Ben Biraz Yürüyeceğim

”Tanrı aşkına! Bir an durun, işinizi bırakın, etrafınıza bakın.”
(Tolstoy)

 

Ne çok severim bu cümleyi. Hemen her gün duyarız. Bazen arkadaşımızdan, bazen bir film sahnesinde duyarız. Ama ben en çok kendim söylemeyi seviyorum. Yanlış anlaşılmasın hemen her gün, günün her saati yürümeye çıkmıyorum. Adeta dilime pelesenk oldu. Hani insan keyfinden ya da kederinden çok sevdiği bir şarkıyı mırıldanır ya benimkisi de o türden bir durum.

Loading...

En çokta nedensiz, aklıma o an estiği için yürümek. Dağ yolu, ağaçlık bir patika ister gönül ama şehir yerinde ara ki bulasın öyle bir yolu. Olsun ben yine de yürüyeceğim. Elim cebimde, aklım havalarda! Hele bir de hafif bir rüzgar, çiseleyen yağmur varsa insan daha ne ister ki… Sakın yanlış anlamayın yıkıp geçen rüzgar, sele boğan yağmurdan kaçtığım sanılmasın. O zamanlar değmeyin keyfime!

Ben Biraz Yürüyeceğim
Ben Biraz Yürüyeceğim

Mevsimine uygun giyinmişsinizdir. Evinizden, işyerinizden eliniz cebinizde çıkarsınız. Sadece yürümek için yürürsünüz. Dudaklarınızda çok sevdiğiniz bir şarkıyı mırıldanmak tercihen size kalmıştır. Bu tür yürüyüşlerde en dikkat edilmesi gereken husus amasız olmaktır. Mağaza isimlerini okumak, hatta vitrindeki indirim reklamlarına göz atmak hakkınız tabi. Ama alıcı gözle bakmak yürüyüş kurallarını çiğnemek olur.

Loading...

Benim favorim caddede, sokakta, köşe başında tek başına yaz kış dikilen, şehrin hay huyundan kimsenin kimseyi görmediği bir zamanda fark edilmeyen bir ağacı fark etmek.

Ona dokunmak, sevmek, okşamak. Yaşlı başlı bir ağaçsa (ki onda çok hikaye vardır) hürmette kusur etmemek. Ben ağaçlara dokunmayı, okşamayı, gövdesindeki canlılığı parmaklarımda hissetmeye hayran oluyorum. Baktım etrafta kimseler yok ya da kimsenin umrunda değilim güzelce öpüp, ilanı aşk edip adımlamaya devam ederim.

Loading...

Dostlar size bir önerim olsun…

Eliniz cebinizde sokağınıza, koca caddeye çıkın. Koca koca mağazaların, avm’lerin, bankaların yanında yönünde nasılsa kesilmeden kurtulmuş ama bu seferde insanların gözünde ve gönlünde unutulmuş bir ağaç bulun. Ona dokunun, hal hatır sorun. Muhtemelen sizden büyük olacağından hikayesini sorun.

Loading...
Ben Biraz Yürüyeceğim
Ben Biraz Yürüyeceğim

Eskilerin pir-i fani dedikleri bir söz vardır. Çok şey görmüş, yaşamış kişilere pir-i fani derler. O söylesin siz dinleyin, siz söyleyin o dinlesin. O, caddede çok şey görmüş, neler neler duymuştur. Bir neslin, belki de birden fazla neslin hayatına tanık olmuş, sevinciyle yaprakları dans etmiş, kederiyle yaprak dökmüştür. Banka önlerinde her ayın on beşinde emekli aylığını çeken ak saçlı dedelerin, nenelerin terk-i diyar etmelerine şahit olmuştur.

Siz tamam demezseniz o anlatır. Ne de olsa sizin gibi akıllı(!) birisini bir daha nerden bulacak koca şehir yerinde. Herkes dünyayı kurtarma derdindeyken. Nazikçe dokunun gitme vaktinizin geldiğini anlar. Delinin yaptığına bak hele ağacı öptü, deli mi ne! lafı güzafından gocunmazsanız küçük bir buse kondurmak hiç de delilik olmaz…

Loading...

 

 

Görseller Asım Yaylamaz’a aittir. Lütfen izni dışında kullanmayınız.

Yazarımızın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Loading...

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.

 

Loading...

Bir Cevap Yazın