J. D. Salinger / Holden Üzerine

 

J. D. Salinger / Holden Üzerine

Bilmem ki nasıl bilir, nasıl tanımlardım kendimi? İnsan, içinde sıkışmadıkça sormuyor böyle şeyler. Bilmek istemediği taneleri olabiliyor, seziyor önceden. Çok sese gelemiyor, bulunmamış oralarda. Dokunurum sanıyor insanlara, dokunmayı seviyor oysa kendi. Okuması değişiyor ve daha içli bakıyor cümlelere, daha çok alıyor odasına karakterleri. Düşünce trafiğine onları da dahil ediyor aklınca. İşte, Salinger okurken aynı bu hislere kapılıyorum, tam olarak onun karakterlerinde görüyorum bağlarımı. Holden…

Holden, tuhaf bir yansıması gençliğin. Kır saçlarına ve zayıf bedenine dayadığı bir hayatı var. Kendisi ‘harika’ kelimesinden nefret ediyor, film izlemekten ve tiyatroya gitmekten de. Tiyatro oyuncularının hareketlerinin kasıntılı ilerleyişinden ve doğal olmaya çalışmalarının yarattığı yapmacıklığın hoş olmadığından yakınır. Böyledir Holden işte. İçinde size sığmayan, sizin olamayacak kadar onun olan yanları vardır. Sevdiği ve sevmediği şeyler bellidir, nedenleri bellidir.

J. D. Salinger / Holden Üzerine
J. D. Salinger / Holden Üzerine

Onun çizgisini okurken, bir yere tutunamamış gövdesi sanki geriden gelen o ruhani belki insani kayıplarını arar gibi yıkılır önünüze. Üzülürsünüz buna çünkü hayat ona bildiği gibi değil olduğu gibi gelmiştir. Salinger okurken düşündüğünüz şey tam olarak sözcüklere dökülmüş olan şey (bir cümleyi okuduğunuz zaman zihninizde olan sözcükler yerine başka sözcükler gezmiyor, aramıyorsunuz farklıyı, okuduğunuz yetiyor da artıyor bile.), belki biraz daha derin olanı ancak fazla değil.

Söz konusu duygular, acılar, insanların davranış veya sözleri çok tanıdık. Şahsen ben herkesin bir Holden’i olduğunu düşünüyorum. İçerisinde özlem olan sözcükleri ufak, basit bir anlatım ile derinleştirebiliyor Salinger. Şöyle ki: “Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.”
Holden, ilişkilerinin omuzlarına yüklediği ağırlığı gün geliyor daha hafif görünümlü ancak daha heybetli bir başka duyguya, özleme dönüştürebiliyor. ‘Özlem’ kavramını en çok Oruç Aruoba’da dizginlemeyi sevmiştim Salinger ise imdadıma felsefik olmayan bir özlem yetiştirdi.

Görsel kaynağı için pexel’e tıklayınız.

En İyi Şairler ve Şiirleri | 5 Şair ve 5 Şiir



Comments

Leave a Reply

Your email address will not be published.