Sadece Ormanlarımız Değil İnsanlığımız Da Kül Oldu

Sadece Ormanlarımız Değil İnsanlığımız Da Kül Oldu

29 Temmuz’da Muğla’nın Marmaris ilçesinde başlayan orman yangınında bugün 10. günümüz. Aslında bu 10 gün gibi küçük sayılabilecek bu zaman dilimi, ülke olarak gidişatımızın ne kadar vahim bir duruma geldiğini gözler önüne seren kısacık bir süreç.

Yangının ilk gününden başlayalım. Armutalan Mahallesindeki ormanlık alanda çıkan yangın, rüzgarın da etkisiyle yayılarak hızla ilerledi. Yangını kontrol altında tutmak için ekipler, karadan gece boyunca çalışmasını sürdürdü. Ertesi gün, sabahın ilk ışıklarıyla hava araçları da bölgede çalışmalara yeniden başladı. Bölgeye sevk edilen helikopterlerle yangına havadan müdahale edildiği bilgisi paylaşıldı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 29 Temmuz Cuma günü Twitter hesabından paylaştığı mesajda, ülke genelindeki yangınlara “6 uçak, 9 insansız hava aracı ve bir insansız helikopter, bir yangın söndürme tankı, 45 helikopter, 4 binden fazla personel” ile müdahale ettiklerini de açıkladı.

Buraya kadar her şey normal ve beklenildiği gibiydi fakat yangınların daha biri söndürülemeden farklı noktalarda yeni yangınların başlamış olması bu yangınların bir terör saldırısı olma ihtimalini akıllara getirse de İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu, terör saldırısı olmadığını ifade etti. Devamında farklı noktalardan çıkan yangınlar sebebiyle, alevler içinde kalan bütün o canlıların feryatları vicdan sahibi tüm insanların yüreklerini parçaladı. Evleri yanarak sokakta kalan insanların; geçim kaynağı hayvancılık olanların yanarak can veren hayvanları karşısındaki çaresizlikleri uzaktan yakından hepimizin canını yakmakla kalmadı, “Acaba ben nasıl yardım edebilirim?” düşüncesiyle ülke genelinde kolektif bir bilinç oluştu.

Evet, ne yazık ki halkın kendisi bölgeye yardım etme ihtiyacı duymak zorunda kaldı çünkü ekiplerin ve kullanılan araçların yangınların söndürülmesi konusunda ne kadar yetersiz kaldığını hepimiz gördük. Yangının başladığı bölgelere ekiplerin müdahale etmekte geç kalması, meydana gelen yangının boyutu göz önüne alınarak havadan müdahale edilmesi beklenirken ilgili ekiplerin arazözlerle söndürmeye çalışmasının sonuç vermemesi ve hızla esen rüzgarla, etrafa saçılan kozalaklarla alevlerin dört bir yanı sarmasına sebep olmuştu.

Sadece Ormanlarımız Değil İnsanlığımız Da Kül Oldu
Sadece Ormanlarımız Değil İnsanlığımız Da Kül Oldu

Sadece Ormanlarımız Değil İnsanlığımız Da Kül Oldu

Bu yetersiz müdahalelerin sebebi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Türk Hava Kurumu’nun şu anda elinde buralarda rahatlıkla kullanılabilecek uçak yok.” beyanı ile, aynı zamanda kendisinin onursal başkanı olduğu THK’ye bağlı THK Gökçen Havacılık’ın resmi sitesinin verileri çelişiyor. Sitede edinilen bilgiye göre hali hazırda 11 adet yangın söndürme uçağı bulunuyor. Fakat devamında yapılan açıklamalar daha da içler acısı. Son açıklamaya göre göre bu uçakların hepsi kullanılamaz halde. Sebep? Bakımları yapılmamış ve adeta çürümelerine göz yumulmuş. Peki, neden? İşte bu sorunun mantıklı bir cevabı henüz yok.

THK’ye, 2019’da yönetimsel ve maddi sıkıntılar sebebiyle kayyum atandı. Kayyum atanmasının ardından, yangın söndürme uçağı kiralama ihalelerine koyulan kapasite şartı nedeniyle ihaleye katılamayan THK uçakları, hangarda bekletilmeye başladı. Bu süreçte uçakların satılması için 2 kez ihaleye çıkıldı ancak ihaleler sonuçlanmadı. THK’nin ihalelere girememesinin ardından, maddi gerekçelerle kuruma bağlı deneyimli pilotlar ve teknisyenlerin büyük bir kısmı da işten çıkarıldı.

Bizler de envanterimizdeki yangın söndürme uçaklarının ve yapılan müdahalelerin yetersiz kalması nedeniyle, hızla yayılmaya devam eden bu yangınların söndürülmesi adına sosyal medyanın olumlu gücünden faydalanarak ‘#helpturkey’ tag’ıyla birçok sosyal medya kanalında dünyaya sesimizi duyurmaya, diğer ülkelerden yardım istemeye başladık. Fakat bu yardım çığlıkları ülkemizi ikiye böldü. Ülkenin hemen her kesimindeki insanlar bu tag ile yardım çağrısı yaparken, bir takım “vatanseverlerimiz” (!) yardım çağrısı yapanları kınayarak; “Biz güçlü devletiz, yardıma muhtaç değiliz, sizler bizi dünyaya aciz gösteriyorsunuz.” gibi beyanlarla adeta hainlikle suçladı.

Somali’nin IMF’e olan 5 milyon dolarlık borcunu ödemeyi üstlenen, pandemi döneminde İngiltere dahil pek çok ülkeye uçak dolusu tıbbi malzeme yardımı yapacak kadar cömert ve yardımsever Türkiye’nin, böyle bir durumda diğer devletlerden yardım istemeyi ‘acizlik’ olarak nitelemesi oldukça tuhaf. Üstelik öylesine yardıma önem veren bir milletiz ki memleketimiz cayır cayır yanarken bundan 2 gün önce Somali’ye 30 milyon dolar hibe edecek kadar güçlü ve aynı zamanda bu yangınlarla mücadele amacıyla yardım toplamak için valilik tarafından millete hesap numarası gönderecek kadar halkına karşı cömert bir milletiz!

Sadece Ormanlarımız Değil İnsanlığımız Da Kül Oldu

Yangınlar hala kontrol altına alınamamış ve artık bölgelerden can kaybı haberleri alınmaya başlanmışken Antalya’nın Gündoğmuş ilçesi Belediye Başkanı Mehmet Özeren, ilçede büyük hasara sebep olan orman yangınlarında zarar görmüş evlere karşılık TOKİ tarafından 20 yıl geri ödemeli evler yapılacağını öve öve anlattı. Öyle ki anlatırken bir ara kendinden geçip “Çok eski evi olan vatandaşlar, keşke bizim de evimiz yansaydı diyecekler.” cümlesini kullanarak çok büyük bir skandala imza atmış ve bizlere böylesine büyük bir felaketin bile herkes için aynı anlamı ifade etmediğini göstermişti.

Yaşanan her olumsuzluğun ardından işin içine siyaset katmadan durumu değerlendirebilmek, yaşananlar karşısında hala apolitik kalabilmek bu coğrafyada pek mümkün değil. Çelişen beyanların, olaya yangın felaketinden daha farklı perspektiflerde bakılması milletin vicdanını yakmaya devam ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın yangın bölgesinde incelemelerde bulunmak için gelmesiyle kendisinin konvoyunun yangın söndürme araçlarının bölgeye geçişine engel olması, daha sonra yangın felaketi yaşanan Marmaris’te vatandaşa seslenirken konudan ve yaşanan felaketten bağımsız olarak çay dağıtması büyük tepkilere yol açtı. Böyle acı bir olaya, seçim kampanyalarında yapılan ‘keyif çayı için’ sloganıyla yaklaşılması, yaşanan felaketin merkezi yönetim tarafından ne kadar ciddiye alındığını maalesef üzücü bir biçimde gözler önüne seriyor.

Sadece Ormanlarımız Değil İnsanlığımız Da Kül Oldu

Objektif bakan, mantığımız doğrultusunda fikir yürüten her birey gibi bu denli geniş çaplı olayların sorumluluğunu tek bir kişi veya kuruma yükleyemeyiz. Değişen iklim ve küresel ısınmanın etkisiyle bu bölgelerde zaten olması muhtemel olan orman yangınlarına karşı önlem alınması fikri muhalefet partiler tarafından da ortaya atılarak Meclis’te önerge verilmesi gerekirdi. Ortalık yangın yeri olduktan sonra geçmişe dönük eleştiri ve öneride bulunmanın bugün için herhangi bir faydası yok.

Ulusal olarak tek dileğimiz aynı felaketlerin tekrar yaşanmaması olduğu kadar, gelecekte yaşanması muhtemel her türlü afet ve felakete karşı çok daha hazırlıklı olmak ve yaşananların üstesinden gelemeyecek kadar ‘aciz’ duruma tekrar düşmemektir.

Sadece Ormanlarımız Değil İnsanlığımız Da Kül Oldu

 

 

Gündem kategorisindeki içeriklerimize ulaşmak için tıklayınız.

Görsel Kaynakları İçin Tıklayınız.

Görsel Kaynakları İçin Tıklayınız.


Leave a Reply

Your email address will not be published.