İnternet Basın Özgürlüğünü Nasıl Yok Etti (!)


İnternet Basın Özgürlüğünü Nasıl Yok Etti (!)

Çok iddialı bir başlık, ama basın özgürlüğünün çok ciddi hasar görmesinde internetin büyük bir etkisi oldu.

Nasıl mı?

Bundan 20 yıl önce Türkiye’de elinize bir gazete aldığınız zaman gazetenin ortadan sonraki sayfalarının kıvıl, kıvıl, 6 punto yazılarla basılmış, asla okunmayacak gibi duran, neredeyse tamamen metinden oluştuğunu görür ve hiç şaşırmazdınız. Bu sayfalarda basılı olan “şeylere” ‘küçük ilanlar’ denirdi. Bir gazeteye ilan verip, örneğin arabanızı satmak istediğiniz zaman, o gazeteye çalışan bir ilan bürosuna gider, istediğiniz metni yazdırır ve kelime başına hesaplanmış bedeli “tık!” diye öderdiniz. Punto büyütmek, ilanı çerçeve içine aldırmak ve başka hizmetler için de daha fazla bedeller ödemeniz gerekirdi.

İnternet Basın Özgürlüğünü Nasıl Yok Etti (!)
İnternet Basın Özgürlüğünü Nasıl Yok Etti (!)

O zaman da otomobil şirketleri, buzdolabı üreticileri veya bankaların yarım ya da tam sayfa büyük ilanları çıkardı. Ama bir düşünün, “sizin gazeteye tam sayfa ilan vereceğim.” diye gelen bir kurum ile tüm istediği bir santime dört santimlik bir alanda derdini anlatmak olan vatandaşın pazarlık güçleri hiç aynı olabilir mi?

Dolayısıyla, sayfa bazında küçük ilanlar gazeteler için çok ama çok karlıydılar ve bütün dünya gazetelerinde durum aşağı yukarı benzer bir şekildeydi. O günlerde gazetelerin reklam geliri bu şekilde iki ayaklıydı, bir tarafta büyük kurumsal müşteriler diğer tarafta ise bireysel verilen küçük ilanlar. Küçük ilan verenlerin önemli bir özelliği de reklam verirken politik yaklaşımlardan fazla etkilenmiyor olmalarıydı. Çünkü adam evinin en iyi Hürriyet gazetesinde müşteriye ulaşacağına inanıyorsa dünya görüşü ne olursa olsun ilanını Hürriyet’e veriyordu.

Gel zaman, git zaman internet üzerinden bireysel satışların çok daha rahat yapılabildiği ortaya çıktı ve insanlar gazeteler yerine küçük ilanlarını internete vermeye başladılar. Bu şekilde gazetelerin küçük ilan gelirleri sürekli düşmeye ve gazeteler reklam geliri alabilmek için gittikçe artan bir şekilde kurumsal müşterilere dayanmaya başladılar.

Basın özgürlüğünün olmaması yada zedelenmesi için tek koşul başta demir yumruklu, ceberut bir diktatörün olması değildir. Gayet demokratik görünümlü bir ülkede, eğer gazete bir dolu haberi sırf kendisine büyük reklamlar veren önemli şirketleri “kızdırır” endişesi ile yayınlayamıyorsa, o ülkede kusursuz bir basın özgürlüğünden söz etmek mümkün değildir. Ana akım medyayı ele alırsak durum şu anda Amerika’da tam bu noktada durmaktadır. Noam Chomsky gibi bütün dünyanın takdir ettiği bir takım muhalif düşünürler New York Times ya da Washington Post gibi ana akım yayınlarda çok uzun zamandır görülmemektedirler.

Gazetenin finansmanı bu reklamlardan değil de bir sanayi devinin bünyesinden gelmeye başladığındaysa (Gazete bir holdingin bir sürü şirketinden biriyse) durum çok daha acıklı olmaktadır. O nedenle Türkiye’nin basın özgürlüğü skorları hep düşüktü, 90’lı yıllarda da çok düşüktü. O dönemde düşük olmasının nedeni de Türk basının içinde bulunduğu sermaye yapısıydı.

AMA İNTERNET SAYESİNDE BİR DOLU MUHALİF İNSAN FİKİR BEYAN EDEBİLİYOR…

Evet doğru.

İnternet sayesinde çok izlenen / çok okunan bir yayını tek başına bile yapabilmek artık mümkün ve kurulum masrafı neredeyse sıfır.

 

İnternet Basın Özgürlüğünü Nasıl Yok Etti (!)
İnternet Basın Özgürlüğünü Nasıl Yok Etti (!)

Ama,

Geleneksel gazetelerin çok önemli bir özellikleri vardı: Haberin peşinde koşabiliyorlardı. Eğer önemli bir haber çıkacağına inanıyorlarsa muhabirlerini uzak bir ülkeye gönderebiliyorlar, ya da uzun bir araştırma sürecine katlanabiliyorlar ve her şeyden önemlisi de tüm bu süreci finanse edebiliyorlardı. Veya uzak diyarlarda sürekli muhabir istihdam edebiliyorlardı (Bizim kuşak iyi hatırlar; Reha Muhtar hep Atina’dan bildirirdi). Bu tür muhabirler sayesinde geçmişte ne kadar önemli bilgileri elde edebilmiştik.

Şu anda dünyada muhalif yayın yapabilen önemli blog ya da youtube kanallar mevcut. Ben bunlarla ilgili birkaç çalışma modeli gözlemledim;

1 – Bu blogerlar eski usul gazetelerde çalışmışlar ve eski deneyimlerini ve ilişkilerini kullanarak günümüzde herkese açık bilgi kanallarından elde ettikleri bilgileri bizlere yorumluyorlar. Çok faydalılar ama 10 sene ya da 20 sene sonra arkası gelebilecek bir çalışma modeline benzemiyor. Gazetelerin tüm bu araştırmaları finanse edebildiği çağda yetişen bu insanların yerlerine ne tür gençler gelebilir?

2 – Bu blogerların bir bölümü ise gene eski usul gazetecilikte pişmişler ve bir şekilde çevrelerinde bir güven oluşturmuşlar. Devletin ya da büyük kurumların gizli olabilecek ve halk zararına tarafları olan bazı hareketlerini içerden birileri, güvendikleri için ve olaydan vicdani sorumluluk hissettikleri için bu gazeteciye iletiyorlar.

Bu da çok kıymetli bir gazetecilik ama önemli bir açmazı var; falanca bilgiyi o gazeteciye kim, neden getiriyor? Bu sorunun her zaman sorulması yada böyle bir sorunun ortada olduğunun hatırlanması gerekiyor. Acaba haberin geldiği önemli bir kurum kamuoyu oluşturmak için mi gazeteciyi kullanıyor yoksa haberi getiren kişinin vicdani değil de kurum içinden kişisel hesapları mı var? Onları çözmek için mi gazeteciye geliyor. (Açıklamak gerekirse: gazeteci kullanılıyor mu?)

3 – İnternetteki muhalif sayılabilecek bir yayının yabancı bir ülke tarafından finanse edilmesi durumunu da saymamız iyi olur. Bu koşulda gazetecinin araştırma yapabilmesi için finansman bulma sorunu kalmıyor ama ismi üzerinde, “yabancı bir ülke” sırf kendi (hepsinin kötü ve zararlı olması gerekmese de) çıkarları için bu yayını yapıyor.

Peki çözüm?

Bilmiyorum. Ama üzerinde düşünmeye ve dünyadaki gelişmeleri takip etmeye devam etmek gerektiğine inanıyorum.

 

02.08.2019

Haldun Aydıngün

Yazarımızın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.

instagram profil

office 2013 lisans


Haldun Aydıngün

Haldun Aydıngün

Mühendis, arkeolog (Dr), yazar (19 yayınlanmış kitap), fotoğrafçı, dağcı, ultra maratoncu
https://wikikultur.com/

Leave a Reply

Your email address will not be published.