Küsmek ve Tavır

Küsmek ve Tavır

Küsmek sevdiğin insan ile yeniden konuşmak istemektir. Hani uzun bir paragrafı parça parça göndermenin sinir harbi, bir bütün olarak göndermenin ise kırgınlık olduğunu söyleriz ya, işte bulunduğum durum böyle bir şey. Bu durum, trip denilen o saçma kelime de değil. Trip, trip, trip… Kim buldu bu saçma kelimeyi? Nereden çıktı karşımıza? İnsan sevmediği birisine bunu neden yapsın, neden trip atsın diyorum yani? Yalnızca tavır alır. Tavır bir somunun cıvataya güzelce oturması gibi. Döne döne en aşağıya inerken “tavrın” ne denli kıymetli ve ne anlama geliyor olduğunu öğreniriz.

Bence küsmek yeniden konuşmayı istemek ise tavır tamamen iletişimi koparmak anlamına yoğrulur. Yaşanılanlardan dolayı tavır aldım. Gediğine koyulmuş bir laf. Küsmek biraz düzeleceğini bilmekse, tavır ümidini kesmek olmalı. Küsmek bir şeyleri düzeltmek istemek ise tavır tamamıyla silmektir.

Bana neden küstün, sorusuna bir cevap verebiliriz. Bana neden tavır aldın, sorusuna da bir cevap verebiliriz. Öyleyse neden bu cevapların soruları aranmaz ki? İnsan, neden kırdığı bir kalbi tamir etmek istemez? Neden onarayım demez? Ya da insan neden kalp kırar?

Bu iki kelimeyi çok ayrı torbaların içine koyuyorum. Bu torbaların denge terazisine çıktığında, sevgi karşısında küsmek ağır basıyor. Ancak asla bir “tavır” kazanmıyor bu terazide. Tavrımız net olan bir şeydir. Küsmek öyle değildir. Ben bunu böyle yapacağım, zamanı gelince şöyle davranacağım deriz. Fakat o an gelince bir gülümsemeye bile yenilebiliriz. Davranışımız küsmek olunca netlik abidesi yıkılır ama bir çizgi çekersek bunu kimsenin silmesine izin vermez, tavrımız.

Çizgi çizildikten sonra bunu aşmak yerine, neden bu çizgi burada diye sorulmasını ister iki ayrı torbadaki davranışlar. Küsmek biraz daha alttan alan bir eylemdir, gönül düzelince umursamaz. Tavır, cevabın aranmasını ısrarla ister. Çizgiyi çizdiren, sormak yerine aynı hatalara defalarca düşmeye meyillidir, tavır buna da izin vermez.

Hani her yerde karşımıza çıkabilen ama yazarının asla adının geçmediği söz var ya;

“sana duvar ördüysem tuğlasını sen verdin”

işte bu sözün beni etkilediği kısmı, tavrımın netliği olarak görüyorum. Bu sözü her seferinde soframa koyuyorum. Üstüne bir de en başta eklediğim cıvata ve somun örneğini ekliyorum. Sofram cennete dönüyor, beni anlayan birkaç örnekten biri elimin altında, aynı hatalara düşmemek adına elimin altında duran tecrübeler. Her duvar tuğlası bir hatayı temsil etse diyorum, bir somunun cıvata üzerindeki tam tur dönüşü bir hatayı temsil etse diyorum, iki örneği farklı zamanlarda kullansam diyorum, her insandan aynı şeyi duymak yerine farklı farklı örnekleri arada kendime hatırlatırım oluyor.

İşte tavrı yaratan üç madde;

Tuğla, Somun ve Cıvata.

Küsmek Nazım Hikmet’e göre;

Küsmek nedir bilir misin?
Küsmek dürüstlüktür..
Çocukçadır ve ondan dolayı saftır.
Yalansızdır.
Küsmek; ‘seni seviyorum’dur
Vazgeçememektir.
Beni anlatır küsmek
Kızdım ama hala buradayımdır,
Gitmiyorumdur, gidemiyorumdur.
Küsmek; nazlanmaktır, yakın bulmaktır, ‘benim için değerlisin’dir.
Küsmek; sevdiğini söyle demektir,
‘Hadi anla’ demektir.
Küsmek; umuttur, acabaları bitirmektir, emin olmaktır,
Yani, diyeceğim o ki:
Ben sana küstüm.

Tavır asla böyle değildir. Tavır, noktalı virgülden sonra gelen kelimelerin net hâlidir. İşi oluruna bırakmak değildir. Çizgiyi gerekirse kendini bir kaleye kapatacak şekilde sınırlamaktır. Tavır doğru zamanda, doğru davranışı sergilemektir.

Küsmek kalbi bir yere gizlemektir. Kırık kalbi gün yüzüne çıkarmamaktır. Kırılmış bir kalbi görmek, bakmayı bilmeyi gerektirir. Tavır, taşa dönmüş kalbi hiç çekinmeden göz önünde bulundurur.

Küsmek ve Tavır aynı insanda beraber doğsa da “tavır” ortaya çıktığında, “küsmek” ölür. Eğer bir kalp taşa bürünürse, taşı kırmak ön yargıyı kırmaya benzeyecektir.

Küsmek ve Tavır
Küsmek ve Tavır

 

İlker Has’ın son yazısına ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.

küsmek ve tavır adlı deneme yazısını okudunuz. Sizin küsmek ve tavır hakkındaki yorumlarınız nelerdir?


Leave a Reply

Your email address will not be published.