Damdaki Deve

”Ezildikten sonra hepimiz aynı şarabız…”
                                         ”Kâzım Koyuncu”

Yahudi Sütçü Teyve, eşi Golde ve 3 kızın hikayesini anlatan ünlü Damdaki Kemancı müzikali değil konumuz. 8. yüzyılda Belh hükümdarlığı yapan İbrahim Ethem’le ilgili bir hikaye ”Damdaki Deve”.
Günümüze kadar anlatıla gelen hikayenin özeti şu şekildedir. İbrahim Ethem bir gece yarısı sarayında uyurken tavandan tıkırtılar gelir. Sanki damda birileri yürüyor gibidir. İbrahim Ethem kuş tüyü yatağından zoraki çıkar ”Kim var orada?” diye bağırır. ‘‘Bir dost. Devemi kaybettim de onu arıyorum’‘ diye cevap verir damdaki meçhul kişi. İbrahim Ethem, ‘‘A ahmak damda deve mi aranır?’‘ diye karşılık verir.

Loading...
Damdaki Deve
Damdaki Deve

Damdaki meçhul kişi, ”A düşüncesiz! Sen kuş tüyü yataklarda, ipek elbiseler içinde ve altın sedirde uyuklayarak Tanrı’yı arıyorken, ben niye devemi damda aramayayım!!!” der. Günümüzden 1300 sene önce yaşandığını rivayet edilen hikayenin özeti bu şekilde. Ve yine anlatılır ki bu hadiseden sonra İbrahim Ethem sarayını, tacını, tahtını bırakıp Tanrı’yı aramaya çıkar.

Günümüzün modern insanı ”Eşyadan, maldan, mülkten, teknolojiden yana zengin; zamandan, insandan, inançtan, adanmışlıktan, sadakatten, muhabbetten, aşkınlıktan yana fakir.” Artık hemen hemen hepimizin oturduğu evler, giydiği giysiler, ortopedik yatağı İbrahim Ethem’in sarayından, yatağından, ipek elbiselerinden daha az lüks ve konforlu değil. Hangi dinden, inançtan ya da inançsızlıktan olursak olalım hepimiz ister istemez bu mengeneye kendimizi bir yerimizden kaptırmaya engel olamıyoruz.

Loading...

Kapitalizmin nimetlerinden sonuna kadar semirip ”ideolojilerimize” laf söyleyeni doğduğuna pişman ediyoruz. Hepimiz binmişiz kapitalizmin gemisine birbirimize laf yetiştirmeye, bir diğerini güya alt etmeye çalışıyoruz. Oysa bindiğimiz gemi hayatımızı çiziyor. Kaderimizi belirliyor. Bizi varmak istediğimiz menzile değil, kendisinin rotasını çizdiği mabedine götürüyor. Kendisini dindar sayanların yolu Hz. Muhammed’in yoluna hiç benzemiyor. Büyük filozof, bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx, ”Para artık bir Tanrı gibidir” derken gün gelecek vahşi bir sistemin çarklarının bütün inançları, ideolojileri ezeceğini hiç aklından geçirmiş miydi?

Damdaki Deve
Damdaki Deve

Nike fabrikasında çalışan Çinli emekçi bir kadın hiç giyemeyeceği spor ayakkabısını bilmem hangi modern, gelişmiş bir ülkede kendini dindar, komünist, solcu, hümanist olarak tanımlayan birisinin satın aldığını bilse ne düşünürdü acaba?
Meşhur fıkradır: Nasreddin hoca samanlıkta iğnesini kaybeder. Ama iğneyi samanlıkta aramak yerine başlar avluda aramaya. Millet onun bir şey aradığını görünce “Hayırdır hocam ne arıyorsun?” diye sorarlar. Hoca da “İğnemi kaybettim, onu arıyorum” der. “Nerede kaybetmiştin?” diye sorulunca “Samanlıkta” cevabını verir. “Peki niçin orada aramıyorsun?” diye sorulunca da “Orası hem karanlık hem de saman var” diye cevap verir.

Loading...

Efendim kimseyi kırmak, incitmek değil muradım. Kendimce, en çok da kendimde gördüğüm çelişkileri, çıkmazları dile getirmeye çalıştım. Zülfiyare dokunduysam affola. Yok efendim öyle kolaydan sıvışmak yok, diyen olursa onlara kapitalizmin yıkılmaz kalesi Starbucks’tan Vanilla Sweet Cream Cold Brew ya da adı tadından güzel White Chocolate Mocha ısmarlamaya hazırım!!!
Ne de olsa ‘‘Ezildikten sonra hepimiz aynı şarabız…”

 

Yazarımızın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Loading...

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.

Bu içerik 1646 kez okunmuştur

Loading...

Bir Cevap Yazın