Göğe Bakma Durağı

Göğe Bakma Durağı

Şiirle az çok meşgul olanların dilinden düşmeyen bir şiirdir Rahmetli Turgut Uyar’ın ”Göğe Bakma Durağı” isimli şiiri. Her dizesi derin almanlar taşıyan ikinci yeni şairinin bu şiirinde beni en çok etkileyen ilk dizedir. ‘‘Darası alınmış sözdür.” derler şiir için. ‘‘İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım” dizesi de bana koca şiirin darası gibi gelir. Çok hoşuma gider. Sık sık bana vazifemi hatırlatır. Nerede olursam olayım göğe bakma seansını kaçırmam.

Göğe Bakma Durağı
Göğe Bakma Durağı

Kışın en çetin ve yoğun geçtiği şubat ayındayız. Yağmur, kar, kış, kıyamet… 2018 yılının şubat ayında 3000 küsür rakımlı bir dağa yapmış olduğum bir kış tırmanışında ”Beni ıslatan yağmur, bedenimin her noktasına işleyen rüzgar, iliklerime kadar donduran soğuk sizi çok seviyorum.” diye yazmıştım. Doğayla uzun süre içli dışlı olanlar bir süre sonra doğayla mücadele etmeyi bırakıp ona uyum sağlamaya başlar. Psikolojide bir tabir vardır: ”Empati bir süre sonra sempatiye dönüşür.” diye.

Biz doğaseverlerinki de buna benziyor sanırım. Şikayet yok, uyum var. Doğayla mücadele anlamsız. Soğuksa bırak üşütsün seni, hisset iliklerinde soğuğu. Yaşadığını hissedeceksin. Yağmur yağıyorsa hasta etmeyecek kadar ıslanmak sana iyi gelecektir. Zaten inancımızda yok mudur her yağmur damlası yeryüzüne bir melek eşliğinde iner. Bir de böyle bak yağmura, neden rahmet dendiğini anlarsın.

Göğe Bakma Durağı
Göğe Bakma Durağı

  ”İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım.” Ne kadar naif ve barışçıl bir dize. Kavga etmek, çatışmak yok. Doğaya tabii olma var. Yılın her günü, günün her saati gök başka bir alemdir. Mavi, gri, siyah, beyaz, sarı, kızıl, kurşuni renkler görür bakan gözlerimiz. Gören gözlerimiz ise umudu, özgürlüğü, huzuru, sükuneti, sonsuzluğu görür. Bir Kızılderili atasözü ”Sinirlendiğinde sakinleşmek için toprak yolda dümdüz çıplak ayakla yürü.” der. Şehirlerimizde dümdüz toprak yol bulmak artık herkese nasip olmaz. Ben de sinirlendiğimizde, canımız burnumuza geldiğinde, ey hayat yeter bu kadar üstüme gelme dediğimiz zamanlarda durup göğe bakalım, kendimizi ‘‘göğün göğsüne” bırakalım derim.

Göğe Bakma Durağı
Göğe Bakma Durağı

Bence insanlar her gün kendince göğe bakma seansı düzenlemeli. Bunun için program yapmalı. Gün içerisinde ofisinde, okulunda, mağazasında, dükkanında, evinde 2 saat arayla 5 dakikalık göğe bakma seansı düzenlemeli. Kapitalizmin mabetleri olan, gökyüzüyle arasına kalın duvarlar ve uzun mesafeler koyan banka, avm ve fabrikalarda çalışan insanlar için ancak Milan Kundera’nın yaptığı gibi geceleri uzanıp yıldızları izlemeyi salık verebilirim.

Sonsuz bir gök, sonlu hayat sahibi insanın dertlerinin geçiciliğini, küçüklüğünü hatırlatır. Gök, bana bak der. Senden önce milyarlarca insan, milyarlarca hayal, dert, istek, sevinç geldi geçti. Sende gelip geçeceksin. Dertlerinin, sorunlarının altını değil üstünü çiz. Ne de olsa bir gün ”her şeyim, asla onsuz olamam” dediğin şeyler zaman denen değirmenin ağzında öğütülüp, buhar olup uçacak.

Juliana Buhring, Rüzgara Karşı kitabında Gerçekten var olan tek şey sonsuz şimdi. Yalnızca şimdi yaşayabiliriz, bugün, bu saat, bu dakika.” dediği gibi gerçek olan sonsuz şimdidir. Sonsuz şimdiyi ıskalamadan, avucunun içinde sımsıkı tutarak iliklerine kadar hissetmelisin. Sadece ”an” senin, kimse elinden alamaz.
O zaman ne duruyoruz. Hadi!

”İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım.”

Asım Yaylamaz

Görseller Asım Yaylamaz’a aittir. Lütfen izni dışında kullanmayınız.

Yazarımızın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.


Leave a Reply

Your email address will not be published.