Çoğunluğa Uyma Problemi

“Bu kadar insan böyle düşünüyor da, bir sen mi doğruyu söylüyorsun?” Ne kadar da tanıdık bir cümle değil mi? Sıkça duymuşsunuzdur hayatınızda. Kafasını duvarlara vurası gelir insanın. O kadar çıldırtıcıdır. Herhangi bir konuda fikir belirtirsiniz, toplumdan ayrı düşünüyorsunuz diye dışlanırsınız. Neden? Çünkü çoğunluk sizin gibi veya siz çoğunluk gibi düşünmüyorsunuzdur. Bu yüzden bir düşünce suçlusu hâline gelir, toplum tarafından dışlanırsınız. Yani azınlık durumuna gelirsiniz. Hangi konu olursa olsun. Siyaset, din ya da başka bir şey. Oysa ki çoğunluk her zaman doğru değildir.

 

  • Bir yanlışa milyonlarca insan inansa da o yanlış yine yanlıştır.
  • Bir yanlışı milyonlarca insan da uygulasa o yanlış yine yanlıştır.
  • Bir yanlışın üzerinden yüzlerce yıl da geçse o yanlış yine yanlıştır.
Çoğunluğa Uyma Problemi
Çoğunluğa Uyma Problemi

Dolayısıyla inanılan herhangi bir şeyin doğruluğunu, çoğunluğa bakarak veya asırlarca doğru kabul edilmesine dayanarak kabul etmemiz bir hata olacaktır. Bir bilgi, doğruluğunu kaynağından alır, çoğunluktan değil. Siz çoğunluğa göre aykırı düşündükçe sert tepkilerle karşılaşırsınız. “Ama nasıl olur? Herkes böyle diyor. Herkes böyle yapıyor!” gibi…

Loading...

 

Günümüzde bilgi kirliliği hat safhada. Özellikle Türkiye’de muhafazakâr kesimin kolaylıkla inandığı ve inanmaktan zorla vazgeçtiği boş ve gereksiz bilgiler, hem sosyal medya yoluyla, hem televizyon yoluyla bu kesime sıklıkla empoze edilmekte. Aktarılan kirli ve aslı astarı olmayan bu bilgiler, toplumun siyasal düşüncesini, dini anlayışını ve toplumsal bakış açısını da ciddi anlamda etkilemekte. Özellikle devlet temelli bu yayınlar, muhafazakâr kesimlerin ilgi ve odağı hâlindedir. Zira mevzubahis bu cenah, kendi inançlarını pekiştirme gayesiyle muhafazakâr kesimlere hitap eden bu yayınları izleyerek bir yandan da karınlarının şişlerini indirmektedir.

Çoğunluğa Uyma Problemi
Çoğunluğa Uyma Problemi

Nasıl ki sömürge düzeninde toplumlar tek tip insan hâline getiriliyorsa mevcut iktidar da uygulattığı yayın politikalarıyla Türkiye toplumunu tek tipleştirme yolunda ilerliyor. Dolayısıyla bu duruma empoze olmuş toplum da, kendinden ayrı düşünenleri dışlıyor, hor görüyor ve ağır bir biçimde aşağılıyor. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bilgi kirliliği, muhafazakâr kesimin düşünce anlayışını istediği kıvama getiriyor. Muhafazakâr toplum, medya veya herhangi bir yolla sunulan bu bilgiyi alıyor, sorgulamadan inanıyor ve inanmayanları “Herkes yanlış da bir sen mi doğrusun?” cümlesini kurmaya teşvik ediyor. Sanki ayrı, aykırı düşünmenin bir suç olduğunu söyler gibi…

Loading...

 

Oysa ki soran, sorgulayan, hayatın anlamını arayan, farklı düşünmeyi bir farklılık için değil, farklı perspektiften bakmak için seven insanlar, doğru bilgiye toplumun çoğunluğuna bakarak değil, araştırarak ulaşmayı hedefler.

 

Felsefe kategorisine ulaşmak için tıklayınız. 

Loading...

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.

Bu içerik 2344 kez okunmuştur

Loading...

Bir Cevap Yazın