Gökyüzü Artık Eskisi Kadar Mavi Değil

Gökyüzü Artık Eskisi Kadar Mavi Değil

Son zamanlarda aklım hayli karışık. İçimde anlamlandıramadığım boşluk hissi… Asla dolmayan. Tahammülsüzlüğümün zirvesindeyim. Kimseyle oturup iki çift laf edesim gelmiyor. Tam karşımda duran bu aşılmaz duvarlara baktıkça zihnimden bir şeyler kopup gidiyor. Yalnızca, yalnızca haykırmak istiyorum. Sesimi duyurabilmek için.

Yapayalnızım… Ve bu durum, her gün bir öncekinden, çok daha fazla hoşuma gidiyor.

Gökyüzü artık eskisi kadar mavi değil. Gün doğmuyor, güneş gözümü almıyor. Bulutlar koşup gitmiyor uzaklara doğru. Ve ben, ben eskisi kadar içten gülmüyorum. Alıp başımı gidesim oluyor bazen. Ancak cansız ruhumu sıcak bedenimde tutan bir güç; “Bu topraklar senin!” diyor. Eşeliyorum, eşeliyorum içinde bana ait bir şeyler arıyorum. Sadece kazıp duruyorum ama bulamıyorum. En çok da muhtaç olduğum özgürlüğü… Hiçbir zerresinde bulamıyorum.

Bilmiyorum dedikleri gibi bende mi hata. Yoksa sahiden de ait olduğum yerde mi değilim. Kalmakla gitmek arası bir yerlerdeyim. Belki sebebim olsa kalırdım ya da gidebileceğim başka galaksiler olsa giderdim. Araftayım.

Ve sanırım eskisi kadar heyecanla bakamıyorum havada süzülüp giden kuşlara. Son evrede olan kanserli hücreler gibi vücudumun her bir köşesine hızla yayılıyor bu karamsarlık. “Çok geç.” diyor, derinlerimdeki iyileştirici güç. “Vah, vah!” diyorum ben de içimden. Ne büyük talihsizlik ama…

Boğuluyorum, yine de durup kendi kendime sorguluyorum. Niçin varız taştan kalplerle dolu, bu zalim dünyada?..

 

Yazarımızın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.


Leave a Reply

Your email address will not be published.