Allah’a Öğretilen Din

Allah’a Öğretilen Din

Hayatım boyunca dini konulara hep ilgim ve merakım olmuştur. Bu sebeple bu kitabı okumayı seçtim. Yazar, kitabı çok açıklayıcı bir şekilde Kuran ayetleriyle delillendirerek okuyuculara aktarmış. Okurken hem sıkılmadım hem de bir an önce bitsin havasına girmedim. Kitabın yazarı Emre Dorman’ı uzun zamandır televizyon programlarından, sosyal medyadan vs. yerlerden takip ediyordum. Hocamızın verdiği ödev, yazarın bu kitabını okumama vesile oldu.

Kitapta Allah’ın verdiği en büyük nimetlerden birinin akıl, diğerinin din olduğu; dinin hayatı zorlaştırmak değil, aksine kolaylaştırmak için var olduğu, dinin yeryüzünde barış ve kardeşliğin pekiştirilmesi, huzur ve iyiliğin yüceltilmesi; hak, hukuk ve adaletin dimdik ayakta tutulması için gönderildiğini anlatıyor. Asırlar boyunca Tanrı’nın bize gönderdiği dini özünden uzaklaştırınca ne hâle geldiğimiz görülmektedir. Bunun en temel sebeplerinden birinin de uydurma hadisler olduğunu, inandığımız dini kaynağından değil de “Din âlimi, Allah dostu, Şeyh, Gavs” sıfatı altında din adına insanlara keyiflerine göre veya maksatlı sebeplerle saçma sapan hükümler vermesidir. Şimdi daha fazla uzatmadan kitabın anlatımına geçelim.

Ülkemizde ve özellikle Ortadoğu’da Tanrı’nın gönderdiği dinin ne durumda olduğunu, insanların birbirini “Din” adı altında öldürdüğünü bilmekteyiz. İşin ilginç tarafı da öldürenin “Allah-u ekber” diyerek öldürmesi, ölenin de “Allah-u ekber” diyerek ölmesidir. Hâlbuki İslam barış ve sevgi dinidir. İslam’ın kelime anlamı “Barış” demektir. Barışın ve sevginin dini adı altında böyle durumların olmasını sorgulamak her iman edenin görevidir.

Allah’ın tüm insanlara gönderdiği sadece bir din vardır fakat insanlar dini kendi menfaatlerine göre bölüp bir sürü mezhepler, tarikatlar ve cemaatler yaratmıştır. Her biri de birbirini dinsiz diye yaftalayıp kendi gittiği yolun doğru olduğuna inanmaktadır. Ayrıca şeyhlerini veya “din büyükleri”ni yüceltip Allah’ın derecesine kadar çıkartıp şirk bataklığına düşmektedirler. Hepsinin ortak noktası ise hiçbirinin elinde Kuran olmadığıdır.

Allah'a öğretilen din
Allah’a öğretilen din

Kitapta hadisler üzerinde oldukça durulmuş. Güvenilir kabul edilen ve Kitüb-i Sitte adı verilen 6 hadis kitabını incelediğimizde (Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai, Ebu Davud, İbn-i  Mace) birbirleri ile, Kuran ve akıl ile çeliştiğini görüyoruz. Bunca çelişki bataklığına rağmen hâlâ hadis kitaplarını sorgulanamaz bir biçimde dinin kaynağı olarak görenlere insan hayret ediyor. Hadis kitaplarında öyle ilginç sözler var ki insanların bu sözleri Peygamberimizin söylediğini sanması akıl ve mantık dışıdır. Bunu en büyük nedeni de insanların inandıkları dinin kitabını hiçbir zaman anladığı dilde okumayıp her zaman “Arapça” ile seslere ve hecelere dikkat ederek okuması ve Kuran’ı daima ölülere okumasıdır. Oysa Allah, bu kitabı diri olanları uyarması için göndermiştir. Bunun da delilini Yasin Suresi 70. ayette vermiştir.

İnsanlar inandıkları şeyi gerçek kaynağından (Kur’an) öğrenseler, rivayetlere daha ılımlı yaklaşırlar. İnsanlara bunları söylediğimizde, “Sen ilmin ne ki konuşuyorsun?”, “Sen âlimlerden daha mı iyi bileceksin?”, “Bunca yıldır insanlar yanlış inanıyordu da sen mi doğrusunu buldun?” gibi tuhaf tuhaf sorular soruyorlar. Bu tür insanlar dogmatizmin etkisinde kalıp inandığı şeylerin sorgulanamaz olduğunu sanmaktadır. Oysaki Tanrı, birçok ayette aklını kullan, düşün, sorgula gibi emirlerde bulunmuştur. Fakat insanlar dinde mantık olmadığını söylemektedir. “Dinde fazla derine dalma” gibi cümleler kurmaktadırlar. Bunu söyleyen insanlar inandığı dine güvenmediği ortadadır.

Allah’a öğretilen din

Hadislerdeki çelişki bataklığına gelecek olursak birçok ilginç şeyler göreceğiz. Örneğin bir hadiste Hz. Muhammed’in “Dinini değiştireni öldürün” (Buhari) dediği rivayet edilmiştir. Oysa Kuran’da “Dinde zorlama ve baskı yoktur.” (Bakara Suresi 256) ayetini görmekteyiz. Bunun gibi birçok hem Kur’an ile hem de akıl ve mantık ile çelişen hadisler görmek mümkündür.

Başka hadislerde peygamberimizin kadınlarla ilgili oldukça ilginç yorumları olduğunu, cehenneme girecek olanların en çok kadınların olduğunu, kadınların aklının ve dininin eksik olduğunu, uğursuzluğun kadınlarda olduğunu söylediği rivayet edilerek peygamberimize resmen iftira edilmiştir. Dinde Peygamberimizin de hüküm koyma yetkisi olduğu söylenir. Oysa birçok ayette hükmün sadece Allah’a ait olduğunu görüyoruz.

Peygamberimiz de Kuran’da “Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum.” (En’am Suresi 50) ve “Sizi sadece vahiy ile uyarıyorum.” (Enbiya Suresi 45) diye sözler söylemiştir. Kuran’da dinden sorumlu tutulacağımız tek şeyin Kuran olduğu söylenir. “Gerçek şu: Bu Kuran sana ve toplumuna elbette ki bir öğüttür. Bundan (Kuran) sorumlu tutulacaksınız.” (Zuhruf Suresi 44)

Pek çok insan Kuran’ın insanlar tarafından anlaşılamayacağını, onu sadece din âlimlerinin anlayacağını söyler. Oysaki Allah bu kitabı din âlimlerine değil tüm insanlara göndermiştir. Çünkü Kuran rehberdir. Her inanan insanın açıp okuması gereken yol gösterici bir kitaptır. İnsanlar ayrıca Kuran’ın eksik olduğunu, her şeyin onda yazmadığını, kalan bilgilerin hadis rivayetlerinden öğrenilmesi gerektiğini söyler. Oysa Kuran’da “Biz bu kitapta (Kuran) herhangi bir şeyi ne eksik bıraktık ne de fazla yaptık.” (En’am Suresi 38) diye yazar.

Allah'a öğretilen din
Allah’a öğretilen din

Dinde öyle garip söylentiler dönmektedir ki bir namaz kılmayla tüm günahlarımızdan kolayca kurtulabiliriz. Yanmayan kefen satın alarak cehennem ateşinden kurtulabiliriz. Bir tane okunmuş terlik alırsak peygamberimizi rüyamızda görebiliriz. Nakşibendi tarikatının halidi koluna üye olursak azap melekleri bizi bırakır ve kolayca cennete girebiliriz. Ne kadar çok salavat getirirsek cennette bir sürü huri (Cennette erkeklere verileceği rivayet edilen güzel kadınlar) sahibi olabiliriz. Bu tür anlatımlar sebebiyle birçok gencin dinden uzaklaştığını, ya ateizme ya deizme ya da agnostisizme inandığını görüyoruz. Bunun en büyük sorumluları din adı altında akıl ve mantığa aykırı hükümler veren din hocalarıdır.

Allah’a öğretilen din

Öyle bir din anlatılıyor ki hayret etmemek elde değil. Bir tarikata üye olursanız mutlaka birisi gelip sizi kurtarıyor, isteseniz de cehenneme giremiyorsunuz. Böyle şeyleri reddettiğimizde de insanlar tarafından “din düşmanı” damgası yiyoruz. İnsanlar, Allah’ın indirdiği dini bırakıp rivayetler ve çelişkiler bataklığındaki uydurulmuş dine uyarak mahvolduklarının farkında değiller. Bazen düşünmeden edemiyorum. Fetullah Gülen 10 yıl önce ölseydi ne olurdu? Ülkenin güzel bir yerine türbesi yapılır, insanlar türbenin etrafında dua edip Kuran okurdu.

Görüldüğü gibi insanlar sorgulamaktan aciz kalmıştır. Bu yüzden insanları din adıyla kandırmak oldukça kolaydır. Bu sayede birçok uyanık, dini kullanarak köşeyi dönmüştür. Çünkü hiç kimse inandığı dinin farkında değil. Herkes dinini asıl kaynağından öğrenmek yerine çelişkiler bataklığından öğrenmekte ve hayatına uyarlamaktadır. Allah bu insanlara şu ayetle cevap vermektedir: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz?” (Hucurat Suresi 16) Yazımı Emre Dorman’ın şu sözüyle bitirmek istiyorum. “Evrensel kuralları olan İslam dini, uydurulan rivayetler sebebiyle yöresel örf ve âdetlere boğularak evrenselliğinden saptırılmıştır.”

 

Deneme kategorisindeki diğer içeriklerimize ulaşmak için tıklayınız.

Bizi İnstagram’dan takip etmek için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.

Görsel Kaynakları İçin Tıklayınız.


Leave a Reply

Your email address will not be published.