Topraktaki Bir Oyuktan Orta Çağ Krallıklarına…

Topraktaki Bir Oyuktan Orta Çağ Krallıklarına…

 

“Topraktaki bir oyukta bir hobbit yaşardı”

 

Topraktaki Bir Oyuktan Orta Çağ Krallıklarına...
Topraktaki Bir Oyuktan Orta Çağ Krallıklarına…


J.R.R. Tolkien sinemaya da uyarlanan “Hobbit’ isimli fantastik romanının bu giriş cümlesini boş bir sınav kâğıdının köşesine yazdığını aktarır. Sınav okuma görevinin sonsuz bitkinliği içinde kaleme alınmış bu cümle, yıllar sonra yani 1930’un başlarında ‘Hobbit’ halini almış ve yayınlanır yayınlanmaz fantastik edebiyat camiasında büyük bir yankı uyandırmıştır. Tüm zamanların en iyi fantastik/macera kitaplarından biri sayılan Hobbit, aslında Tolkien’in şömineye sırtını verip çocuklarına anlattığı hikâyelerden sadece biridir.

Cücelerin, elflerin, büyücülerin ve orklar gibi daha birçok yaratığın yer aldığı “mitolojik” bir hikâye. Unutulmaz bir Orta-Dünya klasiği olan Hobbit’i böylesine eşsiz kılan en büyük etkenlerden biri de Tolkien’in zengin hayal gücünün yanında gerçekçi bir üslupla harmanlanmış usta kalemidir şüphesiz. Bunun yanında hikâyede kademeli olarak artan gerilim hissi ve sürükleyici anlatım, okuyucuların olayı yaşıyormuşçasına merak ve heyecana kapılmasında ki en büyük etkenlerden sadece ikisi.

“Çocuklarım daha küçükken onları eğlendirmek için ‘çocuk hikâyeleri’ uydurma ve sözlü olarak anlatma, zaman zaman da yazıya dökme alışkanlığım vardı. Hobbit de bunlardan biriydi. ‘mitoloji’ ile zorunlu bir bağlantısı yoktu ama doğal olarak zihnimdeki bu baskın yapının çekimine kapıldı; bu da öykünün ilerledikçe daha büyük ve daha epik bir hal almasına yol açtı…”

 

Topraktaki Bir Oyuktan Orta Çağ Krallıklarına...
Topraktaki Bir Oyuktan Orta Çağ Krallıklarına…


*
Küçük yaşlardan beri diller üzerine büyük bir merak ve yeteneği olan Tolkien, eğitimine King Edwars School’ da başlamıştır. Eski Gal ve Fin dilleri hakkında araştırma yaptığı yıllarda kendi dilini oluşturmaya başlamıştır bile. Tolkien’in yarattığı bu dil kitapta da sıkça geçen elf dilidir.


J.R.R. Tolkien Oxford üniversitesinin son sınıfında eğitimine devam ettiği sırada 1. Dünya Savaşı patlak verir ve ertesi yıl bölümünü birincilikle tamamlayıp Fransa’daki İngiliz Sefer Kuvvetleri’nin 2.Hizmet taburuna teğmen olarak atanır. Somme Muharebesi gibi birçok muharebe ve siper çatışmasında yer alan Tolkien 27 Ekim’de hendek çatışmaları sırasında yaralanınca ordundan emekli edilir ve İngiltere’ye geri gönderilir. Ancak usta yazar savaşta askerlerinin birçoğunun yanında yakın arkadaşlarının çoğunu da kaybetmişti.

 

Topraktaki Bir Oyuktan Orta Çağ Krallıklarına...
Topraktaki Bir Oyuktan Orta Çağ Krallıklarına…


Bunun üzerine Tolkien Oxford’da Anglosakson Profesörlüğüne döner ve çalışmalarına devam eder. Yoğun çalışmalarının meyvesini de çok geçmeden alır ve dünyanın saygın dilbilimcilerinden biri haline gelir.
Tolkien acı dolu yaşamını hiç yansıtmayan çok neşeli biriydi. Partilere kutup ayısı kostümüyle gider, savaşçı kostümleri giyip komşularını baltayla kovalar ya da yerel esnaftan yaptığı alışverişleri sahte dişlerle öderdi.
*
Hobbit, Tolkien’in henüz üniversitede öğrenciyken yazmaya başladığı Yüzüklerin Efendisi kitabının öncesini anlatan bir giriş niteliğindedir aslında.
Hikâyemizin kahramanı Tepe’nin ardında Çıkın Çıkmazı denilen sevimli bir yerde yaşayan Bilbo Baggins isimli bir hobbittir. Hobbitler kıllı ayaklı, kısa boylu, misafirperver kişilerdir.

Ve maceradan uzak yaşarlar hikâyeye göre. Ama bu sevimli hobbitimizin hayatı Gandalf isimli bir büyücünün onu bir maceraya davet etmesiyle değişecektir. Bir Hobbit için son derece rahatsız edici olan bu teklifi her ne kadar reddetse de Gandalf onu bu maceraya uygun bulmuş ve cücelere haber vermek için yola koyulmuştur bile.


Bilbo, ertesi gün çay saatinde davetsiz on üç cücenin evine girmesiyle kendini ejderhalar ve ismini sadece kitaplarda duyduğu daha nice tuhaf yaratıklarla dolu bir maceranın tam ortasında bulur. Görevi ise uzun yıllar önce cücelerin yurdunu ellerinden alan Smaug adlı bir ejderhanın elinden değerli bir taşı çalmaktır!..

*
Tolkien henüz 16 yaşındayken, 19 yaşında ki son sınıf öğrencisi Edith Bratt’e âşık olur. Ancak babası öldükten sonra Tolkien’in veliliğini üstlenen Peder Francis koyu bir Katolik’tir ve bir Protestan olan Edith ile aralarındaki ilişliye şiddetle karşı çıkar. Tolkien ise Edith’ten asla vazgeçmez ve 21 yaşına, reşit oluncaya dek bu ayrılığın acısıyla kavuşacakları günü bekler. 21 yaşını doldurduğunda ise Edith başka biriyle nişanlanmıştır.

Fakat Tolkien’e duyduğu aşk hala tazedir. Bunun üzerine Edith nişanını atar ve bir Pazar günü Protestanlığa geçerek Katolik olur. 1916’daysa Tolkien ile evlenir.
Tolkien’in vasiyeti üzerine öldükten sonra mezarları üst üste gömülerek mezar taşlarına Orta Dünya’nın efsanevi âşık çifti Beren ile Luthien adları yazılır…

 

Görsel Kaynakları:

Birinci görsel için tıklayınız.

İkinci görsel için tıklayınız.

Öne çıkan görsel için tıklayınız.

 

Yazarımızın diğer yazısına ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.


Leave a Reply

Your email address will not be published.