Boğaziçi’nde Yaşanan Olaylar Hakkında

Boğaziçi’nde Yaşanan Olaylar Hakkında

Boğaziçi’nde yaşanan olaylardan önce, AB ve dünya üniversitelerinde rektör seçiminde nasıl bir işleyiş olduğuna kısaca değinelim. Daha sonrasında Türkiye’de de rektör atamalarının hangi yıllarda nasıl yapıldığına ve ne zaman değiştiğine bakalım.

Boğaziçi Protestoları Nedir? Neden Yaşanmıştır?

1 Ocak 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı ataması ile Melih Bulu’nun rektör ilan edilmesinin ardından 4 Ocak 2021’de Boğaziçi Üniversitesi’nde protestolar tam anlamıyla başladı. Kayyum rektöre karşı olan bu eylem hem üniversite bünyesindeki öğrencilerden hem de öğretim üyelerinden geldi. Boykot ve eylem çağrısının büyük bir ses getirmesi adına sosyal medyadan da gelen destekle “Boğaziçi Dayanışması” oluşturuldu.

İlerleyen protesto ve eylemlerle geniş çaplı oluşturulan bu kamuoyunun hedefleri basit bir şekilde şöyleydi diyebiliriz:

  • Melih Bulu’nun istifası
  • Rektörlerin üniversite tarafından seçimle belirlenmesi
  • Akademik özgürlüğün ve bilimsel özerkliğin korunması
Boğaziçi'nde Yaşanan Olaylar Hakkında
Boğaziçi’nde Yaşanan Olaylar Hakkında

Üniversitelerin akademik ve özgür bir şekilde bilim, teknoloji ve sanatın yürütüldüğü ve de topluma da olumlu bir şekilde yön verdiğini düşünecek olursak, sadece Boğaziçi Üniversitesi’ni baz almadan aslında Türkiye’de tüm liyakatsiz biçimde atanan rektörlere karşı da yapılan bir protestodur da diyebiliriz. Nitekim eylemde bulunan öğrenci ve öğretim üyeleri de çok kısa bir sürede birçok yerden de destek gördü.

 

Gelelim Türkiye’de rektör atamalarının tarihine..

Türkiye’de üniversitelere rektör atama durumu 12 Eylül 1980 darbesinden sonra kurulan Yükseköğretim Kurumu’yla yürütülüyor. 4 Kasım 1981 tarihli 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile birlikte üniversite yönetimi belirleniyordu.

1981 yılında karar verilen bu kanunla rektör seçimi bu şekilde gerçekleşiyordu;

1981: Üniversite tüzel kişiliğinin temsilcisi olan rektör, Yükseköğretim Kurulu’nun önereceği yükseköğretimden sonra en az on beş yıl başarılı hizmet vermiş, tercihen devlet hizmetinde bulunmuş ikisi, üniversitelerde görevli profesörlerden olmak üzere; dört kişi arasından Devlet Başkanınca beş yıl için atanır, önerilenler atanmadığı ve iki hafta içerisinde yeni adaylar gösterilmediği takdirde Devlet Başkanınca doğrudan atama yapılır.

Fakat 2016 yılında OHAL kapsamında Kanun Hükmünde Kararnamelerle birlikte birçok şey değişti. Yapılan birçok yasal düzenlemelerin dayanağı OHAL oldu ve rektör atamaları da bunların arasına girdi. İşte 2016 yılında rektör atamalarında yapılan değişiklikler;

2016: Devlet üniversitelerinde rektör, Yükseköğretim Kurulu tarafından önerilecek, profesör olarak en az üç yıl görev yapmış üç aday arasından Cumhurbaşkanınca atanır. Bir aylık sürede önerilenlerden birisinin atanmaması ve Yükseköğretim Kurulu tarafından, iki hafta içinde yeni adaylar gösterilmemesi halinde Cumhurbaşkanınca doğrudan atama yapılır.

 

Kısaca AB ülkeleri ve diğer dünya ülkelerindeki rektör seçimlerine bakalım..

AB ülkeleri

Almanya: Aralarında öğrenci temsilcilerinin de olduğu üniversite kurulu, rektör adayını belirleyip Eyalet eğitim bakanının onayına sunuyor. Rektör atama yetkisine sahip Eyalet eğitim bakanı, belirlenen adayı veto ederse kurul yeni bir aday belirliyor.

Fransa: Rektör, öğretmen, öğrenci ve akademik personelden oluşan kişilerce seçilerek üniversite konseyine sunuluyor.

Hollanda: Özel üniversitelerde rektör mütevelli heyeti tarafından atanırken kamu üniversitelerinde adaylar Bakanlar Kurulu tarafından tespit ediliyor ve Kraliçe adına Eğitim Bakanı tarafından atanıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde Anglosakson yönetim modelini uygulayan üniversitelerde rektör, üniversite yönetim kurulu tarafından ve üniversite dışından seçiliyor. Rektör, Eğitim Bakanı tarafından atanıyor.

Harvard Üniversitesi’nin kendine özgü bir modelinde rektör ataması mezunlar derneği tarafından yapılıyor.

New York State Üniversitesi’nde ise rektörü üniversite personeli seçiyor, atanma işlemi mütevelli heyeti tarafından yapılıyor.

İngiltere

İngiliz üniversitelerinde rektör, profesörlerin haricinde özel sektör temsilcileri ve öğrencilerin de üye olduğu üniversite komiteleri tarafından aday gösteriliyor ve üniversite konseyi tarafından süresiz olarak atanıyor.

Boğaziçi'nde Yaşanan Olaylar Hakkında
Boğaziçi’nde Yaşanan Olaylar Hakkında

Dünya üzerindeki üniversite yönetim seçimlerine bakıldığında rektörlerin atama ile iş başına geldiğini görebiliyoruz fakat onaylanmasına kadarki sürece dek seçilen adayları belirleyen kişiler arasında; öğrenciler, özel sektör temsilcileri, idari personel, mezun dernekler gibi geniş kurumlardan oluşan bir kitlenin yer aldığını da görüyoruz. Ülkemizde ise durum YÖK gibi bağımsız olamayan bir kurumun sunmuş olduğu rektör önerisi ve Cumhurbaşkanı’nın atamasıyla gerçekleşen rektör seçimlerinin, özellikle liyakatsizliğin en üst seviyede ve de anlaşılamaz olduğu, bizim gibi Ortadoğu ülkelerinde her türlü siyasi ilişkilere maruz olduğu ortadadır. Öğrencilerin ve bizlerin de yegane isteği olan sadece Melih Bulu özelinde bir protesto olmayıp sistemin getirisi olan kayyum atamalara ve üniversitelerin yönetimde herhangi bir değişikliğe uğramamasına olan bir tepkimizdir.

 

Wikikültür ailesi olarak, liyakatli ve adil bir rektör seçimi talep eden öğrenci arkadaşlarımızın ve de onları desteksiz bırakmayan tüm öğretim görevlilerinin yanında olduğumuzu belirtmek isteriz.

Üniversitelerin hür olması aklın da hür olması demektir. Düşüncenin hür ve özerk olmadığı yerden de bilimsellikten söz etmek mümkün değildir!

 

Kaynakça:

 

 

Görsel Kaynakları:

  1. Görsel için tıklayınız.
  2. Görsel için tıklayınız.

Öne çıkan görsel için tıklayınız.

 

 

Kültür ve Sanat kategorisi için tıklayınız.

Bizi Twitter’da takip etmek için tıklayınız.


WİKİKÜLTÜR

WİKİKÜLTÜR

2019 Haziran ayında Paylaşmaya Değer Bilgiler! mottosuyla faaliyetlerine başlayan “wikikultur.com”, kendisine koymuş olduğu büyük hedefler doğrultusunda ilerleyen bir kültür/sanat platformudur.
https://wikikultur.com

Leave a Reply

Your email address will not be published.