Üniversite Birinci Sınıf Öğrencisine Açık Mektup

Üniversite Birinci Sınıf Öğrencisine Açık Mektup

 

Genç dostum,

 

Tanıdığım birçok üniversite hocası senden şikayetçi. Derslere ilgin olmadığını söylüyorlar, ama aslında hiçbir şeyle ilgilenmediğini de ekliyorlar. En basit sorulara bile doğru dürüst cevap veremiyormuşsun, örneğin bir yılda kaç hafta var dendiğinde, bütün sınıf arkadaşlarınla birlikte, 48 hafta diyebiliyormuşsun (4 hafta x 12 ay = 48!). Ama ben seni anlıyorum, sanırım neler hissettiğini de biliyorum ve genel anlamda haklı da buluyorum.

Ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik sorunlar nedeniyle kendine “haklı” olarak parlak bir gelecek göremiyorsun ve moralin (gene haklı olarak) aslında çok bozuk. Derslerine çok çalışmanın seni hayatta başarılı kılacağına inanamıyorsun. İlerde iş hayatına atılırken eğer torpilin varsa nasıl olsa üniversitedeki başarına bakılmayacağına düşündüğün için çalışmanın gerekmediğini, eğer torpilin yoksa allame-i cihan olsan işe alınmayacağın için boşa çalışmanın ziyanlık olduğuna da eminsin.

Ayrıca büyüklerimiz ülkenin bir “beka sorunu” yani, var olma sorunu olduğundan sıkça söz ediyorlar. Böyle bir ortamda terliksi hayvanların sindirim sistemlerini öğrensem ne olur, öğrenmesem ne olur diye de düşünebilirsin.

Tamam! Hepsinde haklısın. Ama gene de söyleyeceklerimi bir dinle istersen;

A – Önce torpil sorunundan söz edelim;

Türkiye ne yazık ki hiçbir zaman bütün vatandaşları için, kimin nesi olduklarına bakılmaksızın, tam yeteneklerine göre işlere alındıkları bir ülke olamadı. Ama bu durum “torpil” denen sistemin nasıl çalıştığı üzerinde biraz kafa yormanı engellememeli.

Şöyle başlayalım; kendini önemli bir mevkide biri olarak hayal et. İki tane genç yeğenin var. İkisinin de anne, babası gelmiş senden çocuklarını bir işe yerleştirmen için ricacı olmuşlar. İkisini de kıramıyorsun. Birinci yeğen ODTÜ’yü birincilikle bitirmiş, çok çalışkan ve cin gibi biri, ikinci yeğen ise haytanın önde gideni, okuduğu bölümü de zaten dokuz taklayla güç bela bitirmiş.

Soru: İlk hangisini bir işe yerleştirmek için birilerine telefon ederdin?

Şunu da aklında tut: Birinci yeğeni yerleştirdiğin yerdeki müdürün sana telefon edip teşekkür etmesi bile mümkün (Sağ olun, böyle bir arkadaşı bize kazandırdığınız için – gibi). İkinci yeğenin amirinden beddua almak ise garanti gibi.

Ayrıca torpil yapmak bedelsiz bir hareket değildir. “Benim şu işimi hallet” diye bir telefon ettiğin kişiye karşı borçlanırsın. Bu borcu bir şekilde ödemen gerekecektir. Gün gelir sen de onun bir işini halletmek zorunda kalırsın. Bazen bu hallettiğin iş hiç de hoşuna gitmeyecek bir şey olabilir. Ayrıca torpili yapan kişi bir anlamda kolladığı kişiye kefil de oluyor demektir. Herkes ODTÜ’yü birincilikle bitiren gence kefil olmak ister ama konu cahilin, sersemin dik alasına gelince nedense sorunlar çıkmaya başlar.

Eğer çevrendeki torpil hikayelerine iyi kulak kabartırsan, işlerin her zaman hallolmadığını, ilgili müdürün falanca görevden dönüşü beklendiğini, komisyonda gıcık bir üye olduğunu, filan üst taraftan başka birinin karıştığını ve türlü çeşitli aksilikleri duyarsın. Bunların bir bölümü doğrudur ya da değildir. Ama sen sen ol, torpilin varsa bile fazla güvenme. Ayrıca, torpille girilen iş yerindeki amirin durumunu bir düşün, bir yandan da işlerin yürütülmesi gerekiyor. Kadrosunda kaç cahile, kaç bilgisize yer bulabilir? İdealden en uzak çalışma ortamlarında bile, insanlar yanlarında mümkün olduğunca iyi yetişmiş insanları görmek isteyeceklerdir ve bunu sağlayabilmek için bir şeyler yapacaklardır. Hatta hiç torpili olmayanları bile işe aldıkları görülür. Özel sektörde ise patron için en büyük torpilli adam kendisine en çok para kazandıracak olandır.

Üniversite Birinci Sınıf Öğrencisine Açık Mektup
Üniversite Birinci Sınıf Öğrencisine Açık Mektup

B – Şimdi de ülkenin içinde bulunduğu zorlu ortamdan söz edelim:

Benim neslim üniversiteden mezun olurken büyük şirketler kampüse çadır kurup “Ne olur bizde çalış” diye kadrolarına eleman almaya çalışmışlardı (1985 ve gerçek!). O dönem başka bir Türkiye vardı, şimdi başka. Ama bu durum senin daha az çalışmanı, kendini hiç geliştirmemeni haklı gösterecek bir neden değil.

Hollywood filmlerinde bazen kahramanlarımız balta girmemiş ormanlara düşerler ve çok ilginç yetenekleri ve bilgi donanımları sayesinde kurtulup hayatta kalırlar. Bu filmlerin çoğu palavra olsa da ortada reddedilmeyecek bir mesaj vardır:

Ne kadar çok şey bilirsen hayatta kalma şansın o kadar artar!

Şu andaki Türkiye’yi bir cangıl (balta girmemiş orman) benzetmesi ile tanımlarsak (teşbihte hata olmaz derdi eskiler) neleri bilmenin sana faydalı olabileceğini bir düşünelim;

1 – Üniversitedeki Bölümün / Konun

Mutlaka derslerini iyi çalış, ama sınavlardan bir gün önce ezberleyerek, sadece not almak için çalışma. Belki istediğin bölüme giremedin, belki girdiğin bölümü sevmediğini düşünüyorsun. Kendini zorlamaya çalış ve konunla ilgili emek ver. Emek verdikçe, daha iyi anladığını ve anladıkça daha fazla alışıp sevdiğini göreceksin.

Kendi konunda yapılan bilimsel (ya da sektörel) toplantıları takip etmeye çalış. Bazılarına katıl. Konunun önemli insanlarının kim olduklarını bul. Yayınları varsa onları oku. Onlarla tanışmaya çalış. İnan bana, bu insanların pek çoğu için dünyada konusuna hakim, akıllıca soru sorabilen bir öğrenciden daha değerli bir varlık yok (Çünkü sayıları sıfıra yakın da ondan!!!). Biri olmazsa öbürü sana çok önemli vizyonlar kazandırırlar, ufkunu açarlar, elinden tutarlar, emin ol.

Üniversite Birinci Sınıf Öğrencisine Açık Mektup
Üniversite Birinci Sınıf Öğrencisine Açık Mektup

2 – Üniversite Kulüpleri

Üniversite okumak sadece girdiğin bölümden mezun olmak değildir. Üniversiteye girdiğin gün mutlaka ama mutlaka en az bir sosyal kulübe üye ol. Dağcılık olabilir, Türk Sanat Müziği olabilir, Fotoğrafçılık olabilir, herhangi düzgün çalışan ve üreten bir kulüp olabilir. Çünkü gireceğin bu kulüp sana hiç hesapta olmayan donanımlar sağlayacak ve kendi bölümün dışında, farklı yaş guruplarından insanlarla ilişkiler kurmana yarayacaktır. Okul bittikten sonra bu insanları tanıyor olman sana çok güçlü bir sosyal network sağlayabilir. Ayrıca bir üniversite kulübünde yönetimde olmak yaşam boyu kullanacağın yönetimsel deneyimler edinmene yarayacaktır. Bu deneyimler de ömür boyu işine yarayacaktır ve çok ama çok faydalıdır.

3 – Kültürel Bilgilenme / Deneyimleme

Kendine bir zaman cetveli hazırla ve bu cetvelin dik tarafına

Konser
Toplantı
Müze
Ören Yeri
Tiyatro
Kent
Roman
Biyografi

Cetvelin yatay tarafına ise

“2019 – 2020 – 2021 – 2022” yaz.

Cetvelde oluşan her kutuyu mutlaka doldurmaya çalış. (En az “1”, mümkünse daha yüksek bir sayı olsun)
Mutlaka her yıl en az bir klasik müzik konserine git.
Mutlaka bir toplantıya katıl. Aslında toplantının ne olduğu bile çok önemli değil. Yeter ki emek verip oraya gidip sosyal bir konuda neler konuşulduğunu, neler tartışıldığını takip et.
Mutlaka bir müze gez.
Mutlaka bir tiyatroya git (Bunları yaparken başta çok sıkılacaksın ama zamanla hiç yapmayanlarla arandaki farka sen bile inanamayacaksın). İşte donanım böyle bir şeydir.

Kent?

O da ne ola ki? Diyebilirsin. Öğrencisin. En ucuz biletle, en az yılda bir kez, gece otobüsüne (ya da trenine) binip, yanına birkaç kanka da bulabilirsen, daha önce hiç gitmediğin bir kente git. Gitmeden internetten biraz bakıp kenti öğrendiğin için kentin önemli yerlerinde dolaş, müzesini gez (bir taşla çoklu kuş durumu). Pahalı yemek yeme, simide yat, hiç sorun değil. Akşam gene otobüse atla geri dön. Sadece bir yere varmak değil, yolda gitmek de insana çok şey öğretir ve hayat boyu anlatılacak anılar ve deneyimler edinmiş olursun (Üniversite sıralarında dağcılık bahanesi ile yaptım, o kentleri hala unutamıyorum)

Biyografi okumak çok önemlidir. Bir takım önemli insanların bir hayat boyu biriktirdiği deneyimi bir haftada almanızı sağlar, yaşamda farklı seçimler yaparken çok ama çok kolaylık sağlarlar.
Romanlar da bambaşka açılardan önemlidir. Yılda en az bir roman çok iyi gelecektir.

Sonuç Olarak,

Genel koşullar çok iyiyken tembellik etmek gelecekteki yaşamının parlaklığını azaltabilir.

Koşullar kötüyken tembellik etmek, kendini iyi yetiştirememek ise “YOK” olmana bile neden olabilir.

Yani, sen bilirsin!

Haldun Aydıngün
28.12.2018

Yazarımızın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.

 


Haldun Aydıngün

Haldun Aydıngün

Mühendis, arkeolog (Dr), yazar (19 yayınlanmış kitap), fotoğrafçı, dağcı, ultra maratoncu
https://wikikultur.com/

Leave a Reply

Your email address will not be published.