tt ads

Erdemli Ve Mutlu Bir Hayat Mümkün Mü? 

 

PLATON ve ARİSTOTELES KARŞILAŞTIRMASI

PLATON’A GÖRE ERDEM

Platon’a göre erdem, bilgidir (episteme).  İyi olanın bilgisidir. İyi ise yeteneklerin en üst düzeyde kullanılma durumudur. Sadece insanın değil canlı cansız bütün varlıkların bir erdemi (aretesi) vardır. Bir kılıcın aretesi yani erdemi keskin olmaktır. İnsanın aretesi yani erdemi ise erdemli olmaktır. Platon bu bakış açısını, erdemin bilgi olduğu düşüncesinin yeterli olmadığına ve ona doğru sanının eklenmesi gerektiğini de savunur.

Platon’a göre erdemin, cesaret, ölçülülük, bilgelik ve adalet olmak üzere 4 türü vardır. Daha sonra batı ahlak düşüncesinin temellerini oluşturacağı için “Kardinal Erdemler” tanımı yapılmıştır. Erdemli bir yaşam için gerekli olan temel erdemler olarak kabul edildiğinden, bu şekilde adlandırılır.

Cesaret; yüzleşme becerisi, güçtür ve bilgi gerektir. Bilgisiz cesaret olmaz.

Ölçülülük; insanın hangi yanının iyi hangi yanının kötü olduğunun ilişkisinin bilgisine sahip olma durumu.

Bilgelik; eylediklerinin nedenlerini ve sonuçlarını görme durumudur. Bir bilgiye sahip olma durumudur. İsabetli karar vermeyi gerektirir.

Adalet; siyasal erdemdir. Dürüstlük bu alanda incelenir. Bilgi gerektirir.

Platon’a göre; erdemin her parçasının bilgi olmasından dolayı, bir bütün olarak erdem de bilgi olmalıdır. Erdemin bilgisi, erdemin ne olduğuna ilişkin bilgidir. Platon’da erdem, bilgi, iyi kavramları, birbiriyle ilişkileri teker teker kurulmuştur. Bu ilişkiler yumağından, insan ruhunun doğası ve ideal devlet düzenine kadar çıkarımlar ile bağlantısını çok güçlü argümanlara dayamıştır.

PLATON’DA ERDEM İLE EĞİTİM İLİŞKİSİ

Platon, Menon diyaloğunda, öğretilebilen şeylerin öğretmenleri ve öğrencileri olur görüşünü genel kanaatlarda ve tartışmalarında sınamıştır. Erdemin öğretmenleri ya ailelerdir ya da sofistlerdir önermesini tartışmıştır.  Platon bu tartışmada ikisini de reddeder. Erdemin öğretmenlerinin sofistler olamayacağını, çünkü bilgiyi dolayısıyla erdemi göreceli, değişken olarak tarif etmelerinden kaynaklı olduğunu belirtir. Ailelerin de erdemin öğretmeni olamayacağını söyler. Çünkü erdemli ailelerin erdemli çocukları, erdemsiz ailelerin erdemsiz çocuklarının olması gerekirdi.

Erdemli Ve Mutlu Bir Hayat Mümkün Mü? 
Erdemli Ve Mutlu Bir Hayat Mümkün Mü?

Platon, öğretmeni ve öğrencisi olmayan şey öğretilemez ve öğretilemeyen şey de bilgi olamaz çıkarımı yapar. O nedenle erdem, bilgi ve doğru sanıdır tanımını oluşturur. Bilginin yolunu bilen iyi bir rehberdir ama doğruyu bilmeyen ama ona inanan ve nasıl gideceğini kestiren insan da iyi bir yol göstericidir. “Doğru sanı, eylemin doğruluğu için bilgi kadar iyi bir rehberdir”. Elbetteki doğru sanı rastlantısaldır.

Platon’un erdemin tanımına doğru sanıyı eklemiş olması, erdemin öğretilip öğretilemeyeceği çıkmazının çözümüne katkı sağlamıştır. Erdemin bilgi olduğu düşüncesine, doğru sanıyı eklemek filozof (akıl yürütmesi) olmayanların da erdemli olabileceklerine çözüm getirmiştir.

Erdemin bir idea olduğu fikri ile, erdemin bilgisinin mümkün olduğu görüşünü dile getirir. Bu görüş başka bir problemi de önüne çıkarır. Erdemin bilgisine sahip olmak ile erdemli olmak arasında ilişki var mı? Platon’a göre erdem ve bilgi birbirine sıkıca bağlıdır ve ayrılmazlar.

Platon, insan ruhunun temelini 3 unsurda inceler; iştah, duygu ve akıl. Bu duygu durumlarının, insanın doğasından kaynaklı olduğunu söyler. Bu duygu durumlarından kaynaklı her insana erdemin öğretilemeyeceği fikrini ön plana çıkarır. İnsanların eşit olmadıklarını, yeteneklerin eşit olmadığı üzerinden açıklamıştır. Bu nedenle insan ruhunun doğasında bulunan eşitsizlikten kaynaklı her insanı bilgilendirmek yerine sadece ruhunda akıl unsuru öne çıkan kişiler eğitilebilir.

Bu sorusuna cevap verebilmek için bu alandan siyaset alanına geçmiştir. Platon, herkesi bilgili kılmadan, herkesi bilgi ile yaşayabileceği bir alan yaratılması gerektiğini öne çıkarmıştır.  Siyaset felsefesi, toplumsal ilişkiler ile ilgilidir. Siyaset ile topluma müdahale edilmesidir. Çokluk toplum olma hali değildir. Yasa ve ortak kurallarla birlikte çokluk varsa toplum oluşur. Siyaset ise toplumsal ilişkilerin düzenlenmesidir. İnsanların ruhunun doğasındaki farklılıklardan kaynaklı, kendi yetenekleri üzerinden şekillenen sınıfların olması gerektiğini söylemiştir. Her insan tipi kendi yeteneklerine göre hareket etmelidir. Tüccarlar, askerler, filozoflar olarak toplumu üç sınıfta değerlendirir.

Platon, erdemlerin yayılmasında, bilgilenmeden bilgiye göre yaşamanın koşulunun dört çeşit erdemi (cesaret, ölçülülük, bilgelik ve adalet) üç sınıfla (tüccarlar, askerler, filozoflar) ilişkilendirmiş.

 

ARİSTOTELES’E GÖRE KARAKTER VE DÜŞÜNCE ERDEMLERİ

Aristoteles, Nikomakhos’a Etik kitabında erdemin ne olduğunu bilmek için insanın ruhunu bilmek gerektiği görüşünü ortaya koyar. Ruhu ise “yaşama potansiyeline sahip canlı varlıkların ilk entelekhieası olarak…” tanımlar.

Ruh, insan için vazgeçilmez bir özelliğe sahiptir. Canlıların taşıyıcısı, devamlılığını oluşturması açısından önemlidir.

İnsan ruhunun bilinmesi, erdeminde ne olduğunun bilinmesi anlamına gelmektedir. Aristoteles erdem tanımı öncesinden insan ruhunu işlevsel olarak iki bölümde incelenmesi gerektiğini savunur.

Birincisi, ruhun akıldan yoksun kısmı (alogon), ikincisi ise akıllı kısmıdır. (Logon ekhon).

Ruhun akıldan yoksun kısmını da ikiye ayırır. Bitkisel kısım (thutikon) ve iştah duyan kısım (epithumetikon).

Ruhun akılla ilgili kısmı ise ilkeleri (Arkhe) başka türlü olabilenleri bilen yan ve ilkeleri başka türlü olmayanları bilen yan olarak ikiye ayırır. Yani birbirini tartan yan ile bilimsel yan olarak tarif edebiliriz.

Erdemli Ve Mutlu Bir Hayat Mümkün Mü? 
Erdemli Ve Mutlu Bir Hayat Mümkün Mü?

Aristoteles böylece insan ruhunu dört alt ve iki üst kısımda incelemiştir. Canlılığımızı devam ettirebilmek için beslenme/büyüme/üreme gibi faaliyetlerin ruhun akıldan yoksun yanının bitkisel kısmının özellikleri olduğunu iletir.

Arzu duyan, acı ve haz arayışlarımızın kaynağı olarak ruhumuzun akıldan yoksun kısmının iştah duyan kısmı olarak tanımlar.

İlkeleri değişen insan eylemlerini anlamak için ruhun akıllı kısmının ilkeleri başka türlü olabilenleri bilen olarak tanımlar,

Değişmez ilkeleri, doğa yasaları, teoriyi tanımlamak için de ruhun akıllı kısmının ilkeleri başka türlü olmayanları bilen yan olarak tarif eder.

Aristoteles, ruhun bu kısımlarını bilmeden erdemin ne olduğunu açıklayamayacağımızı ileri sürer ve erdem nedir sorusundan önce ruhun akılla ilgili koşullarından karakter ve düşünce erdemlerinin açıklanması gerektiğini öne sürer.

Karakter erdemleri insanın alışkanlıklarının temelidir. İnsanın ömrü boyunca eylem ve etkinlikleri onun karakterini çıkarır. Karakter erdemleri alışkanlık ile kazanılır.

Yunanca éthos; karakter, huy, alışkanlık anlamındadır. Karakter erdemleri insanın varlığının bütünlüğünü de tarif eder. Karakter erdemleri yunanca kelime kökeninde olduğu gibi orta olana yönelen, doğru huy anlamındadır ama övülebilen huylar için kullanılır. Karakter erdemler insanın eylemleri ve duyguları ile ilgilidir ve tercihlere ilişkindir. Aristoteles’e göre, eğer eylemlerimizde ve duygularımızda orta olana yönelirsek erdemli oluruz.

Orta kavramı da, düşünce ve karakter erdemlerinin anlaşılması için önemli bir kavramdır. Aristoteles’e göre orta, “Ortada olma durumu, eksiklik ile aşırılık arasındaki en uygun yerdir.” diye tarif eder. Buna göre erdemli olan, eylem ve duygularımızda, eksik ve aşırı olanın ortasında olma durumu görüşü ortaya çıkar. Erdemler akıl tarafından belirlenen ve orta yolu arama/bulma becerisidir.

Aristoteles, karakter erdemler özelinde, herhangi bir eylem ya da duygunun ortasını bulmanın, sadece konuyu bilenlerin yapabileceğini belirtmiştir. Ayrıca ortada olan her zaman övülmesi gereken olduğunu, bu sayede birçok olay karşısında en doğru seçimi yapmış olacağımızı belirtir.

Düşünce erdemleri ise sanat (tekhne), bilim (episteme), aklı başındalık (phronesis), bilgelik (sophia) ve akıl (nous) gibi özellikleri vardır. Düşünce erdemlerine dayanarak birçok şeyin doğruluğunu ve yanlışlığını değerlendiririz. Ayrıca insanda bu özellikler ne kadar gelişmiş olursa, insan eylem ve etkinlikleri de o kadar erdemli olur.

Sanat (tekhne); akılla birlikte hareket eden, kendisiyle birlikte konusunu da yaratan etkinlik. Sanat bilgisi deneysel değil, yaratıcı akıl ile oluşturulan neden ve niçin sorularına cevap arar. Doğayla olan ilişkinin öznesi burada insandır, sanatçıdır.

Bilim (episteme); doğada zorunlu olarak var olan nesneleri ile ortaya konulmaya çalışılan bir etkinlik olarak tarif eder. Bilim var olandan başlayarak yine kendi alanındaki yöntemlerle yeni bilgilere ulaşma faaliyetidir.  Bilim tümevarım (epagoge) ve tümdengelim (syllogismos) yöntemleri ile kanıtlanabilir önermeler ile değerlendir.

Aklı başındalık (phronesis); doğru eylemle, iyi bir yaşamın gerekleri hakkında düşünme gücü olarak tarif eder. Eylem ve duygularımızı yönlendiren güçtür.

Bilgelik (sophia); bilimi pratik faaliyetleri ile değil salt bilgi ve üretimi olarak sevme durumudur. Bilgelik, sadece düşünebilme becerisine sahip olma durumu değildir, bu düşüncesine göre yaşama becerisi gösterme durumudur.

Akıl (nous); akıl erdemin oluşmasının koşuludur. Aristoteles’e göre imgelem gücü aracılığıyla bilgiye ulaşma yetisine akıl denir.

Erdemli Ve Mutlu Bir Hayat Mümkün Mü? 
Erdemli Ve Mutlu Bir Hayat Mümkün Mü?

Bahsedilen beş özelliğinin önemi, insan ruhunu anlamak için gerekli olmalarıdır.

Düşünce erdemleri, karakter erdemlerinin ön koşuludur ve eğitim ile kazanılır. Düşünceler ile ilgili olmasından dolayı ortası değil aşırılığı önemlidir.

Tüm eylem ve etkinliklerimizi yönlendiren, ruhumuzun akıllı kısmının bir parçasıdır.

ARİSTOTELES’E GÖRE MUTLULUK

Aristoteles, mutluluğu hiçbir şeyin aracı olmayan her şeyin amaçladığı şey olarak tanımlar, yani mutluluk bir amaçtır ve ruhun erdeme uygun etkinliği, iyi insanın amaçladığı şeydir diyerek yukarıda tarif ettiğimiz insan ruhunun doğası hakkında açıklamalar yapmıştır. Yaşantımızda, çevremizde her şeyi mutluluğa ulaşmak için yaparız.

Mutluluğu anlamak ve gerçekleştirmek için mutluluğun koşullarını bilmemiz gerekir. Aristoteles’e göre mutluluk üç koşuldan oluşur.

  • Bedensel koşullar; kendiyle barışık sağlıklı bir canlılığa sahip olma durumudur. Bu koşulda ikiye ayrılır. Sağlıklı beden ve bedenin estetik olarak iyi olması durumudur.
  • Ruhsal koşullar; yetenek ve akıl gibi niteliklerimizin olduğu koşullardır. Karakter ve düşünce ikiye ayrılır.
  • Dışsal koşullar; beden ve ruh dışındaki olgulardır. Aile, toplum, devlet, politika, eğitim, ekonomi gibi.

 

Bu bahsedilen üç koşulun tamamının sağlanması mutluluğumuzun derecesini arttıracaktır. Ya da koşullardan birinin zedelenmesi mutluluğumuzu zedeleyecektir. Aristoteles’e göre mutluluğun en değerli koşulu, ruhsal koşullardır (düşünce ve karakter). Ruhsal koşullar yerinde ise bedensel ya da dışsal koşullardaki olumsuzlukları belirleme şansımız vardır. Ama ruhsal koşullarımız yerinde değilse mutluluğumuz daha fazla zedelenecektir.

Erdemin ne olduğunu bilmek için insanın ve mutluluğun bilinmesi gerektiğini savunur.

 

Deniz BADEM

Kaynaklar:

ADUGİT, Yavuz, Etikte Duygu ve Akıl Çatışması Akılcı Perspektif, Umuttepe Yay. 2 Baskı 2018 Kocaeli

ARİSTOTELES, Nikomakhos’a Etik, Say Yayınları, 5. Baskı 2020 İstanbul

ARSLAN, Ahmet, İlkçağ Felsefe Tarihi, Aristoteles, İ.B.Ü. Yayınları 8. Baskı 2020 İstanbul

CEVİZCİ, Ahmet, Felsefe Sözlüğü, Say Yayınları, 7. Baskı 2019 İstanbul

PLATON, Menon, Say Yayınları, 3. Baskı 2018 İstanbul

PLATON, Devlet, T. İş Bankası Yayınları 11. Baskı 2020 İstanbul

 

Görsel Kaynakları:

1.görsel için tıklayınız.

2.görsel için tıklayınız.

3.görsel için tıklayınız. 

Öne çıkan görsel için tıklayınız.

 

Deniz Badem’in Frig Yolu yazısına ulaşmak için tıklayınız.

Deniz Badem’in Aiskhylos’un Zincire Vurulmuş Prometheus’u yazısı için tıklayınız.

Felsefe kategorisindeki yazılara ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.

tt ads

Bir Cevap Yazın