“Post Truth” – Hakikat Sonrası Dünyada Mavi Hapı Mı, Yoksa Kırmızı Hapı Mı Alacaksınız?

“Post Truth” – Hakikat Sonrası Dünyada Mavi Hapı Mı, Yoksa Kırmızı Hapı Mı Alacaksınız?

 

Post Truth “Gerçek Sonrası” Politikalar dünyası içinde hepimiz yaşıyoruz ve FB paylaşımlarımdan da görüldüğü gibi her tür düşünce ve inanç sahibi insan da bu çağın kurallarına uyup, gerçeğin aranması konusunda gittikçe daha az titiz oluyor.

Gerçek Sonrası dünyada politik taraflar gittikçe artan bir şekilde duygulara, kalplere hitap etmeye çalışıyorlar. Bunu yaparken de önemli ayrıntılardan, hatta gerçeklerden söz etmeye pek gerek görmüyorlar. Hatta, söylediklerinin yanlış (yalan) olduğu ispat edildikten sonra bile yalanlarını tekrarlamaya devam ediyorlar. Kendi iddialarının ciddi kanıtlara, bilimsel verilere dayanması kesinlikle gerekmiyor. İnanır bir şekilde sürekli tekrarlamaları pek çok açıdan yeterli oluyor.

31 Mart 2019 yerel seçimlerinden sonra “Çünkü çaldılar” sloganı bunun çok temel bir  örneğiydi, 2016’daki halk oylamasında İngiltere’yi AB’den çıkarmaya çalışanların sürekli kullandıkları “AB üyeliği bize haftada 350 milyon pounda mal oluyor” sloganı bir başka örneğiydi. Bu sloganı oluşturan bilgi İngiltere İstatistik Kurumu, Mali Araştırmalar Enistitüsü, BBC Haberler, Channel 4 Haberler tarafından kabul edilmese de ayrılıkçı taraf oylama gününe kadar sloganı kullanmakta bir sakınca görmedi. (Ekte bu sloganın üzerine yazıldığı kampanya otobüsünün resmi var).

Bu konuda çok daha fazla bilgi almak isterseniz, İngilizce olmasına karşın Wikipedia sayfasını öneririm. İngilizceniz yetmiyorsa (https://translate.google.com)’dan) çevirip okumayı deneyebilirsiniz. Bayağı anlaşılıyor. (https://en.wikipedia.org/wiki/Post-truth_politics)

“Post Truth” – Hakikat Sonrası Dünyada Mavi Hapı Mı, Yoksa Kırmızı Hapı Mı Alacaksınız?
“Post Truth” – Hakikat Sonrası Dünyada Mavi Hapı Mı, Yoksa Kırmızı Hapı Mı Alacaksınız?

PEKİ BUNDAN BİZE NE?

Post Truth’un iki türlü sakıncası var:

1 – YALAN BİLGİLERLE BOMBARDIMAN EDİLİYORUZ.

Aslında bu daha az sorunlu bir sakınca, çünkü sosyal medyanın çok az olduğu (Yani sadece kulaktan kulağa dedikodunun var olduğu), genel haber akışının ise medya tekelleri tarafından sağlandığı dönemlerde (20 yıl, ya da daha önceleri) zaten yalan bilgi ve hükümetler tarafından pompalanan propagandalara sürekli maruz kalıyorduk. Elimizde de yapacak çok fazla bir şey yoktu. Dolayısıyla fazla bir sorumluluğumuz da olmuyordu.

2 – YALAN BİLGİLERİ BİZ (DE) YAYIYORUZ.

Ah! İşte zurnanın zırt! dediği yer tam da burası. İnternet dünyaya hakim olduktan sonra artık kimse pasif bir okuyucu / dinleyici / seyirci değil. Herkes aynı zamanda bir yayıncıya dönüşmüş durumda. Dolayısıyla, herkesin, hepimizin yaptığımız yayınlar konusunda ÇOK AMA ÇOK dikkatli olmamız gerekiyor.

Post Truth çağında gelen bilgiler bizi en çok duygularımızdan hedef alıyorlar. O zaman en çok dikkat etmemiz gereken iki durum, gördüğümüz bir paylaşım acaba bizi,

  1. Çok mu mutlu ediyor?
  2. Çok mu kızdırıyor?

Eğer bu ikisinden birini yapıyorsa, çok büyük ihtimalle Post Truth çağına uygun yalan bir haberle karşı karşıyayız. Yukarıda özellikle de “Çok mu mutlu ediyor?” sorusunu da sordum. Çünkü FB paylaşımlarında son derece aklı başında, şahsen tanıdığım pek çok insanın inanılmaz paylaşımları benimseyip, yayılmalarına yardımcı olduklarını görüyorum.

Daha birkaç gün önce bir dostum Atatürk döneminde 1 TL’nin 100.- USD olduğunu paylaşıyordu. Hemen Merkez Bankası sitesine girip tüm Cumhuriyet Dönemimizin USD/TL kurlarını bulup kendisine gönderdim (ve uyardım!).

“Post Truth” – Hakikat Sonrası Dünyada Mavi Hapı Mı, Yoksa Kırmızı Hapı Mı Alacaksınız?
“Post Truth” – Hakikat Sonrası Dünyada Mavi Hapı Mı, Yoksa Kırmızı Hapı Mı Alacaksınız?

Dünyanın her yanından gelen saçma sapan bina resimleri birkaç yıldır, ülkemizin garabetleri şeklinde paylaşılmaya devam ediyor. Bizim ülkede  müteahhitlerin yatacak yeri yok, tamam da bütün dünyanın günahını üstlenmemize de hiç gerekmiyor (En hoşu, çatlamış bir elektrik direğinin koli bandıyla tamir edildiğini gösteren Rusya kaynaklı resimdi. Bu resmin altındaki yorumları okumak ise ayrı bir yürek ağrısıydı).

Bu paylaşımların ne kadar yanlış olduklarını bazen gene internet kullanarak bir iki dakikada bulup yorum bölümlerine yazıyorum. Dostlarımdan da bana kızanlar oluyor. Bunlardan bir örnek; iki yıl kadar önce, düşmeye başlayan TL’nin değeri nedeni ile yurdumuzda satılan benzin en pahalı benzinler listesinde 40. Sıraya yerleştiğinde, “Dünyanın en pahalı benzini bizde” (hala) diye paylaşan bir FB arkadaşı ile aramda geçmişti. Herhalde beni hükümet taraftarı olmakla suçlamıştı.

Evet, duygulanmak, sevinmek güzel şeyler. Ancak herkesin “HAKİKAT” ile nasıl bir ilişki kurmak istediğine karar vermesi gerekiyor ve bir paylaşım yapmadan önce bir YAYINCI olarak başka insanlara karşı (okuyucularına karşı) nasıl bir sorumluluk sahibi olduğunu iyi anlaması gerekiyor.

06.11.2020

Haldun Aydıngün

 

 

Yazarımızın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.


Haldun Aydıngün

Haldun Aydıngün

Mühendis, arkeolog (Dr), yazar (19 yayınlanmış kitap), fotoğrafçı, dağcı, ultra maratoncu
https://wikikultur.com/

Leave a Reply

Your email address will not be published.