tt ads

Birleşik Devletler

 

BİRLEŞİK DEMOKRATLARIN KALITSAL İCADI:

Çoğunluğun var(mı)dır bir bildiği?

Amerika Birleşik Devletleri 20.yy’ın ikinci yarısında, kendini ispat etme yarışında galip gelerek demokrasi anlayışına yeni bir soluk getirmiştir. Peki bu yeni demokrasi anlayışının altında ne tür bir siyasal ve toplumsal zemin yatmaktadır. Bu yapıyı ve kurumları istikrarlı bir biçimde ayakta tutan nedir? Cevabı toplumsal oluşum ve kaynaşmanın bir meyvesi olan siyasal kültür anlayışının temelinde arayacağız. Birleşik Devletler’in oturmuş siyasal kültür anlayışının başlıca odak noktası, çoğunluğun yönetimde söz sahibi olmasıdır. Peki çoğunluk azınlığı öğütebilir mi? Öğütse dahi sindirebilir mi? Dini ve ahlaki değerler gölgesinde inşa edilmiş bir yapı mı söz konusudur? Birleşik devletlerin siyasal kültür yapısı üzerine Tocqueville’den günümüze, kalıtsal yapı üzerine bir deneme.

Bir ülkenin sakinlerini yurttaş yapan değer, politik olmalarıdır.

Şüphesiz kamu ruhunun önemi bu nokta da ön plana çıkmaktadır. Amerikalı yurttaşların vatanseverliğinin, Birleşik Devletler demokrasinin en önemli çıktılarından biridir. Birleşik Devletler, toplum çıkarları uğruna haklarının arkasında duran yurttaşlardan oluşur. Devletin en zor zamanlarda dahi hakları genişletici bir tutum sergilemesi gerekir çünkü; devletler geçici, toplumlar kalıcıdır.

Birleşik Devletler
Birleşik Devletler

Demokrasinin en önemli olumlu çıktılarından biri olan kanunlara saygı da yurttaşlar tarafından özümsenmiştir. Bunun nedeni onları daha özgür olmak adına kısıtlayacak kanunları kendileri adına bizzat kendilerinin yaratmalarıdır. Gerektiğinde onları değiştirebileceklerini bilmek kanuna olan saygıyı arttırmaktadır. Bir başka çıktı siyasi faaliyetlerin yaygınlığıdır. Yurttaşların politik olmaları ve bu konularda tartışmalar yapmaları, kamusal alan ve özel alanın bu denli iç içe girmesinin Birleşik Devletler demokrasisine sağladığı faydalar açıktır. Bu açıdan demokratik bir ülkenin sakinlerini yurttaş yapan değer, politik olmalarıdır. Apolitik yurttaşlardan oluşan bir ülkenin demokratik bir ülke olması olanaksızdır görüşündeyiz.

Çoğunluğun gelecekte azınlıkları ümitsizliğe kaptırıp çatışmaya sürükleyebileceği güçlü bir ihtimal!

Çoğunluğun sınırsız gücü, çoğunluğun diktasını yaratabilir. Birleşik Devletler’deki kurumların, çoğunluğun egemenliğinden kaynaklanan gücünün sınırsız ve engel tanımaz olması, çoğunluğun diktası ihtimaline zemin oluşturmaktadır. Yasama gücü, çoğunluğun tutkularına esir olabilir ki zaten böyle bir olasılığı her zaman taşımaktadır. Çoğunluğun ahlaki, geleneksel değerleri ile oluşturulan bu yasalar uzun vadede büyük ve kalıcı sorunlara neden olabilir. Buna karşılık çoğunluğun değerleri gün geçtikçe ve içinde bulunulan şartlar değiştikçe yozlaşabilir. Bu ve bunun gibi varsayımlar devletin iç dinamiklerine zarar verebilir. Amerika’nın mutlak güce sahip çoğunluğu kamu yöneticileri üzerindeki keyfi yetkisi de özgürlüklere zarar verebilecek alışkanlıklara dönüşebilir.

Amerika’daki çoğunluğun fikrin oluşmasında güç kullanması söz konusudur. Yasaları yapan ve uygulayan çoğunluk, tüm muhalefeti sindirebilir. Halkın çoğunluğu, fiziksel olduğu gibi manevi güce de sahiptir. Çoğunluk, her alanda olduğu gibi düşünce özgürlüğünün de sınırlarını çizmiştir. Bu sınırların dışında kalanlar toplumdan dışlanabilme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilirler. Amerikalıların milli karakter yapılarında çoğunluk diktasının etkileri vardır. Çoğunluğun despotça tutumu, yasalara ilişkin farklı görüşleri olan yurttaşlar için toplumsal bir engel oluşturabilir. Yasalar, yurttaşların milli karakterinin bir yansıması gibi görülür. Amerikan cumhuriyetlerinde en büyük tehlikenin çoğunluğun mutlak gücünden kaynaklandığı açıktır, bu çoğunluğun gelecekte azınlıkları ümitsizliğe kaptırıp çatışmaya sürükleyebileceği güçlü bir ihtimal olarak karşımızda durmaktadır.

Yasama işlemi toplumun dini ve ahlaki değerlerinin etkisi altında kalmaktadır.

Birleşik Devletler
Birleşik Devletler

Merkezi yönetimin bulunmaması çoğunluğun diktasının etkisini önemli derecede azaltmaktadır. Çoğunluğun yasama yetkisinin yanında yürütme yetkisinin de bulunması özgürlüğü tam anlamıyla bitirebilirdi. Hukukun demokrasiye dengeleme hizmetinde bulunması da yargılama söz konusu olduğunda kuvvetler ayrılığı konusunda diktanın etkisini azaltan önemli bir nedendir.

Yasama işlemi toplumun dini ve ahlaki değerlerinin etkisi altında kalmaktadır. Bunun üstüne bir de yargılama söz konusu olduğunda, böylesine manevi ve soyut değerler üzerinden yapılacak bir uygulama büyük felaketlere yol açabilir. Toplumun ortalama değer yargılarından bağışık yargıçlar tarafından yapılacak yargılama, var olan hukuk anlayışına değer katacaktır. Jüri tarafından yargılanma ise toplumun ortalama değer anlayışı ve üst düzey değer anlayışı arasında bir nevi köprü niteliği görerek yargılama sürecinde aracı bir kurum olarak varlığını sürdürmektedir.Anlaşılan o ki demokrasinin bir DNA’sı vardır. Birleşik Devletlerde bu DNA’yı oluşturan yapılar; yurttaşlık bilinci, kanunlara rağmen kanunlara saygı, ortak bir kamu bilinci, çoğunluğun kanısına duyulan güven ve atalarının karakter yapıları ve görüş biçimlerinden aktarılır. Bir başka bedene uyarlamak istediğiniz zaman ise size yanıt veremez.

Demokrasiye giden yolun hiçbir zaman tek bir çıkışı yoktur. Birleşik Devletler tipi bir demokrasi kimi toplumlar için engebeli ve yokuşlu bir yolken, kimileri için pürüzsüz bir geçitten ibarettir. Bu nedenledir ki birçok toplum için bu yolda gösterilen çabalar sancılı süreçlerin başlangıç noktasıdır. Sokrates’ten günümüze dek sorgulanan demokrasinin meşruluğu fikrine artık hiç olmadığı kadar uzağız. Sizce de demokrasi bir toplumu medeniyet noktasına eriştiren yegâne yönetim biçimi midir? Demokrasi gerekli midir yoksa zorunlu mu? Çoğunluğu haklı yapan niteliği mi yoksa niceliği midir? Her neyse çoğunluğun vardır bir bildiği.

 

 

Tarih kategorisine ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.

Bu içerik 4228 kez okunmuştur

tt ads

Bir Cevap Yazın