Neden Yılbaşı Kutlaması İle Örneğin Bir Galibiyet Kutlaması Temelde Çok Farklı Şeylerdir?

 

Neden Yılbaşı Kutlaması İle Örneğin Bir Galibiyet Kutlaması Temelde Çok Farklı Şeylerdir?

Yılbaşları yaklaşırken bazı insanlar bunun kutlanacak bir olay olmadığının altını ısrarla çizerler. Çok dini taraftan duruma bakıp bir de 24 Aralık ile 31 Aralığı birbirine karıştıranlardan söz etmiyorum, kentli, sosyal demokrat ya da “solcu” diyebileceğim kişilerin itiraz ve eleştirilerini kastediyorum.

Yılbaşı bir galibiyet ya da futboldaki zafer değildir. Yılbaşı dediğimiz olay insan oğlu tarafından kabul görmüş bir “geçiş” anıdır. Bir yıldan diğerine geçişin sembolik bir anlatımıdır. Tabii ki 31 Aralık sabahı siz ile 2 Ocak sabahı uyandığınızdaki siz tamamen aynı kişidir. Dünyanın güneş çevresindeki konumu ise sadece 2 derecelik bir fark yapmıştır. Eleştiri sahipleri ortada sevinilecek bir durum olmadığını “haklı” olarak söylemektedirler. İşte tam da bu nedenle Yılbaşı futbolda kazanılan bir zafer gibi kutlanacak bir durum değildir.

Neden Yılbaşı Kutlaması İle Örneğin Bir Galibiyet Kutlaması Temelde Çok Farklı Şeylerdir?
Neden Yılbaşı Kutlaması İle Örneğin Bir Galibiyet Kutlaması Temelde Çok Farklı Şeylerdir?

Yaşadığımız bu tür geçiş anları aslında yaşam yolculuğunda bizim için birer nirengi noktalarıdır. Bu nedenle yaşamda yönümüzü bulabilmek için bu nirengilere çokça ihtiyaç duyarız. Ve gene bu nedenle en eski, en ilkel kabilelerde bile bu tür geçiş anları törenlerle kutlanmışlardır. Bu törenlerin en önemli faydası ise yaşayan insanlara artık eski dönemin kapandığını ve yeni bir dönemin başladığını iyice, bilinç altına işleyecek şekilde hissettirmek ve ruhen onu (onları) yeni döneme hazırlamaktır. Bu bakımdan yılbaşları aslında düğünlere de benzetilebilir. Düğünden bir gün önceki siz ile iki gün sonraki siz de biyolojik olarak tıpatıp aynı varlık olmanıza karşın sosyal yaşamda büyük bir değişiklik yaşamakta olduğunuzu “başınızdan geçen” düğün töreni size iyice anlatır.

Geçişten sonraki değişim ne kadar kuvvetli olacaksa, yani kişinin yaşamındaki değişiklik ne kadar sert olacaksa törenlerin de aynı derecede gürültülü, patırtılı olmasında fayda vardır.

Neden Yılbaşı Kutlaması İle Örneğin Bir Galibiyet Kutlaması Temelde Çok Farklı Şeylerdir?
Neden Yılbaşı Kutlaması İle Örneğin Bir Galibiyet Kutlaması Temelde Çok Farklı Şeylerdir?

BİR ÖRNEK

Vietnam sendromunu, yani, Vietnam’a giden askerlerin neden II Dünya Savaşı’na gidenlerden çok daha fazla ruhsal olarak hasar gördüklerini araştıran uzmanlar (İsviçreli bilim adamları değil, bildiğiniz Amerikalı olanları), bir dolu nedenin yanında şunu da saymışlardı:

  1. Dünya Savaşı’nda askere alınanlar, köylerinden, kasabalarından birliklerine giderken bando eşliğinde, büyük törenlerle ve kalabalık bir topluluk olarak uğurlanıyorlardı (ve sanırım yaşamlarındaki bu çok büyük değişikliğe daha iyi hazırlanıyorlardı). Vietnam savaşı sırasında ise gencin postasına sarı bir zarf geliyor, o da gidip Greyhound otobüsüne binip tek başına gidiyordu (Bu sahne Hair filminin başlarında çok güzel işlenmiştir).

Bizde de halkın kendi icat ettiği “asker uğurlaması” diye bir tören vardır (“En büyük asker bizim asker” olayı). Yıllarca izledim ve şunu fark ettim; Güneydoğu’daki olaylar ne zaman artsa asker uğurlamaları da o kadar daha gürültülü, yol kapamalı oluyordu. Kısacası, insanlar doğal bir refleks olarak kişiyi geçişe hazırlayabilmek için dozda ayarlamalar yapıyorlar.

Yeni yıl için bir eleştiri şöyle gelebilir; “Yahu, yeni yılda ne değişecek ki?”. Soruyu biraz daha açmak gerekirse, “kutlamaya, ya da sevinmeye değer ne değişecek?” diye sorulabilir.

Aslında çevremizdeki bir dolu nokta değişiyor ve biz de yavaş yavaş değişip, büyüyüp, yaşlanıyoruz.

Neden Yılbaşı Kutlaması İle Örneğin Bir Galibiyet Kutlaması Temelde Çok Farklı Şeylerdir?
Neden Yılbaşı Kutlaması İle Örneğin Bir Galibiyet Kutlaması Temelde Çok Farklı Şeylerdir?

PEKİ NEDEN ASKER UĞURLAMASINDA, DÜĞÜNDE veya YENİYILDA EĞLENİLİR.

Çok basit!

Ortada başarı gibi bir kutlanacak bir durum olduğu için değil.

Gelecek değişikliğe umutla bakabilmek için, sevinçle bakabilmek için.

Yoksa her üç durumda da bir camiye kapanıp, göz yaşları içinde, sabaha kadar “Allah’ım ne olur beni mahcup etme” diye dua etmemiz gerekirdi (Ki! Öyle yapmıyoruz).

O nedenle siz, siz olun. Kendiniz ya da yakınlarınız için yaşamda büyük değişikliklerin olacağı dönemlerde, elinizden geldiğince çok patırtılı ama mutlaka eğlenceli, “ilkel” törenler düzenleyin. Hepimizin hayatını etkileyen “yeni yıl” için de bir şeyler düşünün ve onu küçümsemeyin ve bunu yaparken de ortamın iyimserliğe izin verip vermediğine hiç bakmayın.

 

03.01.2020

Haldun Aydıngün

Görseller yazarımız Haldun Aydıngün’e aittir. Lütfen izni dışında kullanmayınız.

Haldun Aydıngün’ün yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.


Haldun Aydıngün

Haldun Aydıngün

Mühendis, arkeolog (Dr), yazar (19 yayınlanmış kitap), fotoğrafçı, dağcı, ultra maratoncu
https://wikikultur.com/

Leave a Reply

Your email address will not be published.