‘Biz’ Kimin Yabancısıyız ?

 

Bizler, sürdürdüğümüz hayat içerisinde kendimizi bulmaya çalışmışızdır. Aynı zamanda hayata dair de anlam arayışımızı sürdürmüşüzdür. Yaşadığımız zorluklar ve zorlukların üstesinden gelmemiz de bizleri arayışın sularına bırakmıştır. Bu arayış yaşayan ve gözlemleyen ‘biz’ in ‘ben’i anlamaya ve idrak etmeye çalışmasını ifade eder.

Biz kimiz? Dolayısıyla ben kimim? Biz insanlar, diğer insanları kendine referans alarak bilincini oluşturmaya çalışan bir varlıktır. Ben öteki olmadan ben ben değilim. Beni yaratmak ancak öteki varsa mümkündür. O halde en temel sorumuza gelecek olursak ‘ Yaşamın bir anlamı var mıdır?’ Eğer varsa bunu nasıl açıklayabiliriz? Ve yaşam, yaşamaya değer midir? Tüm bu sorular için aslında bakışımızı Albert Camus’ya çevirmek doğru olacaktır. Camus, anlamı metafizik olarak bizim varoluşumuz üzerinden en temel ifadelerle aydınlatacaktır. Camus’nun bu konu hakkındaki düşüncelerine geçmeden biraz hayatın hakkında fikir vermek yerinde olacaktır.

Loading...

 

'Biz' Kimin Yabancısıyız ?
‘Biz’ Kimin Yabancısıyız ?

Albert Camus, 20.yy’ın en güçlü varoluşçu filozof yazarları arasında gelmektedir. Yoksulluk içerisinde büyümüş ve hayatın sert gerçekleriyle küçük yaşta tanışmıştır. Cezayir’in Fransız işgali altında olduğu bir dönemde doğmuştur. İşçi olan babası o dönemde 1. Dünya Savaşı’nda cepheye gönderilmiştir. Cephede hayatını kaybeden babasına erken yaşta veda etmek zorunda kalmıştır. Camus, hem savaş dönemini hem de yoksulluğu büyük ölçüde yaşamış birisidir. Yaşadıkları onu hayatı sorgulamaya itmiş ve hayatın ne kadar anlamsız olduğunu dile getirmiştir. Ancak yaşamı anlamlı yaşamak konusunda da bir hayli çaba sarf ettiğini yazdığı eserler dolayısıyla bilmekteyiz. Kendisi ‘absürt’ yani anlamsız olana işaret ettiği yaşamın anlamını örneğin trafik kazasında ölmek üzerinden de açıklar ve ironik olan da şudur ki kendisi genç yaşta(46) trafik kazasında hayatını kaybetmiştir.

Buradan hareketle aslında Camus’nun bize vermek istediği en büyük mesaj yaşamın zorluklarına rağmen onu her ne kadar değersiz ya da anlamsız gördüğümüz durumlar olsa da bizlerin yaşamı yaşanabilir kılmaya çalışmamız gerektiğidir. İntiharı da bu yüzden anlamlı bulmamaktadır. Camus için. insanın geçmiş ve gelecek arasında kurduğu bağ karşısında dünyanın bu duruma kayıtsız kalması ‘saçma’ olarak nitelendirilmiştir. İnsan olarak bizlerin bilme isteğimiz ile dünyanın bu isteğimize karşılık vermiyor olmasındaki gerilimden kaynaklanmaktadır. Saçma olan dünyaya da olsa bile onun varoluşu insana bağlıdır. Böylelikle saçma olan insan ile dünya arasına bir bağ kurar. Toplumsal ilişkilerden kişisel ilişkilerin özüne kadar bütün alanlara yayılmıştır. Temel bileşenleri ise akıl ve duygudur.

Loading...

Saçma olan üzerine her düşündüğünde ölümle karşılaşmak aynı zamanda ölümü insan ile yaşam arasında düşündüğünde bir çatlak olarak görmek mümkündür. İnsan aslında en temelinde yaşamın kendisine yabancı kalmıştır. O içsel çatlak zaten ölümü ve yaşamın anlamsız olduğuna dair ipuçları vermektedir. Gündelik yaşantımızdaki aynılık ve bunun yarattığı bıkkınlık bize bu yabancılaşmayı bu anlamsızlığı hissettiriyor. İnsanın kendi yaşantısında yön verdiği şey geleceğe dair alışkanlıktan doğar.

 

'Biz' Kimin Yabancısıyız ?
‘Biz’ Kimin Yabancısıyız ?

Bu alışkanlıklar da beklentiler oluşturur. Ve zaman akar insanı sürükler götürür. Nasıl yaşadığını neler yaptığını günbegün kısır tekrarlar içerisinde kaybolurken unutur. Kral Sisifos hikayesinde olduğu gibi bize verilen o büyük kayayı her gün sırtımıza alıp o dağın zirvesine çıkarmak düşüyor. İşte burada zamanla karşı karşıya gelmektedir insan. Çünkü zaman içinde yaşar ve zamanın sırtında yolculuk eder. Zaman, ölüm, anlam, yaşam çemberinde insan sıkışmış hisseder. Ama insan bu düşüncesini akılla yener. Bir bütün olarak dünyaya açıldığında onu karşısına alır ve artık bilen özne ile bilinen dünya kalmıştır. Ancak insanın istediği dünyada akla ve mantığa indirgenemediği için bir aralık kalmıştır. Orası da metafizik ve anlam boşluğudur.

Loading...

Sonuç olarak bu soruya cevabı herkesin kendi düşüncesine bırakan Camus, anlamsızdan anlam yaratmayı kendimize yabancılaşmamızın önüne bir set olarak çeker. Saçma duygusu bir başkaldırı oluşturur. Ölümü saçma olandan ayırması bize yol gösterir. Dolayısıyla akıl yürütmelerimiz sonucu vardığımız şey ölüm değil yaşamdır.

 

KAYNAKÇA

Loading...

https://paratic.com/albert-camus-kimdir/

 

Ecem Aksungur’un önceki yazısına ulaşmak için tıklayınız.

Loading...

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.

Bu içerik 4909 kez okunmuştur

Loading...

Bir Cevap Yazın