tt ads

Yabancı Ülkelerin Türkçe Yayınlarını İzlemek Caiz Midir?

Birkaç yıl önce RS FM’i keşfetmiş, Zafer Arapkirli’nin yumuşak bir sesle söylediği sert muhalif yorumlarını dinliyordum. Neredeyse tüm muhalif kanalların yok edildiği ülkemde RS FM’in varlığı sıcak dağda serin bir pınar bulmuş gibi olmuştu. Bir gün başka bir programını dinlerken konuşmacının tertemiz bir Türkçe ile Akkuyu Nükleer Santralını ballandıra ballandıra anlatışına şahit oldum. Şaşırdım. Hani RS FM muhalifti? (Ayrıca Zafer Arapkirli’yi de kovdular) Sonra kendi tepkime güldüm (biraz da kendimi sersem buldum).

Yahu, RS’nin açılımı “Radyo Sputnik” ya da “Rusya’nın Sesi”. Gizlisi saklısı yok. Başka bir ülkenin propaganda kanalı. İşlerine gelirse muhalif olurlar, gelmezse yandaş olurlar. Sonuçta RS FM bütün çalışanlarının parası ve tüm masrafları Rusya devleti tarafından ödenen bir kurum. Şaka değil, bir süre bu konu üzerinde kafa yordum ve sadece RS FM değil, BBC WORLD, TV5MONDE, DW, Al Jazeera gibi kanallar hakkında da düşündüm. Şimdilerde keyifle DW (Deutsche Welle – Almanya’nın Sesi denebilir)’nin hem Türkçe hem de İngilizce yayınlarını izliyorum.

İdeal bir Türkiye’de, yani basının tüm siyasi erklerin baskısından uzak çalıştığı, sanayi devlerinin çıkarlarının hiç işlere karışmadığı ütopik bir Türkiye’de bu kanalların hiçbirini anmaya gerek olmazdı. Açar, akşam 20:00’de ajansı dinler, günün olaylarını öğrenir sonra da huzur içinde vurup kafayı yatabilirdin. Ne yazık ki durum pek öyle değil. Dünya’da en çok gazetecinin hapiste olduğu ülke olduğumuz söyleniyor ve işlerini kaybetmiş gazetecilerin sayıları da yüzlerle ifade buluyor.

Yabancı Ülkelerin Türkçe Yayınlarını İzlemek Caiz Midir?
Yabancı Ülkelerin Türkçe Yayınlarını İzlemek Caiz Midir?

Böyle bir ortamda yönetimden gelecek herhangi bir bilgi kırıntısına körü körüne inanmak kanımca sadece saflıkla izah edilebilir. Ayrıca şöyle bir durum da var; “hiçbir yalancı sürekli yalan söylemez, pek çok kez doğruları da söyler ama siz tedbiri elden bırakmamak için yalancının hiçbir sözüne güvenmezsiniz”. Şimdilerde vardığım bir dolu nokta var;

1 – Bunlardan birincisi pek çok ülkede basın üzerinde ciddi sansür var. Bu sansür sadece hükümetler tarafından yapılmıyor, internetin ortaya çıkışı ile tüm gelir sistemi değişen (gelirlerinin en önemli bölümünü kaybeden) dünya basını giderek büyük sermayenin daha çok eline bakar hale geldi ve özellikle de Amerika’da sisteme muhalif tüm sesleri kadrolarından çıkardı.

Örneğin Amerika’nın emperyalist bir güç olarak savaşlar çıkardığını söylemek artık Washington Post ya da New York Times gibi önemli yayınlarda mümkün değil. Örneğin ünlü düşünür Noam Chomsky’i bu ana akım medyada ara ki bulasın. O insanlar artık seslerini internet üzerinden, marjinal sayılacak kanallarda duyurabiliyorlar. Kısacası ülke basınının gelir sisteminin dışından finanse edilen bazı seslere ihtiyaç var. Çünkü bu kurumlar ülkede muhalif olduğu için işsiz kalmış çok kaliteli bir dizi gazeteciyi içlerine alabiliyorlar ve bu gazetecilerin de belli bir duruşu var. Bu nedenle Trump’ın kapatmak istediği kanallardan birisi de RT (Russia Today) idi.

Oldukça çok izlediğim Chris Hedges (programının adı ON CONTACT) Hıristiyan eğitimi almış, Orta Doğu’da New York Times için 15 yıl savaş muhabirliği yapmış, Amerika’nın dünyaya verdiği zarardan içi bulanmış ve sonunda New York Times’tan kovulmuş bir yazar/muhabir. Kendi çok sert duruşu olan bu yazara ulaşmamı Rus hükümeti sağlıyordu, sağ olsunlar.

2 – İkinci çok önemli nokta, iki video seyredip, bir yazı okuyunca allame-i cihan olacağımız hissiyatından uzaklaşabilmek. Her yanı belirsizliklerle dolu bir ortamdan bilgi almaya çalışıyoruz. Bunu yaparken elimizden geldiğince çabuk karara varmamak, konuyu çok farklı yönleriyle ve kafamızda hep soru işaretlerini koruyarak yapmak şart.

Ülkemizi saran aşırı bölünmüşlük için bunu yapabilmemiz zor olabilirken, örneği iklim konusunda, Afrika’nın COVID ile mücadelesi konusunda ve daha birçok farklı başlık altında uygulamamız iyiolabilir. İçimizden “şüpheleri” hemen atmadan, hemen inanmadan, öğrenmeye devam etmek sanırım en geçerli yöntem. Bu nedenle söz konusu yabancı kanallar bizim kendi ortamımızda hiç ilgilenmediğimiz pek çok farklı konu hakkında kendi görüşlerini bildirmekte ve eğer meraklı biriyseniz çok faydalı olmaktadır.

3 – Üçüncü nokta, propagandanın çok farklı türlerinin olduğunu görmem oldu. Propaganda sadece dezenformasyonla yapılmıyor, yani sadece yalan haber yayarak ülkelerinin prestijini arttırmaya çalışmıyorlar. Aslında günümüzde bu yaklaşım en yanlış olanı ve orta vadede kesinlikle geri tepeni. Sürekli doğru haberler vererek de çok etkili propaganda yapmak pek ala mümkün.

Örneğin DW’yi izliyorum. Yaptıkları güzel bir yöntem; her türlü bilimsel tartışmada mutlaka ama mutlaka Almanya’dan bir bilim insanı konuşturmaya çalışıyorlar. Verdikleri imaj: “Her türlü bilim için Almanya”. Bizim gibi Amerika’nın olağan üstü propaganda baskısı altında kalmış halklar için farklı geliyor, dünya biliminde sadece Amerika’nın olmadığını hatırlatıyor (Bu da bayağı rahatlatıyor).

Yabancı Ülkelerin Türkçe Yayınlarını İzlemek Caiz Midir?
Yabancı Ülkelerin Türkçe Yayınlarını İzlemek Caiz Midir?

4 – DW özelinde söyleyebilirim; kanal Alman hükümetinin değil, Alman devletinin kanalı olduğu izlenimini veriyor. Çok sert olamasa da Merkel ve hükümetin uygulamaları ile ilgili eleştirilere yer veriyor. Bu da kanalın güvenirliğini çok arttırıyor.

5 – Bu kanallar her ne kadar kendi ülkeleri ile ilgili fazla eleştiri yapamasalar da yeri geldiğinde başka ülkeleri eleştirebiliyorlar, Rusya’nın eleştirisini DW’den, Amerika’nın eleştirisini RS FM ya da RT’den, Almanya’nın eleştirisini BBC WORLD’dan izlemek pek ala mümkün.

6 – Her ülkenin kendi iç sorunları var ve bazen ülke medyaları çok fazla bu sorunların içinde boğulmuş olabiliyor. Oysa ara sıra kafayı kaldırıp dünyada neler olduğuna bakmak gerektiği halde ülke medyası uzak ülkelerdeki az önemli haberleri, herhangi bir sansür olduğu için değil, izleyeni az olacağı için veremiyor. Örneğin dün Şili dünyanın en başarılı aşı programı yürüten ülkesiydi. Böyle bir konuyu içerde bulamazken bu yabancı kanallar pek ala
sağlayabiliyor.

Sonuç:

Bu kanalların varlığı, eğer dikkatli ve tedbirli takip edersek iyi bir olanak.

-24.03.2021

/Haldun Aydıngün

 

Görsel Kaynakları:

  1. görsel için tıklayınız.
  2. görsel için tıklayınız.

Öne çıkan görsel için tıklayınız.

 

Yazarımızın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.

Bu içerik 3391 kez okunmuştur

tt ads

Bir Cevap Yazın