Kendimi Uzun Zamandır Bir Filmin İçinde Hissediyorum

Kendimi Uzun Zamandır Bir Filmin İçinde Hissediyorum

Kendimi uzun zamandır bir filmin içinde hissediyorum. Sessiz sokaklarda başıboş dolanıyorum. Elimde dünden kalma içkim ve bol tükürükle sarılmış bir sigaram.

Sokağın ortasına varınca durup etrafı seyrettim. Her taraf bomboş, başımı gökyüzüne kaldırdım; ufak bir çiselti yüzüme dokunmaya başladı. Başlayış, sonu bitmeyen bir hüzne başlayış… Kulaklarımı müziğe esir ettim ve yürümeye başladım. Kafamın içinde oluşan boşluğun nedeni, düşüncelerimin gözlerimden akmasıydı. Yolun sonuna gelmeden paçalarıma kadar ıslanmıştım. Üstümü çıkardım, sokağın ortasında. Bir kamera izliyormuş beni, o an anladım. Karşıma geçti, soyundum. Elbiselerimi sinirli vücudumun kollarıma verdiği hırs ile sıkıştırdım.

Kendimi Uzun Zamandır Bir Filmin İçinde Hissediyorum
Łukasz Martenka adlı kişinin Pexels‘daki fotoğrafı

Akan damlalar asfalta ulaşmadan kayboluyordu. Bu sırada yağmur hızlandı. Muhteşem bir döngü içerisindeydim. Güçlü kollarım, elbiselerin suyunu çıkartıyordu, asfalta ulaşamadan kayboluyordu, yukarıdan üstüme gelen damlalar iyice azmaya başlamıştı. Kurudukça ıslanan elbiselerimi kenara atıp, bir süre yağmurun tadını çıkardım. Yağmur durdu. Düşüncelerim durdu. İçimi kaplayan hüzün yerini öfkeye bırakmıştı, bir terk edilişe daha şahit oldum.

Pantolonu elime aldım, hafif bir sıkıştırma ve adeta bir uyanış iki yağmur damlasını gökyüzünden süzülüşünü görmek. Ardından öfkelenen bedenim ile ıslak bacaklarımı sıkan eller, gökyüzünden kanların süzülüşünü gören gözler, son sandığımız başlangıçların uyanışına sebebiyet veriyordu.

Kendimi uzun zamandır bir filmin içinde hissediyorum. Arabanın içinde oturuyordum. Daha önce kimsenin gelmediği bir yer olduğu sakinliğinden belliydi. Araçtan inmedim, arka koltuk rahatlığıydı. Kamera beni uzaktan izliyordu. Sonra pencereme kırmızı bir damla düştü, belirli aralıklarla birkaç yüz damla daha aktı penceremden. Bir sakinlik oluştu birkaç köpek havlaması beni irkitti. Ulumalar başladı. Kameraya döndüm, yalnızca benim korkaklığımı çekiyordu. Telaşımı. Ani bir gök gürültüsü ve tonlarca kırmızı yağmur, kan diyemezdim bir insan bedeninden aktığını öğrendikten sonra, acıyla yoğrulmuş kırmızı bir yağmur diyebilirdim.

Kendimi Uzun Zamandır Bir Filmin İçinde Hissediyorum
Charles Roth adlı kişinin Pexels‘daki fotoğrafı

Dona kaldım, kameranın bu dona kalmayı da çektiğinden emindim. Tavana vuran ıslaklığın seslerini duyabiliyordum. Ardından başka sesler katıldı, damarlarımda akan kanlar, hızlı hızlı pompalanan kanlar. Arka koltukta doğruldum, arabanın burnundan karşı manzarayı izledim, akan nehrin soğukluğunu içimden geçiyor gibi hissettim. Daldım. O dalış bu dalıştır ki dışardaki kadının köpeklerle konuşması, uzun zamandır tek bir yöne baktığımı hatırlattı. Kafamı o yöne çevirdim, güle oynaya gelen kadının sesi ve birkaç havlama, kamera içimdeki pır pırı izliyordu. Ortam sessizleşti, kapıyı açtım, geçmişe geri döndüm.

 

İlker Has’ın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Bizi Twitter’dan takip etmek için tıklayınız.

Tarihin Derinliklerine Uzanan Bir Hikaye: Sıcak Merhamet


Leave a Reply

Your email address will not be published.