayı profesörün kendisinden dinliyorum. Biliyorum, trafik cezasından yalan söyleyip kurtulmak isteyecek birini suçlayacak bu ülkede bir Allah’ın kulunu bulamam. Herkes adamın davranışını doğru ve haklı bulacaktır. Aşırı hız yapıyor olmasına da kimse bir şey demeyecektir (Kim yapmıyor ki?). Ben bu olayda, bu ülkedeki en yüksek eğitim basamağına çıkmış birinin

  1. Kurala uymamasına
  2. Polise yalan söylemesine

Ciddi bir şekilde bozuluyorum. “Eğitim Şart” deniyor ya. Şart ama yeterli olmadığının işte size kanıtı gibi geliyor. Ama asıl kahrolduğum nokta bunlar değil. Asıl kahrolduğum nokta bu olayı son derece eğlenceli bir şeymiş gibi bizlerle paylaşabiliyor olması. Kurallara uymamak, görevliye yalan söylemek, bunlar eğlenceli hareketler değil. Bunlar “ayıp”. Hadi yaptın, yapmaya mecbur kaldın diyelim. Neden bize gururla anlatıyorsun?

Osmanlıca bir söz vardır:

“Merdi Kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler” denir.

Anlamı şudur:

“Çingenenin mert olanı kendini överken hırsızlığını söyler”

Koskoca profesörsün “Merdi Kıpti’den” ne farkın kaldı?

Olay-3

Bir buçuk yıl önce evlenmiş, çok güzel genç bir çift. Tazecikler. Genç hanım neşeyle balaylarının hala devam ettiğini anlatıyor. Biz bunu haliyle balayındaki gibi birbirlerini sevdiklerini, muhabbet ettiklerini sanıyoruz. Orası aynen öyle ama hanımın anlattığı başka bir ayrıntı ile ilgili; bu bir buçuk yıl içinde bir dolu yurt içi, yurt dışı geziler yapmışlar. Hanım kızımız otel rezervasyonlarını yaparken “Biliyor musunuz, biz balayı için otelinize geliyoruz” diyormuş. Gittikleri otellerde de aynı fiyata daha pahalı süit odaya yükseltiliyorlarmış, odalarında küçük bir şampanya ya da bir şişe şarap hediye oluyormuş. Yukarıdaki profesör gibi sevinerek anlatmasını, yalanı bu kadar rahat kullanmasını ve yalan söylediğini bizimle sevinçle paylaşmasını kanım donarak dinliyorum.

Dünyada hala pek çok uygulama kişilere güven bazında, kişinin beyanı temel alarak yürümektedir. Otellerin balayı çiftlerine yaptıkları küçük ikramlar da bunun bir örneğidir. Güzel genç hanımın yaptığı ise açık bir şekilde güveni suistimal etmek (kötüye kullanmak) oluyor. Bu tür kötüye kullanımlar sonucu çevremizdeki kontrol sistemlerinin (sırf bu yüzden de) hızla arttığını ve hayatımızın milim milim daha karmaşıklaştığını, daraldığını ve zorlaştığını görüyoruz.

Benim şahit olduğum şekliyle edindiğim izlenime göre tipik bir Anadolu insanı davranışı şöyle bir şeydir:

Eğer evrak istenmiyorsa, eğer aksinin ispatı mümkün değilse, bir Anadolu insanı her zaman kendisi için en büyük avantajı ne sağlayacaksa onu söyler. Söylediklerinin gerçek ya da yalan olmasının hiçbir önemi yoktur. Sanırım bu önerdiğim durum nüfusun çok büyük bir çoğunluğu için geçerlidir. Aksini yapmak “uyanık olmamak” ile bildiğin “aptal olmak” arasında kalan kavramlarla değerlendirilir.

Neden Biz Böyle Yetiştiriyoruz?

Bu soruya cevap verebilmek için isterseniz aşağıdaki örneklerin üzerinde bir gidelim derim,

1 – Çocuksunuz. Hafta içi eve misafir gelmiş. Misafirin çocuğu ile bir güzel kudurmuşsunuz ve de ödevler başka bir bahara kalmış. Sabah anneniz temiz bir kağıda şunları yazıyor:

“Oğlum Orçun Fişmekan, dün gece aşırı mide bulantısı nedeni ile ödevlerini yapamamıştır, özrünün kabulü.

Annesi

Süheyla Fişmekan”

Hangimiz ilkokuldayken elinde sözleri böyle olmayan ama içeriği benzeyen bir kağıtla okula hiç gitmedik?

Orçun ertesi sabah, elinde kapı gibi annesinin imzalı kağıdı, dün gece oynadığı oyunların ağzında kalmış tadı ve yalanın eşsiz gücünün keşfetmenin haklı sevinci ile okula koşturuyor.

2 – Bizim Orçunlar yeni bir ev almışlar. Çocukların da bulunduğu bir aile toplantısında babası yakın bir dosta anlatıyor:

“Eve bir milyon verdik, tapuda da 287,000 gösterdik”

Çocuk önemli bir ders daha aldı; güven abidesi ve dürüstlük sembolü babası yalan söylemiş ve bu davranışı doğru bir hareket olmalı ki, efendi gibi herkesle paylaşıyor.

3 – Orçun’un ablası annesine açılıyor; “Öğleden sonra Semih ile çıkacağız, babama Nazlı’larda ders çalışacağız dedim. Aman idare et.”

Annesi de “Olur kızım” diye cevap veriyor. Orçun da hem ablasının hem de annesinin babaya yalan söyleyebildiğine birinci elden tanık oluyor.

Bir tartışma vardı ve sanırım hala devam ediyor; “ölümü kaçınılmaz bir insana bu durumu anlatılmalı mı anlatılmamalı mı?”. Ben anlatılmasından yanayım ama konunun hassas olduğu da ortada. Eğer üç ay ömrü kalmış bir aile büyüğüne yalan söyleme kararı aile içinde alınmışsa ve de küçükler de bu durumun farkındaysalar MUTLAKA o çocuklara neden böyle bir karar alındığını, bu kararın iyi ve kötü yanlarını çok ayrıntılı bir şekilde anlatmak gerekmektedir. Bunun yapılması toplumun gelecek neslinin sağlığı açısından çok AMA çok önemlidir.

Yalanın Renkleri Var

Bizim dilimizde yalanlar gökkuşağının tüm renklerinde gelirler, en güzelleri de tabii ki “beyaz olanlarıdır”. Beyaz yalana çok başvuranlar, bunların zararsız olduklarını, hatta (çoğunlukla herhalde) karşı tarafın iyiliği için söylendiklerini, “kara” yalanlara hiç benzemediklerini iddia ederler.

Arkadaşlar, yalan yalandır. Sarısı, moru olmaz. Dürüstlük ancak herkesin doğruyu konuştuğu bir dünyada gerçekleşir. Şöyle bir düşünün, hiç yalan söylemeyen bir insan hangi “kötülükleri” yapamaz? Bir dolu kötülüğün, hem de her gün karşımıza çıkan türden kötülüklerin, en temel bileşeni “yalandır”.

Hiç yalan söyleyemeyen birisi,

  • Bir genç kızı evlenme vaadi ile kandıramaz
  • Bozuk bir malı iyidir diye satamaz
  • Ödeyemeyeceğini bildiği bir borcu haftaya veririm diye isteyemez
  • Çalıştığı şirketi dolandıramaz
  • Yemediği yemeğin fişini çalıştığı kurumdan tahsil edemez
  • Banka kurdum diye paraları toplayamaz
  • Yazmadığı doktora tezine kendi adını veremez
  • Öğrencisine yazdırdığı makaleye tek kendi adını verip yayınlatamaz
  • Kurumdaki sevmediği meslektaşını aslında hiç alakası olmadığı halde Fetöcü diye ihbar edemez

Sanırım listeyi daha yüzlerce satır uzatmak mümkün.

Yurdumuzda insanlar pek çok özellikleri ile (doğru olsun olmasın) öğünürler;

“Ben çok mertimdir”

“Çok iyi yemek yaparım”

“Elimden hiçbir iş kurtulmaz”

“Kimseye bozuk mal satmadım”

“Bir kör kuruş cebime girmedi”

“Sporu hiç bırakmadım, formum çok iyi”

“Emrimde çalışan hiçbir hanıma asılmadım”

Gibi.. gibi..

Bu öğünme ve kendine birtakım sıfatlar vermenin sonu gelmez ve sürekli bunları duyarız. Siz hiç “Ben yalan söylemem” diyen birine rastladınız mı? Mutlaka vardır ama ben rastladığımı hatırlamıyorum. Sanırım yalan konusu, insanların yalandan bile olsa yalan söylemedikleriyle öğünemeyecekleri kadar toplumsal dokumuza işlemiş ve kabul görmüş durumda. Bu özelliğimiz de sanırım bir türlü toplumsal olarak havalanıp, yükseklere erişemiyor olmamızın temel nedenlerinden sadece birisi.

Size bir ömür boyu gayet güzel hizmet etmiş beyaz ve tüm diğer açık renkli yalanlarınızdan hemen vazgeçin diyemiyorum, ama ne olur üzerinde bir iki dakika düşünün.

Haldun Aydıngün

24.01.2019

Haldun Aydıngün’ün son yazısını okumak için tıklayınız.

Twitter hesabımız için tıklayınız.

Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar | 10

En İyi Filmler | En İyi 10 Film

Tavsiye İçerik

WİKİKÜLTÜR artık Türkiye’nin en sevilen haber uygulaması Bundle’da!

 

Bu içerik 9784 kez okunmuştur

2019 Haziran ayında Paylaşmaya Değer Bilgiler! mottosuyla faaliyetlerine başlayan “wikikultur.com”, kendisine koymuş olduğu büyük hedefler doğrultusunda ilerleyen bir kültür/sanat içerik platformudur. Amacı; üretilmiş sanatı, kültürel faaliyetleri, müzik, sinema, edebiyat vb. alanlardaki ilgili haberleri ve içerikleri tarafsız, kimi zaman eleştirel boyutlarla sizlere sunmaktır.

Okumaya Devam Et
Yorum İçin Tıkla

Bir Cevap Yazın

Deneme

Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek

Paylaşılma Tarihi :

,

Yazar :

Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek

Raziye Ayhan’ın Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek

İki kişilik bir masada yalnız başıma oturuyordum , kimi zaman bu sayı çoğalıyor, günlerin çeşitliliği artıyor ve hatta kimi kez ben de o masada olmuyordum. Anlattıklarım havada toz haline geliyor ama karşımdakine geçmiyordu. Karşımdakiler, bir melodi dinler edasıyla ara sıra senfoniye ayak uydurmak için başını sallıyor, bazen benimle nakarata katılıyor, tekrar ettiğim kimi acılarım için öğütler sıralıyordu.
Kafiyeli öğütleri benim için birer zinciri atmış bisikleti sürmek gibiydi. Sayısız kere dinlediğim muhteşem öğütlerini bir mucizeymiş gibi dinliyor, kaymak gibi ruhuna bal sürüyordum. Masadan kalktığında öyle mutlu oluyordu ki! Az önce söyledikleri bir çırpıda ruhuma iyi gelecek, beni tıpkı istediğim zamana götürecek gibi.

Edebiyat Severlere 10 Soruluk Dil Bilgisi Testi! #2

Bense masadan kalkanı yalnız ayağa kalktığından fark ediyor oluyordum. Yalnızlık, içinde büyüyüp duran yabani ot değildi. İstenmeyen bir şey de değil. Herkes görsün diye evinin bahçesine diktiğin ama kimsenin görmediğiydi.
Yalnız kalmak odalara kapanmak değildi, şen kahkahalar atarken de yalnızdım çok mutlu bir anın ortasındayken de.

Ama bugün niye bu kadar mutsuzdum!
Anladım.
Anlaşılmıyordum.
Kimseyi açılıp saçılacak, içimin, derdimin mahremine alacak kadar yakın bulmuyordum.

Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek

Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek

Afrodit Kimdir? 10 Maddede Aşk Tanrıçası Afrodit

Oysa ne kolaydı soyunmak! Ruha çıplaklık kazandırmakmış zoru!

Çekilen her acıyı tende sananlarla yaren olmakmış nefessiz bırakan. Bugün mü anlamıştım yoksa kendime bile mi bugün açılmıştım bilemiyorum. Titreyen dudaklarım, hakkımda dedikodu yapmak için fırsatçıydı. Herkese kendini belli ediyordu. Onca uzak insan bazen bu dedikoducuya kulak asıyordu ama benim beklediğim bunu görmüyor, duymuyordu.

Uykularım, yorgun halim ve yavaş adımlarım tembellik sayılıyordu. Ama değildi anlatmıyordum ve umursamıyordum tıpkı o / onlar gibi. Kendimi anlatma telaşında değildim. Kabul edilmek, onaylanmak, benzemek gibi ya da acılarımı başkalarınınkiyle kıyaslamak gibi gayelerim ve takatim yoktu. Tam da bu yüzden masada hep tek oluyordum.

Omurgamı aldın sen benim! diyen şairi her gün haklı çıkarıyordu hayat. Sen hayatı seviyordun. Bense içinde debelenip duruyordum.Bu yüzden anlamıyordun, anlaşamıyorduk.

Anladım ki biz yalnız iyi günlerde yan yana olan iki silüetiz.
Kötü bir anda yağmuru sevdiğini söyleyip saçaklardan yürüyenler gibi oluyorduk.
Anlıyordum.

Raziye Ayhan’ın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’da takip etmek için tıklayınız.

Tavsiye İçerik

Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir?

Bu içerik 9718 kez okunmuştur

Okumaya Devam Et

Blog

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Paylaşılma Tarihi :

,

Yazar :

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Salgın, virüs, maske, karantina, önlem, ellerimizle özdeşmiş dezenfektan kokusu ve nicesi… Pandemiye Özel Uzaktan Tatil isimli yazımda da bahsettiğim virüs konusunu gönül isterdi ki bir daha açmayayım bile. Lakin elden ne gelir, tüm sevimsizlikleriyle ıstarla yaşantılarımızın merkezinde kalmaya devam ediyor.

Tüm suçu 2020 senesine atmayı özellikle yeni yıla 1 ay kadar bir süre kalmış olmasından ve 2021’in daha korkutucu olma ihtimalinden dolayı doğru bulmasam da, senenin çok büyük bir kısmını Çin’den kalkıp, sokaklarımıza (hatta birçoğumuz için en iyi ihtimalle apartmanlarımıza) kadar gelmiş bu küçük yaratıkla savaşmaya çalışarak geçirdik. Zaman geçtikçe bunu yaşamımızın bir parçası haline getirmeye çalıştık. Kimilerimiz yeni hobiler edindi, kimilerimiz pasif-agrasif bir temizlik hastasına dönüştü, kimilerimizse yüksek seviye ekipmanlar kuşanıp, hayatta kalma oyunundaymış edasıyla deforme bir şekilde devam etti gündelik yaşamlarına.

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Bu durumun getirdiği yaşamsal sancıları, virüse kapılanlar, çevresinde kapılmış insanlar olanlar ve 20 yaş altı ve 65 yaş üzeri insanlardan sonra en çok çekenlerimiz de hiç şüphesiz kalabalık ortamlarda işleri olanlar, o noktalarda zorunlu bulunmak zorunda olanlar oldu. Fakat özellikle bir tavsiyem var; siz siz olun, bugün yaptığım hatayı yapmayın. Haftanın ilk günü öğle arası sonrasında yoğun banka kuyruklarına girmeyin. Bu deneyim benim için hayatımdaki en kötü tecrübelerden biri olarak tarihe adını yazdı.

Tarif etmek gerekirse; mesafeli aralıklarla ilk aradığınızda ucunun nereye uzandığı öngöremediğiniz bir sıranın parçası olmak, sizden yalnızca birkaç saat alacak bir işlemmiş gibi görünebilir ama aslında o bekleyiş Einstein’ın görelilik kuramı yüzünden sizden bir çırpıda aylarınızı alıyor. Çaresizce sırama geçip adım adım ilerlerken uzaktan kapıyı ilk gördüğümde belirli aralıklarla girip çıkan güvenlik görevlisini fark ettim. Sesini duyamadığım bir mesafedeydim ama arada bir şeyler söylüyor ve sıranın çeşitli yerlerinden insanlar görevlinin yanına gidip bankaya giriyordu. O sırada bu durumun cevabını buldum. Banka, bekleyenleri içeriye çekilişle alıyordu.

En İyi Filmler | En İyi 10 Film

Yalnızca bankanın (ya da o şubenin) instagram hesabını takip edip, çekiliş fotoğrafını beğenip, yorumlarına 3 arkadaşını etiketlemen yeterli. Aslında bankalar bu şekilde harika birer influencer isimlerine dönüşebilir. Bunun yanı sıra, sıradakiler için de bu bekleyiş eğlenceli bir hal almış olur (ya da cinnet geçirenlerle dolar, karar veremedim). Biraz daha yaklaşıp kulaklığı çıkarmamla bunun sadece bireysel bankacılık – emeklilik gibi şeylerle ilgili sıkıcı, benim için değersiz bir prosedür olduğunu anladım tabi ki.

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Küçük çekilişler olmasa da sırada ilginç anlara rastlamanız oldukça olası. Önünde ve arkasındakilerle muhabbet etmeye başlayan yaşlı grupları en sık rastlayacağınız şey olabilir. Kısa sürede torunlarının kariyerlerini fotoğraf destekli yarıştırıp, örgü tüyoları veren teyzeler ve siyaset ile gündem arasında çekişen amcalar olur genellikle bunlar. Eğer seçme şansım olsa her zaman teyzeleri tercih ederim bu pozisyonda, en azından dinlerken duymaktan ezberlediğin şeylerden farklı bilgiler edinebiliyorsun.

Stoa ve Stoacılık Nedir? | 5 Maddede Stoacılık Felsefesi ve Stoa

Bir başka rastlantı ise uzun zamandır görüşmemiş arkadaşlar / uzaktan akrabalar üzerine. Öyle önemli bir an ki, önceden sırada olan kişi ile yeni sıraya girecek olan kişinin yakınlık derecesini, sıradaki sona olan mesafesinden ölçebiliyorsun. Eğer zaten sıradaki kişi hatırı sayılır bir mesafeden sıranın başına yeni gelen kişiyle birlikte beklemek için dönüyorsa, sen de onlarla sıranın başına geçebilirsin. Çünkü teyzelerin muhabbetleri orada dönecek muhabbetler yanında tamamen değersiz kalıyor.

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Bu liste benzer örneklerle daha uzayıp gidiyor ama bankada beklemenin düşüncesi bile saç beyazlatacak bir sıkıcılıkta olduğu için devamını getirmek pek de doğru gelmiyor. O yüzden bu berbat deneyimi berbat kılan o tatlı finali ile yazımı sonlandırayım. Uzun bekleyişimin ardından sıra bana gelip vezneye geçtim, yapmak istediğim işlemi ruhunu evde bırakıp gelmiş görevli ablaya anlattım ve bana dedi ki: ‘Bu işlemi bankamızın müşteri hizmetlerini arayarak da yapabilirdiniz beyefendi.’ Hoşça kalın…

 

Bizi Twitter’da takip etmek için tıklayınız.

Tavsiye İçerik

Afrodit Kimdir? 10 Maddede Aşk Tanrıçası Afrodit

Bu içerik 11222 kez okunmuştur

Okumaya Devam Et

Deneme

24 Kasım Öğretmenler Günü

Paylaşılma Tarihi :

,

Yazar :

24 Kasım Öğretmenler Günü

24 Kasım Öğretmenler Günü’ne özel yazımız sizlerle.

Sınıfları boş tarlalara benzetiyorum. Öğretmenler birer çiftçi, öğrenciler ise tohumları. İlk önce ekiyorlar bizi topraklara, ardından suluyorlar. Her gün bir şeyler öğretme telaşıyla birinci elden büyüdüğümüzü görüyorlar. Her öğretileri, ekinleri sular gibi. Hasat zamanı kurdele takar gibi önlüklerimize.

Öğretmenlerin küçük bahçeleri olduğuna inanıyorum. Bahçelerinde çeşit çeşit tahıllar olduğumuzu düşünüyorum. Çiçek açtığımız zamanı da “çiçek ol bakayım” dediklerinde hatırlıyorum.

Öğretmenlerin, çürük mahsulleri kurtarmak için bile çabaladığını görürken en büyük çiftçiler olduğunu öğreniyorum. Zararının toprağına değil, ülkesine olacağını bildiği için.

Öğretmenler hasat zamanı olunca üzülüyor. Emek verdiği ekinler onca zaman sonra elinden gidiyor ve yenisi için zaman gerekiyor.

Öğretmenleri aşçılara benzetiyorum. Eline gelen ekinleri en iyi şekilde birbirleriyle harmanlıyor ve ortaya güzel bir yemek çıkarıyor.

Yemekler yeni ekinlerin hazırlanmasına ön ayak oluyorlar. İlham kaynağı ediniyor yeni ekinler hasat zamanlarında. Her şey başa dönüyor, güzel bir döngü hep devam ediyor.

Şansımın öğretmenlerim konusunda beni ıskalamadığını öğrendim. Öğretmenler için hem anne hem babadır onlar dedik. Onlar sadece anne-baba değil çok güzel birer arkadaş oldular. Düşüncelerimin arasında kaybolmuşken yahut çıkmaz bir sokakta yürüyorken; hedeflerimi belirlemeye çalışırken, zorlanmadan ilerleyebildiysem, ne mutlu bana. Karşıma çıkan birer arkadaşlarım sayesinde üretebiliyorum şimdi.

İnsanın hayatında ailesinin içinde gördüğü öğretmenleri varsa ne güzel. Öğretmenler, bir şeyleri başarırken çıktığımız basamakların görünmez merdivenleridir. Öğretmenlerimiz. Bizi anlayan, dinleyen, eğiten, öğreten. Sadece müfredatı değil, iyi bir birey olmayı da öğretebilen nice güzel insanlar.

Başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere kendi öğretmenlerim, bütün öğretmenlerimizin ve öğretmen adaylarının 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun.

 

 

Yazarın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’da takip etmek için tıklayınız.

Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir?

Tavsiye İçerik

Asur İmparatorluğu’nun yükselişi ve çöküşü

 

Bu içerik 11952 kez okunmuştur

Okumaya Devam Et

Yazarımız

Ekibimize Katıl!

yazar

Son Yazılar

Hasret Gültekin: Hasret Gültekin:
Müzik2 gün Önce

Hasret Gültekin: Şans Tanımanız Gereken Sanatçı #16

Hasret Gültekin Şans tanımamız gereken sanatçılar listesinde sanatçı olan Hasret Gültekin var. Geçen yazımızda Kesmeşeker yer almıştı. Bu yazımızda ise...

WK HAFTALIK GENEL KÜLTÜR TESTİ #11 WK HAFTALIK GENEL KÜLTÜR TESTİ #11
Quiz&Test3 gün Önce

WK HAFTALIK GENEL KÜLTÜR TESTİ #11

Haftalık Genel Kültür Testi ile tekrardan karşınızdayız. Her konudan genel kültür soruları için bağlantıya tıklayın ve kültür seviyenizi ölçün.   Genel kültür testi...

Steam Ödülleri 2020 Steam Ödülleri 2020
Teknoloji4 gün Önce

Steam Ödülleri 2020

Steam Ödülleri 2020 Adaylık Komitesi Steam artık bir gelenek hâline gelen ödüllerini her zaman olduğu gibi bu sefer de kullanıcılarına...

Mısır Mitolojisi: Yaratılış, Tanrılar, Tanrıçalar ve Yaratıklar Mısır Mitolojisi: Yaratılış, Tanrılar, Tanrıçalar ve Yaratıklar
Mısır Mitolojisi4 gün Önce

Mısır Mitolojisi: Yaratılış, Tanrılar, Tanrıçalar ve Yaratıklar

Mısır Mitolojisi: Yaratılış, Tanrılar, Tanrıçalar ve   Mısır Tanrıları ve Tanrıçaları Tüm eski insanlar için dünya gizemle doluydu. Çevrelerindeki dünyada deneyimlediklerinin...

İçerik: Mitolojik Hikaye: Persephone ve Hades Hikayesi İçerik: Mitolojik Hikaye: Persephone ve Hades Hikayesi
Yunan Mitolojisi4 gün Önce

Mitolojik Hikaye: Persephone ve Hades Hikayesi

Persephone ve Hades Persephone ve Hades | Persephone, Demeter ve Zeus‘un kızıydı. Persephone büyüdükçe güzelliği de arttı. Yeraltı tanrısı Hades...

İçerik: Fransız Devrimi Nedir? Fransız Devrimi Nasıl ve Ne Zaman Başlamıştır? İçerik: Fransız Devrimi Nedir? Fransız Devrimi Nasıl ve Ne Zaman Başlamıştır?
Tarih5 gün Önce

Fransız Devrimi Nedir? Fransız Devrimi Nasıl ve Ne Zaman Başlamıştır?

Fransız Devrimi Fransız Devrimi, devrimle bağdaştırdığımız neredeyse her şeye sahipti; açgözlü hayaller, hırslı aristokratlar, yüksek vergiler, başarısız hasatlar, gıda kıtlıkları,...

Mahir: Kısa Hikaye Mahir: Kısa Hikaye
Edebiyat5 gün Önce

Mahir: Kısa Hikaye

Mahir: Kısa Hikaye – Yüzüğü alınca “Evet!” der sandım. – “Hayır” mı dedi? – Hayır. Yani hayır demedi. Evet de...

Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek
Deneme6 gün Önce

Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek

Raziye Ayhan’ın Hayat: Zinciri Atmış Bisikleti Sürmek İki kişilik bir masada yalnız başıma oturuyordum , kimi zaman bu sayı çoğalıyor,...

Okunması Gereken Kitaplar #1 Okunması Gereken Kitaplar #1
Edebiyat7 gün Önce

Okunması Gereken Kitaplar #1

Okunması Gereken Kitaplar listemiz zamanla güncellenecektir. Bu listedeki kitaplar tamamen yazarın istediği sırayla düzenlenmiş ve herhangi bir “en iyi” sırasını...

Ülkü Tamer: Şans Tanımamız Gereken Şair #8 Ülkü Tamer: Şans Tanımamız Gereken Şair #8
Edebiyat1 hafta Önce

Ülkü Tamer: Şans Tanımamız Gereken Şair #8

Ülkü Tamer: Şans Tanımamız Gereken Şair Şans Tanımamız Gerekenler listesinde artık şairlerimizde var. Biliyorsunuz ki Şans Tanımamız Gereken Şair listemizin...

yunan Tanrıları - wikikultur.com yunan Tanrıları - wikikultur.com
Yunan Mitolojisi1 hafta Önce

Yunan Tanrıları: Yunan Mitolojisinde 30 Yunan Tanrısı Listesi

Yunan Mitolojisinde Yunan Tanrıları Listesi Yunan Mitolojisi hayal gücümüzü her zaman heyecanlandırmıştır. Güçlü Yunan Tanrılarının destansı hikayeleri, yıllar boyunca sayısız...

Arkeoloji1 hafta Önce

Lirik Şiirin Kraliçesi Sappho ve Sappho’yu Bizimle Tanıştıran Cevat Çapan

Bu yazımızda Lirik Şiirin kraliçesi Sappho’yu ve onun “Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen” isimli şiir kitabının çevirmeni Cevat Çapan’ı ele...

Kesmeşeker: Şans Tanımanız Gereken Sanatçı #15 Kesmeşeker: Şans Tanımanız Gereken Sanatçı #15
Müzik1 hafta Önce

Kesmeşeker: Şans Tanımanız Gereken Sanatçı #15

Şans tanımamız gereken sanatçılar listesinde sanatçı topluluğu olan Kesmeşeker var. Geçen yazımızda Grup Seksendört yer almıştı. Bu yazımızda ise güzel...

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları
Blog1 hafta Önce

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları

Sosyal Mesafeli Banka Kuyrukları Salgın, virüs, maske, karantina, önlem, ellerimizle özdeşmiş dezenfektan kokusu ve nicesi… Pandemiye Özel Uzaktan Tatil isimli...

24 Kasım Öğretmenler Günü 24 Kasım Öğretmenler Günü
Deneme1 hafta Önce

24 Kasım Öğretmenler Günü

24 Kasım Öğretmenler Günü’ne özel yazımız sizlerle. Sınıfları boş tarlalara benzetiyorum. Öğretmenler birer çiftçi, öğrenciler ise tohumları. İlk önce ekiyorlar...

İçerik: Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir? İçerik: Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir?
Yunan Mitolojisi1 hafta Önce

Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir?

Perseus: Yunan Mitolojisinde Perseus Kimdir? Perseus, Yunan Mitolojisinin en büyük kahramanlarından biridir. O, Zeus ve ölümlü Danae’nin oğluydu. Korkunç bir...