tt ads

Güzelliğe Dair Algımız ve Anlam Bütünlüğü

 

Yüzyıllardır süre tartışmaların biri de; güzelliğin ne olduğu ve algılanması üzerinedir. A. Schopenhauer’da bu konuda düşünmüş ve eser ortaya koymuş bir düşünürdür. Onun düşüncesine göre; güzel olanın ne olduğu ve güzeli kavrayışımız, güzellik algımızı tarif etmemizde önemli rol oynar. Bu konuya dair derinlikli düşüncelerini ‘Güzelliğin Metafiziği’ adlı eserde dile getirmektedir. Esas meselesinin, bizim yani sujenin herhangi bir obje ile ilişki içinde değilken de bizi tatmin eden bir şey olup olmadığını araştırmak olmuştur.

Hemen hemen herkes; kişisel algısında, var olan bir şeyin bizim irademiz aracılığıyla hedeflerimiz doğrultusunda gerçekleşebileceğini söyler. Dolayısıyla bizi etkilemeyen ve irademizle herhangi bir ilişki içinde olmayan şeyler hazza dair bir nitelik taşımaz ve güzellik arayışımız etkilenmez. Fakat güzelliğin kendisi bizim hedeflerimiz ve irademiz dışında da varoluşunu gerçeklik olarak sürdürmeye devam eder.

Güzelliğe Dair Algımız ve Anlam Bütünlüğü
Güzelliğe Dair Algımız ve Anlam Bütünlüğü

Güzellik kavrayışımız ve dolayısıyla algımız, bizim onu bilen özne olarak irademizde bilinçten bütünüyle yok olmasıyla mümkün olur. Bu durum aynı şekilde Platon’un idealar dünyasını kavrayan suje için de geçerli olan, iradeden bağımsız bilen özne tanımıyla yakından ilişkilidir. İşte tam da güzel anlayışımızda bizi tatmine ve hazza götüren bu bilinç durumudur.  Sujenin yani bilen öznenin bilinçten bağımsız olarak hazzı ve güzelliği yaşaması, tasarım gücünün iradeyi serbest bırakmasıyla yani sezgiselliği aracılığıyla da gerçekleşebileceği kavranılabilir. İradenin kendisi sezgisel kavrayışa kendini ne kadar teslim ederse, bilen öznenin saf olarak tasarım gücü ortaya çıkacaktır.  Bu tasarım aynı zamanda güzelliği anlamamız ve ona dair bir algı oluşturmamıza da zemin hazırlamaktadır.

Bilen öznenin güzellik kavrayışı bu noktada zaman ve mekandan bağımsız değildir. Çünkü nedensellik içerisinde belirlenmiş nesneler ancak zaman ve mekan aracılığıyla özneyle ilişki kurabilmektedir. Güzellik, biz sujenin zamandan ve mekandan dolaylı olarak kendisinden anlam yaratmamızı destekler niteliktedir. Dolayısıyla, bilincimizde gerçekleşen algımızın tamamı nesnel dünyanın zamana ve mekana bağlı tezahürüdür.

Güzelliğe Dair Algımız ve Anlam Bütünlüğü
Güzelliğe Dair Algımız ve Anlam Bütünlüğü

Bilmeyi arzulayan ve hazza yönelen varlıklar olarak dünyayı, bütünüyle nesnel bir tarzda ancak ona ait olduğumuzu bilmediğimizde kavrarız. Ne kadar fazla dış dünyanın bilincinde ve ne kadar az kendi bilincimizde isek her şey gözümüze o kadar güzel görünür. Bizler bir resimde veya bir şehirde seyrettiğimiz şeyin, irademiz aracılığıyla her türlü ilişki ihtimalinin olmadığı duruma işaret ettiğini biliriz. Çünkü o şey, kendi başına bilgi için vardır. Doğrudan ve sadece bilgiye hitap eder. Bizler nesneler dünyasını bilinç ve sezgi düzeyinde kavramaya çalışan varlıklarız. İrademizin izin verdiği ölçüde tasarladığımız ve yansımaların bu tasarıma uyduğu bir güzellik algısı taşımaktayız. Bilincimiz aracılığıyla bu algıyı kendimize teslim ederek gerçekliğinin tatminini yaşamaktayız.

Sonuç olarak, var olan bilincimiz kendisi bütünüyle kaybolmadan saf iradesiz bilgi edinmemiz mümkün değildir. Böylelikle güzellik aslında bilincimizi aşan ve ancak yüksek sezgisel gücümüzle algıladığımız şeydir. Bizler, dış dünyayı ancak tam anlamıyla ona ait olmadığımızı düşündüğümüz onu bilincimiz dışında duyumsayabildiğimiz ölçüde kavrayabiliriz. Ne kadar az kendimizin bilincinde olursak nesneler o suretle bize daha güzel görünür. Böylelikle güzellik algımız ve tasarımımız, kendimizi bilincimizden ve iradeden ne kadar geri çekebildiğimizle yakından ilişkilidir.

 

KAYNAKÇA

 

Arthur Schopenhauer, ‘Güzelin Metafiziği’, çev.Ahmet Aydoğan, Say Yay. 2013.

 

Ecem Aksungur’un önceki yazısına ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.

Bu içerik 4807 kez okunmuştur

tt ads

One Reply to “Güzelliğe Dair Algımız ve Anlam Bütünlüğü”

Bir Cevap Yazın