Susmak
https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Susmak

Saçlarını taramış mıydı? Sakallarını düzeltmiş ve bıyıklarının ucunu almış mıydı? Ha evet kaşlarının ortasında da tüyler çıkardı. Acaba berbere son gittiğinde onları da aldırmış mıydı? Sürekli bunu düşünüyordu İkra. Kayıtsız bir özlem ve yangının ortasında güçlüymüş gibi davranmaya çalışıyordu. Aslında o da farkındaydı güçsüzlüğünün, ama nasıl itiraf etsindi kendisine? Hep öyle değil midir zaten yangınların içinde kala kala o kadar kanıksanır ki ateş, kor olan merhametsiz alev topları. Sevmeyi bile unutturur bazen.

Susmak
Susmak

İkra da sevmeyi unuttuğunu zannediyordu ama bu sefer kesinlikle yanılıyordu. Gerçekten tükenmiş olsa o sevgisi eriyip kaybolmaz mıydı alevlerin içinde? Aklının bir köşesinde değil zihnin en uçsuz noktalarına kadar çöreklenmiş olur muydu hiç Veysi’nin saçı, sakalı, tüyü…  Aslında saçı sakalı falan önemli değildi, bunlar sadece bir göstergeydi kayıtsız hasretine. Saçını sakalını düzeltmiş midir diye düşünürken aslında Veysi’nin bir parça yaşama umudu var mı, hatta bir yerlerde ona ait parçalar var mı bunun merakındaydı. Kitaplığa bile gitmeye cesareti yoktu artık o tozlu şiirler içinden Veysi çıkar diye o kadar korkuyordu ki. Ona masumca gülümsemesinden, onun yanında hem çocuk hem bir filinta olmasından o kadar korkuyordu ki. İnsanın alışkanlıkları vardı alışamamak gibi.

Loading...

İkra da Veysi’ye o kadar alışmıştı ki farkında değildi. Bu alışkanlık kitaplarda altını çizdiği cümlelere, inanmadığı inanmak istemediği kahramanlara kadar bile nüfuz etmişti. Fakat bir gece kapısının önündeki Veysi’ye bir baktı ki o an bizim dağ gibi Veysi bir çalının dibinde biten ot kadar bile kalamadı. Koştu Süleyman abinin meyhaneye, istemedi müzik bile. Bir tek istedi gerek duymadı hiç mezeye. İki tane mezesi vardı biri yumruk; bıyığında kalan rakıyı silmek için. Hala güzel görünmeye çalışıyordu İkraya. Sevmezdi İkra öyle ağzı kirli olunca. Dudağında hafiften bir tebessüm. Diğeri ise yangın…

Susmak
Susmak

Ama ne kadar kötü de olsa ateş, Veysi ateşi seviyordu. Ondan kaçıp gidemedi bu şehirden, ondan sevmeye başladı bu şehri. Kolay değil bozkırda nasıl çiçekler açsın. Eve gitti uyumadı. Çünkü uyumayı da bilmezdi, sızmayı çok iyi bilirdi ama. Gülüp eğleniyordu, şendi umarsız ergenler gibi. Heyecanlıydı genelev’in önünde bekleyen yeni yetmeler gibi. Cüzdanını çıkardı, İkra’nın fotoğrafı. Koca koca adamlara karşı koyar da yumrukları, bir gülüşe karşı koyabilir mi yüreği? Kayıtsızca İkra’ya gitti, saçlarımı o tarasın sakallarımı o düzeltsin diye. Mutlu oldu İkra. Saçlarımı tarar mısın diye sordu Veysi. Tarağım kırık dedi. Gidiyim o zaman dedi Veysi. Sen bilirsin dedi İkra. Aslında bunu demek istemezdi.

Loading...

Kal Veysi kırık tüm dallarım, koparma giderken köklerimi demek isterdi. Sen kal ki köklerimin kendini sardığı toprağı sula, beni yeşert demek isterdi. Lakin diyemedi; belki korktu belki utandı. Yedi köşeli evine gitti Veysi. Ölmek istedi. Tozlanmış Oğuz ATAY kitaplarından daha iyi bir intihar yöntemi var mıydı? Sanmam… O da öyle yaptı. Belki İkra, Selimin evinde bir başkasına değil de ona kal diyebilir diye. Üç gün sonra buldular Veysi’yi saç sakal dağılmış Selim’in evinde. Kim mi vardı yanında? Yalnızlığı…

 

Görsel Kaynakları:

  1. Görsel için tıklayınız.
  2. Görsel için tıklayınız.

Öne çıkan görsel için tıklayınız.

Loading...

 

 

Edebiyat kategorisindeki içeriklere ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.

Loading...

Bu içerik 5058 kez okunmuştur

Loading...

Bir Cevap Yazın

You may also like

Read More