Aşkın Dili Tahakkümdür

Aşkın Dili Tahakkümdür

Aşk, yoğun bir körlük durumu. Kişinin karşıdakini mükemmel zannetmesi, benzersiz olduğunu düşünmesi hali. Gözdeki perdeler yavaş yavaş aralanmaya başlayınca, gerçeklerin suratına acımasızca çarpması. Aşk sandığı şeyin zorbalık olduğunu fark etmesi. İki insanın birbirinin canını bilerek ya da bilmeyerek yakması ve bunu sevgi olarak nitelendirmesi. Doğal davranamama ve kısıtlanmayla beraber gelen içsel bunalımlar…

Birbirine çok aşık iki insan gerçekten çok mutlu olabilir mi? Yoksa bu duygu zamanla insanı başka biri olmaya mı zorlar? Sevdiği insan inciniyor ya da istemiyor diye davranışlarını değiştirmesi kişiliğe yapılan bir saldırı mıdır, olgunlaşma yolunda atılan bir adım mıdır? Kıskançlık bir ilişkiyi gerçekten yıpratır mı? Geçmiş önemli midir ve kişi karşıdakinin geçmişini sahiden bilmeli midir?

Aşkın Dili Tahakkümdür
Aşkın Dili Tahakkümdür

Aşk dediğimiz şeyin var olduğuna inanmakla beraber, içinin boşaltılmış olduğunu ya da anlamının karşılığını gerçek hayatta bulamadığını düşünüyorum. Bir insanı çok sevince, onu kaybetmemek için her şeyi yapmak zorunda gibiyizdir çünkü kaybedince kendimizi eksik hissederiz. Belki bunu aşk olarak nitelendirmek de aşka hakaret olarak değerlendirilebilir. Aşk sanılan saplantılı duygu durumlarından bahsediyorum aslında. O körlük halinden. Bir yanımızın çok sevip bir yanımızın acılar içinde kıvranmasından söz ediyorum.

Gözümüzdeki perdeler de açılınca işler biraz karışabiliyor ve hatta çok geç kalmış bile olabiliyoruz. Çok geç olmadan bu perdelerin nasıl farkında olabiliriz peki? Misal, bazen kendinizi bulutların üstünde bazen de yerin dibinde mi hissediyorsunuz o kişiyle? Ya da her kavgadan sonra kaçıp gidesiniz geliyor ama gidemiyor musunuz? Çok sevdiğiniz o kişi gerçekten sizin bir ömür birlikte yaşamak istediğiniz kişi mi?

Aşkın Dili Tahakkümdür
Aşkın Dili Tahakkümdür

Bir şeyler değişir düzelir belki diye bekliyorsunuz ama asla düzelmiyor mu mesela. Bu soruların hepsine cevabınız evetse durup bir düşünme vakti gelmiş demektir. Acı çekmeye alışık bir ruh haliniz varsa bu durumlar karşısında o kadar da zorlanmayabilirsiniz. Güçlü bir iradeniz varsa ayrılabilirsiniz. Ama yoksa, işte o zaman bağımlı gibi yaşamak zorunda kalırsınız. Çözümü basit diyemem. İmkansız da diyemem. İnsanın bu bağımlılığa ne kadar ihtiyacı olduğuyla alakalı bir durum çünkü. Artık birbirinizin canını çok yakmaya başladıysanız, nefretiniz yavaş yavaş sevginizin önüne geçmeye başladıysa, bazen durup sadece derin bir iç geçirmek geliyorsa içinizden; işte o zaman DURUN!

Durun ve dur deyin bu bağımlılığa. Bu zorbalığa dur deyin. Kaybetmekten korkmayın. Çünkü kaybetmek, ilerde bir gün kazanabilme ihtimalinizi aralar ancak kaybetmezseniz kazanma ihtimaliniz de ortadan kalkar. Bir gün kazanabilmek için, aşkın dilinin tahakküm olmadığını anlamak için, her şeyden önce kendinizi sevin ve kendinizi seçin.

Yazarımızın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.


Leave a Reply

Your email address will not be published.